
Bayram öncesi Kuzey Kıbrıs’ın Batısına bir yolculuk yapacaktık. Kiminle? Sevgili dostum Müzisyen Kıraç, önemli Anadolu Rock’un önemli ismi ve bestekâr, kıymetli eşi ve çocukları ile yola çıktık. Geçen yıl Alsancak’tan bir ev alan dostumuz; Kıbrıs tarihine, eşsiz güzelliklerine, tarihine, kültürüne giderek daha fazla ayak uyduruyor. Artık Kıbrıslı Türkler gibi Türk kahvesinin içerisine kahvenin tadına varmadan birkaç damla su damlatmayı da ihmal etmiyor. Bunun ardındaki sebebi de açıklayınca bir o kadar daha fazla hoşuna gidiyor.
Gaziveren Argonya’da Kıbrıs kahvaltısı
Yeni Çevre yolundan Gönyeli üzerinden önce Gaziveren’de kahvaltı molası yaptık. Yeşil portakal bahçeleri içerisinde saklamış şahane bir Kıbrıs durağı. İçerisinde kor ateşler gibi yanan Kıbrıs fırını, çörek, kabak böreği, hellimli zeytinli bitta , pilavuna ve daha bir çok unlu mamüle mis gibi hayat veriyor. Bölgede üretilen reçeller, ballar , kaymak , sucuklu sucuksuz yumurtalar , Menemen sizleri bekliyor. Girne’de muadilleri ile kıyasladığı zaman” hocam buranın organik lezzetleri, salatasının domatesin kokusu bile bir başka “ dedi. Çocuklarla güzel bir kahvaltı sonrası soluğu Cengiz Topel anıtında aldık .
Cengiz Topel anıtı ve çocukların ilgisi
Tam 7 dakika mesafe uzaklıkta olan bu güzel anıt biz ziyarette iken aniden Türkiye’den gelen ve buradaki Harley motosikletçilerle bir araya gelen yaklaşık 70- 80 kişilik bir grup baskın yaptı. Bizler çocuklara anıt ve Cengiz Topel hakkında bilgi vermeye çalışırken çocukların ilgisi çok önemliydi. Özellikle işkence edilerek kaptan yüzbaşı pilot Cengiz Topel’in şehit edilmesi çocukları çok üzmüştü. Burada nesillere hasımhane duygular vermek değil sadece geçmişteki tarihlerini öğrenmeleri noktasında Kıbrıs’ın ne kadar önemli bir yer olduğunu anlatmaktı amaç. Bunda da başarılı olduğumuzu düşünüyorum.
Yedidalga ( Xero ) maden limanı
Yolun sağa tarafına geçip arabamızı park ettikten sonra dönen raylar eşliğinde madenin yaklaşık üç dört yüz metre denizin içerisinde dinozora benzeyen iskele ve ucundaki vince bekleyen gemilere taşındığını anlatırken gerçekten o yıllara geri döndük. Kıraç tam da bu esnada” İsmet hocam ben galiba şu yukarıdaki Soli harabelerde konser vermiştim diye ekledi. Ancak karşısında gece olduğu için böylesine önemli bir tarihin daha olduğunu fark etmemiştim. Gerçekten büyülenmemek elde değil” dedi.
Daha sonra Facebook’ta paylaştığım yorumlar altına gelen mesajları da anladım ki gerçekten de Kıraç orada konser vermiş hem de yaklaşık yirmi dört, yirmi beş yıl önce. Genci yaşlısı, “ evet biz Kıraç’ın orada konserine gitmiştik onu çok seviyoruz” dediler. Kapalı alan olan madeni içerisindeki bölge gerçekten de terk edilmiş bir durumda. Hala daha siyanür ve azot kokuları burun deliklerinizi yakıyor ve nefesiniz daralıyor. Eşi Ayşe “ hocam buraları düzenlenip bir şekilde maden Müzesi’ne dönüştürülebilir dedi” Ancak biraz daha ileride denizin içerisine resmen boşalan fosfat azot ve siyanür sularını görünce hayretlerimizi gizleyemiyoruz. Acilen bütün çevre örgütlerini, bölgenin turizm inisiyatiflerini göreve çağırıyorum. Bu bölgeden çıkan her bir balık ciddi anlamda sağlığımızı tehlikeye sokmaktadır. Turizm Bakanligi’na bağlı jeoloji ve maden dairesi acilen buraya ekipler göndermeli ve o pis maden atıkların deniz ile kavuşması önlenmelidir. Biraz içimiz buruk buradan ayrılıyoruz.
Vuni sarayı moralimize tavan yaptırdı
500 metre yükseklikte olan bun sarayına girmek için yılan gibi kıvrılan yoldan geçtikten sonra tepedeki kalıntılar adanın geçmişte ne kadar çok depreme maruz kaldığını bizlere gösteriyor. Burası gerçekten de Milat’tan önce beş yüzlü yıllarda yapılmış yani yaklaşık 2500 yıllık bir tarihe sahip olan inanılmaz enerjisi ve oksijeni ayrıca manzarası ile hepinizi anında mıknatıs gibi çeken bir yer. Tarihi kalıntılar arasında ilerlerken bölgenin temiz olduğunu söyleyebilirim. Ancak yazın içerisinde buraya çıkmak isteyen birisinin, özellikle bir Pet şişe su alamayacak yet olması, her zaman eksikliğimiz olan müze ve Ören yerlerindeki Suvenir eşya satışının olmaması çok acı verici bir durum. Böylesine 2500 yıllık geçmişe ve inanılmaz bir medeniyete ev sahipliği yapan Vuni Sarayı gibi yerlerin daha doğru bir şekilde pazarlamasının yapılması gerekmektedir. Kestiğimiz biletlerin üzerinde bile Lefkoşa’daki Büyük Han fotoğrafı vardı. Yurtdışında müzelere gittiğiniz zaman; bir çok insan benim yaptığım gibi kestiği giriş biletini sırf hatıra olsun diye saklamakta ve o bölgeyi bende ziyaret etmiştim duygusunu tatmak ister. Lefke Vouni sarayına giriyorsunuz üzerinde Lefkoşa Büyük Han . Biraz tezat bir durum .
“Hocam buraya karavanımı alıp gelsem bu sessizlik ve dinginlikte resmen terapi gibi hissederim diye ekliyor” Kıraç.
Çilek bahçelerinde çocuklar gibi şendik
Daha önceleri gittiğimiz ve çilek topladığımız tarlalardan görüntü attığım Ayşe “hocam gelince bizi de mutlaka götür “ dediğini hatırlayarak rotamızı Yeşilırmak’a çevirdik. Hafta ortası gittiğimizden dolayı son derece sessiz olan Yeşilırmak tüm güzelliği ile bizleri karşıladı. Eko Agor turizmin en güzel yapıldığı yerlerden biri olan Yeşilırmak gerçekten de çileği, domatesi salatası, ve hatta denizden çıkan günlük balıkları ile bizlere ev sahipliği yaptı. Özellikle çitlenbik , gabbar ( kapari ) turşuları Bol zeytinyağlı salata eşliğinde , Kıbrıs Lagos Balığı , melana ve barbunlarının tadı damağımızda kaldı . “ Kıbrıs’ın esas zenginliği bunlar İsmet hocam, bu güzellikleri ön plana çıkarmak lazım” diyen Kıraç’a verdiğim yanıt “ sizler gibi güzel insanlarla çok daha hızlı ve etkileyici olur “ şeklinde oldu. Bu ada bir cennet kıymetini bilelim.


