Köyün minareleri!

Önümüzdeki günlerde siyaset sahnesinde yer alacak, boy gösterecek olan aktörler yavaş, yavaş belirlenmeye başladı.
Kimi uzunca sayılacak süreler içinde tırnaklarıyla, kazıya, kazıya, kimi hanımlara tanınan kotadan, kimi havadan!
Geçtiğimiz günlerde biliyorsunuz Gezici Araştırma Şirketi bir anket yayınladı. 
Hiç hata payı olmadan sonuçları doğru kabul ettiğimiz takdirde bugünkü meclis aritmetiğinden farklı sonuçların alınmayacağı ortaya koyan bir anket.
Doğaldır, meydanlarda “tek başına iktidar olacağız” söylemlerini haykırmak her siyasal partinin hakkıdır. 
Bugüne kadar yalandan kim ölmüş! 
UBP gibi geniş tabanı olan, büyük kitleleri kucaklayan, Kurultaylarını 8-10 binlerle yapan partiler de haklı olarak “tek başına” iktidardan söz eder, buna karşın barajı geçmekte bile zorlanacağı var sayılanlar da.
Amaç  “vatandaşa yedirirsen!”
Varsayalım ki sonuçlar bilimsel yöntemlerle yapılan Gezici anketindeki gibi çıktı.
Bu sonuçlara göre ne değişecek?
Ekonomik krizlerin aşılmasında önemli adımlar atılamayacaksa, pandeminin sarmalındaki sağlık kıskacından sıyrılamıyorsa, birkaç yeni ismi meclis çatısı altına sokma uğruna biz bu erken seçimi niye yaptık?
Günah değil mi “seçim” adına harcanan bunca paraya! 
Biliyorsunuz, dış politikada tek koruyucumuz, anavatanımız, mali destekçimiz Türkiye ile farklı kulvarlarda koşmaya çalışan siyasi yapılar var!
Yarım asırdan fazla zaman sürecinde “federasyon” temelinde sahnelenen oyundaki senaryoların farklı olduğu çok net bir şekilde gün ışığına çıkmış durumda.
Buna rağmen o farklı kulvarlarda siyaset yapmaya çalışan, ne amaçladığı belli olmayan siyasal yapıların iktidar ortağı olmaları halinde takınacakları tavrı, gemiyi nasıl yüzdürebileceklerini doğrusu çok merak ediyorum.
Seçim sistemimizde herhangi bir iyileştirmeye gidilmeden, hata yapma oranı çok yüksek olan ve iptal sayısını artıran karma oy sistemi kaldırılmadan, baraj oranı yukarılara çekilmeden gerçekleştirilmesi hesaplanan erken seçimin, halisane dileğim Gezici anketlerinin ortaya verdiği sonuçları gerçekleştirmemesidir. 
Ülkenin daha güçlü ve karar almada cesaretli, radikal önlemleri alabilecek hükümetlerin çıkmasıdır. Durağan konumuna getirilmiş Kıbrıs görüşmelerinde Kıbrıs Türklerinin geleceğini tehlikelerin kucağına atmayacak zihniyetlerin galebe çalmasıdır.
Ne var ki gidilecek menzilin minareleri anketlerde gösterildiği gibi çıkarsa, vay halimize! 

YORUM EKLE

banner456

banner465