banner564

Kazakistan, Hindistan ve Holguin 

“Kıbrıs Cumhuriyeti” Cumhurbaşkanı Sayın Hristodulidis Kazakistan’a ziyaret gerçekleştirdi. Bundan bir müddet evvel de Hindistan ziyaretleri gerçekleşti. Kazakistan, Kıbrıs’ın başkenti Lefkoşa’nın Güneyinde Büyükelçilik açtı. Şimdi Sayın Hristodulidis Astana’da KC Büyükelçiliğini açacak. Peki Hindistan ve Kazakistan ziyaretlerinin stratejik önemi yok mu?
 Bir kere 2023 yılında Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de düzenlenen G20 zirvesinde Hindistan, Orta Doğu ve Avrupa’nın tarihi Baharat Yolunu çağdaş anlamda IMEC olarak düzenleyip, kara ve deniz yolları üzerinden bu ticaret yolunu yeniden düzenleme antlaşması ABD, AB, Hindistan, Suudi Arabistan, BAE, İtalya, Fransa arasında karara bağlanmıştı. Bu yolun önemli stratejik alanlarından biri de Kıbrıs’tır. Bu tarihi bir öneme sahiptir. Roma, Persler, Bizans, Venedik, Osmanlı İmparatorlukları döneminde böyle idi. Ayrıca İngiltere’nin üzerinde güneşin batmadığı imparatorluk diye övündüğü 19.yy da Hindistan üzerindeki egemenliğini korumak için de Kıbrıs’ı stratejik alan olarak görmüştü.  Osmanlı Padişahı Abdülhamit’ten adayı 90 bin Sterlin karşılığı kiraladıktan sonra, hakimiyetini sağlamak için Amiral John Hay başkanlığında bir filoyu Kıbrıs’a yollamıştı. Amiral, Adada egemenliği sağladıktan sonra, ona ve dönemin İngiltere Başbakanı Sayın Benjamin Disraeli’ye atfedilen bir söz, bunun önemini ortaya koymuştu. “Kraliçeme Hindistan’a giden yolun anahtarını sunuyorum.” Günümüzde 21.yy ilk çeyreğinde, dünya güç yarışında enerji, ticaret yolları üzerinde hakimiyet arayışlarının odak noktalarından de eski Baharat yoludur. Kıbrıs, yine anahtarlardan biri. Sayın Hristodulidis’in ziyareti ve Hindistan Başbakan’ının ziyaretinin gerisinde stratejik bu amaç vardır.
Bu güncel stratejik önem, Çin ile Avrupa arasındaki Tarihi İpek Yolunu esin alan ve Çin’in, Asya, Afrika ve Avrupa’yı kara ve deniz rotaları üzerinden, bir birine bağlamayı amaçlayan “Kuşak Yol Projesi” ile de bağlantılıdır. Özellikle ABD’nin Gümrük vergileri ile Çin ile AB’yi ve diğer ülkeleri kıskaca alma çabasından sonra gelişen Çin – AB ticari antlaşmaları bu projenin önemini artırmaktadır. İşte bu nedenle diplomatik bir atakla, AB üyeliği stratejik imkanı nedeniyle Kıbrıs; Hindistan Avrupa ve Çin ile Avrupa, Asya, Afrika’nın ilişkilerinin gelişmesi temeli olan tarihi Baharat Yolu’nun çağdaş ifadesi olan IMEC ile İpek Yolu’nun çağdaş ifadesi olan “Kuşak Yol Projesinin”; yani ikisinin birden önemli “anahtarı” oldu. Dolayısı ile Avrupa - Çin ekonomik ilişkilerinde etkin konum almak isteyen Orta Asya ülkelerinden olan Türk Devletleri Teşkilatının önemli üyeleri, AB ile yaptıkları anlaşma ile BM’lerin KKTC ilanını kınayan 550 ve 541 sayılı kararlarına bağlılık beyan ettiler. Ayrıca bazıları da Büyükelçilik açmaya karar verdi. Yani bu etkiyi yaratan Kıbrıs’ın AB üyesi olmasıdır. Aynı şekilde Eski Baharat Yolu Projesi’nin canlanması hedefi temelinde, Kıbrıs’ın Körfez Ülkeleri, Suudi Arabistan ve İsrail ile gelişen ilişkileri Hindistan ile sıcaklaşan ilişkileri ile doğrudan bağlantılıdır. Dolayısı ile İpek Yolu’nun ilk geçit  ülkesi olan Kazakistan’ın Kıbrıs’la ilişkisini  bu gözle görmek gerekir. 
Bu bakımdan bizim ve Türkiye’nin önüne ciddi bir engel olarak çıkan Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünü; karşılıklı kabul edilecek bir antlaşma ile çözüme götürmek, stratejik bir önem oluşturmaktadır. Dolayısı ile BM Genel Sekreterinin mandası ile hareket eden Sayın Holguin’in ziyaretini değerlendirip; çözüm odaklı müzakereleri başlatmak için inisiyatif geliştirmek önemli bir görevdir. Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın dediği gibi, müzakere masası kurmak için değil, müzakerelerin çözüm odaklı, yani bir antlaşma sonucu çıkarması için başlamasının öncüsü olmalıyız. Yoksa bu gelişmelerin izleyicisi oluruz. İzleyici olmamak için, BM Parametreleri temelinde çözüm ve ortak devletin siyasi eşit tarafı olarak AB’de yerimizi almalıyız.
 

YORUM EKLE

banner608

banner474