Kriz ve “Paçavura” hali

Memleket ekonomik olarak yangın yeri. Yönetme sorumluluğunda olanlar enflasyon selinin sürüklediği yere savrulmaktan başka bir şey yapmıyor. Yakın zamanda Hükümet Programı ile ilgili yaptığım değerlendirmede; Programda en önemli eksikliklerden birinin, Kriz ve Yönetimi ile ilgili hiçbir öngörünün olmayışı olduğunu ifade etmiştim. Hâlbuki yakın geçmişte Pandemi ve ekonomik kriz içinde bunun önemli bir eksiklik olduğunu bizzat yaşamıştık.
Ancak toplumsal ve ekonomik krizleri ele alma kabiliyeti üretmeyen Hükümet, kriz üretmeye kendisi devam ediyor. Elektrik ve petrol zammını birlikte ilan ederek kendi eli ile enflasyon ateşini körükledi. Bu yetmedi. Yeni bir siyasi krizi bunun üzerine ilave etti. Güvenoyu aldıktan 5-10 gün sonra, asla böyle bir şey yoktur diyen sert açıklamalar yaptığının da ertesi günü, bir Bakan daha yeni oturduğu makamından istifa etti. Sonra da Dışişleri Bakanlığından kaydırılan Bakanın yerine, Meclis dışından biri Bakan olarak atandı. Hali ile bu, Türkiye Hükümet Yetkililerinin müdahalesi olarak değerlendirildi. Böylece krizi aşmak için oluşması gereken toplumsal dayanışma kökten darbe yedi. Böyle bir halde siz kolay kolay toplumsal ortak payda sağlayamazsınız. Üstelik bu hal, seçimden birinci parti olarak çıkan ve çeşitli temaslardan sonra toplama UBP Parti Meclisinin aldığı karardan sonra yaşandı. Bu karar, 19 Şubat 2022 itibarı ile basına yansımıştı. UBP Parti Meclisi 3 karar açıklamıştı. Buna göre Hükümet; 8 UBP’li bakan ve 1 DP ve 1 YDP’li vekille kurulacak. Kabineyi Başbakan oluşturacak. Üçüncü nokta ise kesin bir hüküm taşıyordu. “Kabine UBP’li vekillerden oluşacak. Teknokrat Bakan atanmayacak”. Nitekim Sayın Sucuoğlu Hükümeti böyle kurdu. Kadın Bakan yok eleştirilerine karşın, kurduğu hükümet, UBP Parti Meclisi kararına uygundu. Ama bu karara bağlılığı 15 gün sürdü. Sonrada ilk kurduğu ve güvenoyu alan hükümette değişikliğe, kendi partisinin PM kararını çiğneyerek gitti. Meclis dışından Sayın Tahsin Ertoğruloğlu’nu Dışişleri Bakanı atadı. Bir kere 15 gün önce, UBP Parti Meclisinden durduk yere, teknokrat bakan olmayacak ve Bakanlar Kurulu UBP’li vekillerden oluşacak diye köşeli bir karar neden çıkmıştı? Böyle bir istek ve baskı olduğu için.
Bu isteği ifade eden odaklar Türkiye ve KKTC’de idi. Bu PM kararı, o odaklara dönük bir tavırdı. Sonra ne oldu? 15 gün sonra önce kendi partisinin PM kararını. Sonra da dünyanın gözü önünde kendi toplumunun siyasi iradesini “paçavraya” çevirdiler. Bu konuyu biliyorlardı ve PM Kararını bundan dolayı böyle köşeli almışlardı. Eğer bu kararı almışsanız ve bunu kamuya deklere etmişseniz, bunun arkasında durmanız gerekirdi. Eğer duramayacaksanız da böyle karar almayacaktınız. Yani bu talebi yapan odakların gücünü biliyordunuz ve onları, “ha, hu” diyerek, aldatma noktasını çoktan kaybettiğinizi de biliyordunuz. Ama yine bunu emrivaki ile atlatma yolu tutunuz. Ama bunlar bu kez bunu size burnunuzu sürte sürte yalattı. Üstelik tüm toplumun öz demokratik varlığı yaralandı.
Bir sözde, bu iç ve diş odaklara yazalım. Ne kazandınız? “Güç bizde, Mecliste değil” diye bir mesaj mı verdiniz? Çok şeyi bir kez daha kırardınız, ama “kendi ayakları üzerinde durma” anlayışının serpilip gelişmesine dönük bir katkı daha yaptınız. Evet bu anormal halden ciddi bir kriz yönetimi ile çıkabiliriz. Fakat bu yol, kendisi kriz üreten ve besleyen bu yönetim anlayışı ve zihniyeti ile yürünmez. 

YORUM EKLE

banner471

banner465