banner564

KKTC Bütçesi Verimli ve Sürdürülebilir Değil !

 2019 yılı için hazırlanan KKTC Mali bütçesi tasarı olarak komite sonrasında Meclise sevk edilecektir. Bu çerçevede, 7 Milyar 725 Milyon TL hacminde bütçe oluşturulmuş ve devletin gelir gider provizyonu çıkartılmıştır. Bu bağlamda, gelirler ve giderler arasında 825 Milyon TL fark bütçe açığı yaratmış ve bu açığın iç borçlanmayla finanse edileceği haberleri çıkmıştır. Yükselen faiz ortamında bankalardan borç kaynağı aranacağı düşünüldüğü zaman, faiz ödemeleriyle birlikte bütçe açığının ilerleyen senelerde de kapanması pek mümkün olmayacaktır. Devlet kefaletine haiz bir borçlanma olsa bile serbest piyasada kredi faizleri % 28 - % 30 bandında seyretmektedir. Bankacılık sektörümüzde eylül sonu itibari ile mevduatlarımıza baktığımızda disponibilite, genel karşılık, sigorta primleri maliyetleri çıktıktan sonra 4 Milyar TL kredi verilebilecek bir kaynak olduğunu görüyoruz. Ancak, Sermaye yeterliliği de dikkate alındığında söz konusu 825 Milyon TL çeşitli bankalarla antlaşma yaparak tedarik edilebilecektir. Buda özel sektörün finansman arzının kısılmasına neden olacaktır. Üstelik, bu finansman ilerisi için getiri sağlayacak bir yatırımdan ziyade cari giderlerin kapatılması amacı ile kullanılacağından dolayı mali bünyeye olumsuz tesir edecektir. 
Toplanan Vergiler Kamu Maaşlarına Gidiyor.
   Türkiye 2018 bütçesinde kamu personel maaşları ve emekli maaşları 449 Milyar TL hacminde olup, toplam vergilerin % 64,44’üne tekabül etmektedir. Aynı oran KKTC’de 2018 bütçesinde % 87,17 oranındadır. 2019 bütçesinde personel giderleri, emekli maaşları ve kamu kurumlarına ayrılan maaş ödemelerine dayalı cari transferler toplam giderlerin % 77,79’una denk gelmektedir. Böylelikle, vatandaştan alınan bireysel ve kurumsal gelir vergilerinin çok büyük çoğunluğu kamu maaşlarını ödeme amaçlı kullanılmakta ve devlete ödenen vergiler vergi mükelleflerine pek geri dönmemektedir. 
Eğitim, Sağlık, Ulaştırma, Sosyal Güvenlik Yatırımları Yok Denecek Kadar Az
   Mahali yatırımlar 2019 yılında 164 Milyon TL’den % 10,24’lük artışla 180 Milyon 800 Bin TL’ye çıkarılmış ve toplam bütçenin sadece % 2,35’ine tekabül etmiştir. TC Yardımlarıyla finanse edilen altyapı ve reel sektör yardımları ise 245 Milyon TL’ye gerileyerek toplam bütçenin % 3,18’ine tekabül etmiştir. Böylelikle, KKTC bütçesi toplanan vergi gelirlerinin sadece % 2,35’ini ülke içindeki yatırımlara ayırmakta, Türkiye yardımlarıyla beraber halka geri dönen yatırımlar ise toplam bütçenin % 5,53’ü kadar görülmektedir. Diğer bir taraftan, ülkelerin hükümet harcamalarında en üst sıralarda bulunan sosyal güvenlik (İşsiz veya düşük gelirler için mali yardım) alanında yapmayı hedeflediğimiz harcamalar toplam bütçenin % 1,27’si, eğitim amaçlı bursların oranı ise % 0,52 civarında seyretmektedir.
Alınan Vergiler Maaşlar Dışında Yatırımlara Dönüşmeli.
