Kasulidis, Avrupa Komisyonu dönem başkanı...

 Evet, "Kıbrıs Cumhuriyeti" Dışişleri Bakanı Sayın Kasulidis, önümüzdeki Salı günü Avrupa Komisyonu Dönem Başkanı olacak...
  Mont Pelerin'de Federal Çözüm yönünde bir gelişme olmazsa, 2003'te çözüm olmadan AB üyesi olan "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin" bu gerçeği ile Kıbrıslı Türkler ve Türkiye, bir kez daha yüz yüze gelecek...
  Hatırlanacağı gibi 2012'de bu gerçeği, "Kıbrıs Cumhuriyeti’nin" AB Dönem Başkanlığı ile yaşamıştık.  Türkiye bu yüzden, AB ile ilişkilerini, "Kıbrıs Cumhuriyeti" Dönem Başkanlığı süresince, 2012'de dondurma tavrı almıştı.
  Şimdi Avrupa Komisyonu Dönem Başkanı, yine "Kıbrıs Cumhuriyeti". 
  Ama kez Türkiye'den ve bizden 2012'deki tavra benzer bir tavır yok. 
  Yani bu gerçek, bu kez sesizlikle sözde görünmez kılınarak karşılanıyor...
  Üstelik, Kıbrıs sorununda bir çözüm olgusu gelişmezse. Türkiye'nin AB ile en sorunlu olduğu bu dönemde, bir de "KC'nin" Avrupa Komisyonu, Dönem Başkanlığının yol açacağı bir başka siyasi sıkıntı ile karşı karşıya kalınacak.

Ekonomik darbe…
 
  Federal çözümü; "Kıbrıs'ın kaybı" olarak gören çevreler var. Ama bunlar, "KC'nin" Avrupa Komisyonu Başkanı olacağı gerçeğini, "kafalarını kuma sokarak" güya görmezden geldikleri gibi, bir gerçeğe daha gözlerini kapatmaktadırlar.
  Bu ise, Kıbrıs Türk toplumunu ve devleti; onların yıkım diye gördüğü Federal Çözümden, çok daha fazla yıkıma ve çöküşe sürükleyen ekonomik darbedir...
  Hamasetin engelleyemediği bu darbe, döviz krizinin yol açtığı acı yıkım gerçeğidir.
  Bakın, şu anda 4 milyar 987 milyon TL olan 2017 KKTC Bütçesi, Meclis Komitesi’nde görüşülmektedir. 
  Ama bu Bütçe; Meclis Genel Kurulu’nda görüşülüp oylanmadan, yani daha Komitede görüşülürken, Döviz Kurundaki felaket gelişmelerden ötürü, dolar bazında %25 reel değer kaybına uğradı...
Çünkü, bu Bütçe'nin hazırlandığı dönemde, Ağustos ayı sonunda 2016'nın 8 aylık ortalamada dolar kuru, 2.7 TL idi. 
  Bugün daha Komitede görüşülürken bir dolar, 3.40 TL oldu.
  Bu, KKTC ekonomisinin ve insanının kaldırabileceği bir oynama değildir. 
  Hiçbir hamaset, bunun yol açtığı ve açacağı yıkım gerçeğini örtemez.
  Bu nedenle 2017 için öngörülen pek çok ekonomik düzenleme ve öngörü şimdiden alt üst olmuştur. İnsanların yaşamı, darmadağın olmaya adaydır..
  TL'nin dolar karşısında bu kaybı, 150 milyon dolarlık ihracatı, fakat 1 milyar 800 milyon dolarlık ithalat olan ülkemiz açısından çok büyük bir yüktür. 
  Çünkü bu ülkede tüm mal ve hizmetlerin fiyatı, günlük yaşamda kullandığımız TL'ye rağmen, dövize göre şekillenmektedir. 
  Federal Çözüm olursa, Kıbrıs Türk toplumunun ekonomik olarak maf olacağını söyleyenler bu gerçeği susarak mı karşılayacaklar? 
  Yani, toplumun ve insanların durduğu yerde, kendinden kaynaklanmayan bu nedenlerden ötürü, daha da yoksullaşacağı gerçeğini hangi hamaset örtebilir?
  Asgari ücret; dolar bazında, KKTC'nin gördüğü en yüksek seviyesine 991 dolarla 2008'de çıkmıştı. 
  Ancak Asgari ücret bugün, bu kur ile 539 dolara düşmüştür. Yani asgari ücret reel olarak yeniden 14 yıl geriye, 2002-2003 seviyesine geri dönmüş oldu.

Bir örnek de kamudan
 
  Kamu Görevlileri açısından ise örnek vereyim. 
  Barem 16/10 da bulunan bir Kamu görevlisinin maaşı, Ekim 2002'de 1023 dolardı. Bu maaş, 1 Ocak 2005'te 2034 dolara ulaştı. Bu baremde bulunan bu kamu görevlisinin maaşı, 1 Ocak 2008'de; 3,676 dolara denk oldu. Ama bu maaş; bu kur ile 21 Kasım 2016'da 2107 dolara düşmüş oldu.
  Yani bu baremde bulunan bir yurttaşın maaşı, reel olarak 11 yıl geriye gitti.
  Peki, Tarım Üreticisi açısından? 2017 Bütçesinde öngörülen tüm destekler, daha Bütçe Meclis'ten geçmeden, TL'nin dolar karşısındaki bu kaybı ile reel olarak %25 eridi. Aynı şey, tüm iş dünyası ve esnaf için de geçerlidir.
  Bu krizle, bu topraklardaki varlığımızın dayanağı olan insanlarımızın maaş ve ücretleri ile Ekonomik değerler eridi. Alım gücünün ise yerlerde sürüneceği bir diğer gerçektir.
  Toprakta, Federal Çözüm olması için ele alınan kısmi düzenlemeyi felaket olarak gören çevreler, siyasi ve ekonomik alanlarda makaleye konu yaptığımız bu iki acı gerçeği de göz önünde tutar mı? 
  Bunların bize yaşattığı, ekonomik, maddi, moral, manevi ve siyasi kayıpları da değerlendiriyorlar mı?  
  Hiçbir hamaset bunları örtemez.
YORUM EKLE