Kimyasal uyum bozuldu

  Rum lideri Nikos Anastasiadis, iki yıl önce Paskalya mesajında KKTC lideri Mustafa Akıncı ile aralarında kimyasal uyum olduğunu söylemişti…

   Akıncı o günlerde Türk tarafının ‘siyasi eşitlikten’ ödün vermeyeceğini söylüyor ve “Bu bizim için olmazsa olmazdır” diyordu…
   Anastasiadis bunu bile bile Akıncı ile kimyasal uyumdan söz ederek, yalana dayalı senaryoyu uygulamaya koymuştu…
   Sayın Akıncı aynı zamanda  “Çıkacak doğal gaz ve petrolde Kıbrıslı Türklerin de hakları vardır. O nedenle çözüm öncesinde Kıbrıslı Türkleri dışlayan girişimler yapılmasın” diyordu...
  Anastasiadis ise doğal gaz konusunun ‘egemenlik alanlarında olduğunu’ belirterek bunun tartışmasını bile yapmadı…
  Ve hiç korkmadan sondaj çalışmalarına devam etti...
   Sırada 10’uncu parsel vardır…
   Amerikan ExxonMobil şirketine ait sondaj gemisi 4 gün sonra Limasol limanında olacak…
   Türkiye’nin egemenlik alanına giren bir parselde çalışma yapacağı için, ciddi gerilimleri de beraberinde getirecek…
   Ne var ki; Rum Yönetimi Türkiye’nin uyarılarını dikkate almıyor ve yolunda ilerliyor…
   Kuşkusuz burada en büyük güvenceyi ABD’den alıyor…
   Rum Dışişleri Bakanı Hristodulidis’in dün Washington’da ABD Dışişleri Bakanı Pompeo ile yaptığı görüşme ve aldığı destek mesajı dikkat çekicidir…
   Ayrıca ABD Dışişleri Bakanlığı Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Wess Mitchell ile imzalanan bir iyi niyet beyanı vardır…
   Bu da ‘ikili güvenlik ilişkilerinin geliştirilmesi ve güçlendirilmesini’ içeriyor…
   Bu son gelişme, Türk-Amerikan ilişkilerinin yeniden gerilmesine yol açabilecek bir durumdur…
   Akıncı ile kimyasal uyumdan söz ederken, Kıbrıslı Türkleri dışlayan bu adımları kabul edebilecek bir siyasi güç olabilir mi?..

Üçlü anlaşmalara devam

  Silah, gaz, petrol...
  Bunlar Anastasiadis’in ‘kimyasalları’ arasındadır...
  Ancak hiçbirini Türk tarafı ile müzakere etmiyor...
  Doğal gaz konusunda Mısır ve İsrail ile anlaşmalar yapıldı...
  Buradan çıkacak gazın en ucuz ve en hızlı şekilde Avrupa’ya nakledilmesi ancak Türkiye üzerinden mümkün olduğu halde, transit merkezinin Yunanistan olması konusunda aylar öncesinden anlaşmalar yapıldı...
  Ve ikiyüzlü AB yetkilileri, bunu onaylayarak, gerekli teknik hazırlıklar için milyonlarca Euro’luk ödenek verdi...
   Özetlemek gerekirse, BM Genel Sekreteri’nin yeni özel danışman ataması sonrasında bir kez daha müzakere ve çözüm umutları yeşerdiği halde, Rum liderinin bu tavırları yeni umutsuzlukları beraberinde getirdi…
   İki tarafın görüşleri ve beklentileri arasında büyük uçurumların olduğu bir kez daha anlaşıldı…
   Üstelik bu kez sadece KKTC’nin ‘milliyetçi partileri’ değil, sol çizgideki partileri de Rum tarafının paylaşımdan yana olmadığını kabul etmek zorunda kaldı…
   Çözüm için bu kadar mücadele veren Kıbrıslı Türkleri her defasında umutsuzluğa düşürmenin bir faturası olmalı…
   Bunun için de Ankara-Lefkoşa arasında doğal gaz ve güvenlik anlaşması bir an önce Meclis kararıyla dünya kamuoyuna duyurulmalıdır…
   Güneyin garantörü AB, kuzeyin de Türkiye…
   Yeni bir ruh ve heyecanla KKTC’nin iç sorunlarını çözmek için kollar sıvanmalı ve halkı rahatlatıcı önlemler alınmalıdır…
   KKTC’nin ekonomik açıdan güçlenmesi, siyasi eşitlik konusundaki ısrarımızı güçlendirmek için de gereklidir…

YORUM EKLE