banner564

Körfez krizi, dün bugün

İran – ABD İsrail savaşı insanı yıkımın yanı sıra, ciddi ekonomik sorunlara da yol açıyor. Nitekim petrol fiyatlarında görülen artış ile suni gübre fiyatlarının da artacağı bir endişedir. Bunun dünyada gıda enflasyonunu daha da artacağı aşikardır. Üstelik, farklı yerlerden petrol ithalatı yapma imkanı olan ülkeler dahi, yakıt stoklarını artırma yoluna girdiler. Dünyada hal bu iken bizde nedir? Şimdiki UBP ağırlıklı hükümetin partileri, 2008 dünya krizinde, bu krizin bizi etkilemeyeceği, çünkü bizim tanınmamış olduğumuzu söylüyorlardı. Krize karşı önlem alınmasına karşı çıkmışlardı. 
Ancak hafızasını siyasi gerekçelerle yok edenlere rağmen, o toplumsal hafızayı hala koruyanlar,  Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesi sonucunda, 40’ı aşkın ülkenin, işgale karşı düzenlediği ve 17 Ocak 1991’den 28 Şubat 1991’e kadar süren Körfez savaşını hatırlayacaktır. Bu savaş nedeni ile dünyada ekonomik sıkıntılar patlak vermişti. İşte o dönemde bunun, Kuzey Kıbrıs’ı da etkilediğini ve daha da etkileyeceğini, dönemin muhalefet partileri olan CTP ve TKP dile getirerek toplumsal ortak dayanışmanın önemini vurgulamışlardı. Üstelik o dönem bu iki parti, Meclis boykotu da yaparak Meclis dışında kalmışlardı. CTP ve TKP yani sol muhalefet, Körfez Krizinin yol açtığı bu zorluğun toplumsal yıkıma ulaşmaması için toplumsal dayanışmayı, siyasetlerinin önüne almıştı. Bu nedenle o yılın sonunda Sendikalar ile Hükümetin gerçekleştirdiği toplu sözleşme gibi olan maaş artışları konusunda sendikaların artış talebi yapmamasına ama fiyatlarda denetim taleplerine tam destek vermişti. Bu gerçekleşti. Böylece o Körfez krizinin etkileri sönümlendirildi. Ama bu toplumsal ortak zemin, maalesef devam edemedi. Çünkü 50 kişilik Meclis’in 45 sandalyelik çoğunluğunu gasp etme noktası, UBP liderliğinde güç zehirlenmesine yol açtı. Böylece dereyi geçene kadar ayıya dayı diyenler, tekrar eski duruşa girdiler. Bu nedenle içte ve Kıbrıs sorununda çok şeyler kaybettik. 
Günümüzde tüm Körfez ülkelerini etkisi altına alan bu savaşın getireceği ekonomik sorunların, dünden de daha ağır olacağı gözüküyor. Bu nedenle daha da köklü, geniş toplumsal zemin sağlamayı öne almalıyız. Bunun için artık bir erken seçim ve bu seçimde de bu sorunların nasıl aşılacağına dönük programlarla, yeni bir irade ile toplumsal ortak zemini yaratmalıyız. Çünkü bütçe giderinin GSYİH’nin % 50’sine yaklaştığı bir noktada,  ortak payda olmadan bu sorunlar aşılamaz. Ha, hükümet elektrik için fuel oil ve yakıt için petrol stoklarını da artırmayı öne almalıdır.
 

YORUM EKLE

banner582

banner608

banner628

banner474