   Türkiye’de 84,9 Milyar TL’lik yatırım harcamaları ise toplam bütçenin % 11,2’sine tekabül ediyor. Söz konusu yardımlar sınıflarına göre sağlık, eğitim, tarım, ulaştırma, yerel yönetim aktarımları, araştırma – geliştirme ve reel sektörde özel sektörü büyümesi amacı ile verilen destekleri kapsamaktadır. Batıdaki gelişmiş ülkelerde ABD (Amerika Birleşik Devletleri) ve Birleşik Krallığın (İngiltere) bütçedeki devlet harcamaları incelendiği zaman vergi mükelleflerinden alınan vergilerin maaşlar dışında kalan payın önemli kısmının sosyal güvence (İşsiz ve dar gelirlilere para yardımı), sağlık, ulaştırma (yol, köprü, tren vs.), eğitim, kamu düzeni ve güvenliği, inşaat & çevre ve araştırma & geliştirme gibi alanlara yatırım olarak döndüğünü gözlemliyoruz.  
Yatırımlar İçin Finansman Kaynakları Kullanılmıyor
   2017 yılında Türkiye Cumhuriyeti kaynaklarından KKTC’ye sağlanan kredi ve hibe protokolünde etkin kullanılmayan finansman kaynakları 2018’e devredilmişti. Bu bağlamda, yatırımlar için 464,3 Milyon TL, Reel Sektörün Kalkınması için 212 Milyon TL, Teşvik Ödenekleri için 33 Milyon TL hibe kaynağının kullanılmadığı gözlemleniyor. 
Kıbrıslı Türklerin Sürdürülebilir Yönetimi için 2 Yol Var.
   Üst Düzey siyasi yetkililer ve siyasi entelektüeller Kıbrıslı Türklerin önünde iki politik senaryodan bahsetmektedirler. Önümüzde görünen senaryolar KKTC’nin devamı veya Federal Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Kurucu Devlet’i içerir. Her iki halükarda da Kıbrıslı Türklerin devlet yapısıyla yönettiği kamu bütçesinin sürdürülebilir olması ve finansal bağımsızlık kazanması için iki yol vardır. Zira, yıllardır süre gelen mali yapıda ülke sermayemiz olmamakla birlikte ülke yatırımları da cılız kalmaktadır. Buna ek olarak, gelir-gider dengesindeki açık ile her sene zarar yazan ve kendi özkaynağı kalmayan bir şirket yapısındadır. Bu sarmaldan kurtulmak ve sağlıklı yapıya kavuşmak için gerekli iki yol gelirlerin artırılması ve giderlerin azaltılması yönündedir.  
   96 Milyon TL’lik ek mesai 2019 yılında 152 milyon 900 bin TL’ye yükseltiliyor. Sadece Türkiye Cumhuriyeti tarafından tanınan ve yurt dışında tanınma yolunda temasları olmayan KKTC’nin yurt dışında 19 civarında ülkede 27 temsilciliği bulunuyor ve temsilcilikler için 66,2 Milyon TL harcama bütçesi ayrılıyor. 825 Milyon TL bütçe açığının üçte birine yakın kısmını ek mesailer ve temsilcilik giderleri oluşturuyor. Vergilerin % 90’ına yakını kamu maaşlarına ayrıldığını da düşündüğümüzde sürdürülebilir gelir-gider dengesi için Kamu Reformu ihtiyacı kırmızı ışık yakıyor. Kamu reformları için 76,4 Milyon TL kredi finansman kaynağı bulunuyor. Ancak, finansmanın dışında projeler ve siyasi irade çok önemli bir yer tutuyor.
   İkinci olarak devlet gelirlerinin artırılmasındaki en önemli kaynak vergilerdir. Kayıt dışılıkla mücadele edilerek ve reel sektör teşvik edilerek gelirler artırılabilir. Tabii ki kamu reformu gibi bu hususta projeler ve siyasi irade gerektirmektedir.

YORUM EKLE

banner456

banner473