Kimlik taşımakla Avrupalı olunmaz

Çevre sorunu, trafik kazaları, uyuşturucu, kalp ve kanser hastalıkları, narenciye ve hayvancılık sorunları gündemin hep ön sıralarında yer alıyor...

Yağmur yağdığı zamanlarda çamura gömülen, hatta insan dışkılarıyla yıkanan bir ülke görebilir misiniz?..
Avrupa Birliği’nin kimliğini taşıyan 100 binden fazla insanımız var...
Türkiye’den yılda bir milyara yakın para alıyoruz...
Resmi yardımların dışında 60 bin civarında TC uyruklu, 40 bin civarında diğer ülkelerden olmak üzere üniversite öğrencilerinden elde edilen gelirin Bir milyar dolar civarında olduğu belirtiliyor...
Okul harçlarının yanı sıra kira, yemek, eğlence giderleriyle birlikte bu sektörün ülkemize katkısı 2 milyar doların altında değildir…
Turizm sektörünün ülke ekonomisine yıllık katkısı ise Bir milyar dolardır…
Buna karşın kendi ayaklarımızın üzerinde duracak bir yapı oluşturamıyoruz…
Gelirlerimizle memur ve emekli maaşlarını dahi ödeyemez bir durumda olduğumuzu görmezden gelemeyiz…
Geçtiğimiz ay sonu maaşların 130 milyon lira borçlanmak suretiyle ödenmesi hepimizi rahatsız etmelidir…
Hatta uykularımızı kaçırmalıdır…
Bu ay sonunda, gelecek ayda nasıl maaş ödeyeceğimizi de tartışmalıyız…
Geliri azalan işletmelerden nasıl vergi toplayacağız?..
Kirayı ödeyemez duruma gelen esnaftan nasıl para isteyeceğiz?..
Son nefesini vermekte olan turizm sektöründen nasıl umutlanacağız?..
Hele yatırımcılara yönelik saldırılar ve ortaya konan temelsiz iddialar karşısında, yeni şirketleri ülkemize nasıl getireceğiz?..
Klişe haline gelmiş temelsiz iddialarla yatırımcılara yönelik saldırıların devam etmesi halinde, turizm ve eğitimden sağladığımız gelirin çok hızlı bir şekilde düşüşe geçeceğini aklımızın bir köşesine yazmalıyız…
Bazı kesimler “düşerse düşsün kardeşim” diyebilir…
O zaman da kendi ayaklarımızın üzerinde nasıl duracağımızı, maaşları nasıl ödeyeceğimizi, ilaca, tarıma, hayvancıya hangi kaynaktan para aktaracağımızı ortaya koyabilmeliyiz…
Var mıdır ‘B’ planı?..
Avrupa mı, Anastasiadis mi verecek?..
Geçelim bunları…
Yapılması gerekenler bellidir…
Reformları gerçekleştirerek, Türkiye’den acil mali yardım istenmelidir…
Bunun dışında yatırımcılara yönelik gerçek dışı iddiaları, gerçekleri açıklamak suretiyle çürütmeli ve yeni krizlerin önüne geçilmelidir…
Bunu devleti yönetenler yapmalıdır?..
KKTC’ye yatırım yapanlara, KKTC kaynaklarından para verilmediği anlatılmalıdır…
Yatırımcılara yönelik ‘teşviklerin’, ülkeye ithal edilen malzemelerden belirli bir süre vergi alınmamasını içerdiği, kesinlikle parasal destek olmadığı da anlatılmalıdır…
Yatırımların tamamlanması sonrasında tesislerden elde edilen gelirler kamuoyuna açıklanmalıdır…
Bunun yapılmaması, temelsiz saldırıların bizzat ülke yöneticileri tarafından onaylanması demektir…
Böylesi bir durumda bu ülkeye yatırımcı çekemezsiniz…
Yatırımcının gelmediği bir ülkeyi ‘kendi ayakları üzerinde duracak’ seviyeye getiremezsiniz…
Gün gelir gözyaşlarına boğulursunuz…
Hayırlı cumalar...

YORUM EKLE