Kırılan dal filiz vermez

 Tarihi bir sürece tanıklık ediyoruz. Kuzey ve Güney Kore liderleri bir araya gelerek aralarındaki savaş haline son verdiklerini ve bölgenin nükleer silahtan arındırılması konusunda anlaştıklarını açıkladılar. İnsanlık adına, dünya için barış ve refah adına olumlu bir gelişme.
Bu gelişmeyi hemen Kıbrıs sorununa bağlamak isteyenler olacaktır. Buradan hemen net bir şekilde belirtmek isterim ki, dünya barışı adına hümanist duygular taşıyan bu arkadaşlarımızın, Kıbrıs sorununun yapısal sorununun ne olduğunu ya bilmiyorlar yada bilmezlikten gelmektedirler. Birleşik Kıbrıs’ın hayal olmadığını düşünen bu arkadaşlarımız, neden birleşik bir elektrik şebekesi kurulamadığını, neden mobil iletişiminin sağlanamadığını, neden aynı frekanstan yayın yapan Türk ve Rum radyo televizyonlarının karışmaması için ortak frekans düzenlemesi yapılamadığını açıklayabilirler mi?
Birleşik Kıbrıs hayal edenlerin iyice bir önce kendilerini, sonra da bu konuda yan çizen Rum toplum liderlerini sorgulamalarını isterim. Sayın Nikos Anastasiadis açıklamış; “Mevcut durum asla kabul edilemez.” ve Kıbrıs Rum tarafının Temmuz ayında Crans Montana’daki müzakerelerin durduğu noktadan devam edilmesi konusunda hazırlığını teyit etti.
Sayın Anastasiadis, iki toplumlu görüşmelerin kaldığı yerden devam etmesi gerektiğini söylemeye çalışırken niye kendisinin bir toplum lideri olarak, “Evet” dediği yerden devam etmediğini açıklayabiliyor mu? Çünkü kendisi 2004 Annan Referandumunda “Evet” demişti.
Birleşik Kıbrıs hayali kuran Türk ve Rumlar arkadaşlar zaman zaman ara bölgede toplanıp iki toplumlu etkinlik yapmaktadırlar. Geçtiğimiz hafta 24 Nisan 2004 Annan Referandumunun yıl dönümü idi.
Birleşik Kıbrıs hayali kuranlar niye on dört yıl önce Birleşik Kıbrıs için, tüm dünya önünde verdiğimiz “Evet” cevabına sahip çıkmıyorlar. Kıbrıs’ı birleştirecek olan Annan Referandumunun seneyi devriyesinde ara bölgede niye iki toplumlu bir etkinlik düzenlenmiyor. Hatta bu etkinliğe Sayın Anastasiadis de davet edilip, 24 Nisan 2004 referandumunda, onunda Birleşik Kıbrıs için “Evet” dediği niye hatırlatılmıyor kendisine. Kıbrıs sorununun birleşik bir yapı çerçevesinde çözülmesi için öncelikle verilen “Evet” cevabına sahip çıkılmalıdır, sonra ise Kuzey ve Güney Kore’ye bakıp Birleşik Kıbrıs hayal edilmelidir.
İnsanlığın dünyadaki varlığının sürdürülebilir olması için doğa ile uyumlu olmalıdır. Doğanın kendi işleyişini anlayabiliyorsak ve insani ilişkilerde doğanın kendi kurallarını uygulayabiliyorsak, iki toplum olarak birbirimizle daha barışık olabileceğimizi düşünüyorum. 
Örneğin; Kıbrıs sorununu bir ağaç gibi düşünürsek, ağacın kırılan bir dalının, kırıldığı yerden yeniden filiz vermeyeceğini herkes bilir. Sona eren Crans Montana görüşmeleri de kırık bir dal misali kaldığı yerden devam edemez. Yok, eğer kaldığı yerden devam edecekse bu sefer de Kıbrıs sorununu oltaya takılan balık gibi düşünebiliriz. Misinanın gerildiği zaman bekler, gevşediği zaman da bolluğunu almaya benzer Kıbrıs sorunu. O zaman da oltayı tutanın kim, kancaya takılanın kim olduğunu durup bir düşünmek gerekmektedir.
Herkese güzel bir hafta dileklerimle, iyi pazarlar. 

YORUM EKLE