Küçük büyük yok, çürük çürüktür

 Almanya Başbakanı Sayın Merkel, ABD hükümetinin ABD'ye yapılan otomotiv ithalatını, “ulusal güvenlik tehdidi” olarak ifade etmesini sert ifadelerle eleştirdi.
Bu gerçekte Ticaret savaşının bir göstergesidir. Dünyada çok ciddi ticaret savaşları başladı. 
Böyle bir ortamda, daha toplumlararası sorununu çözememiş ve ortak bir ekonomi ve toplumsal demokratik ilişki kuramamış küçük bir adanın iki toplumlu sakinleri olarak; biz hala tarihin bize bıraktığı ağır bir sorunun üzerinden, bir birimize üstünlük için debeleniyoruz.
Uzun bir zamandan sonra gelişen Yeşil Hat Tüzüğü’nden hala yeterince yararlanamıyoruz. Böylece Tarım ve Sanayi alanında karşılıklı ada çapında işbirliği ve ticareti ilerletemiyoruz.
Yalnız bu alanda mı? Adamızın en önemli avantajı olan Turizm Sektörü alanında işbirliğini geliştireceğimize, akıl ve mantık dışı tavırlarla engeller yaratıyoruz.
Güneydeki Larnaka Havaalanına gelip, adanın Kuzeyine geçmek isteyen AB dışındaki ülkeler vatandaşlarına Güneyde inanılmaz engeller çıkarılıyor. 
Bunun, ABD’nin gündeme getirdiği ve AB'nin kendini mağdur gördüğü milliyetçi ticari kısıtlamalardan ne farkı var? 
AB; bu ticari kısıtlamalara dönük ABD'ye karşı tavırlar geliştirirken, kendi üyesi olan “Kıbrıs Cumhuriyetinin“,  ekonominin  ortaklaşması için, kendi kararı olan Yeşil Hat Tüzüğü’ne dönük isteksizliğine duyarsız kalamaz. 
Ayrıca turizm alanında, Larnaka Havaalanı üzerinden siyasi olarak yapılan turist savaşına dönük yapılan akıl dışı kısıtlamalara dönük duyarsız kalması da yerinde değildir.
Ebeveynlerinden biri Kıbrıslı Türk olan ama anne ve babası Kuzey Kıbrıs ‘ta evlendi diyerek onların çocuklarına Kıbrıs Cumhuriyeti kimlik kartı ve pasaportu vermemek hangi evrensel değere sığar? 
Evet, evrensel değerlere bağlılık ilkesel olmalı. Eğer koşullar gereği denilerek yapılıyorsa; akla, vicdana ve evrensel adalet değerlerine ters her uygulama,  o dönem için yapana bir avantaj sağlar. Ancak insanlığın hiç bir zaman yok edilemeyen evrensel vicdani ve akli değerleri karşısında o vicdansız uygulama, toplumlara uluslara ve bireye bir leke, bir ayıp olarak kalır.
Bu yüzden değil mi ki, Kölelik tarihin bir döneminde güç sahibi olanların uyduruk hukuku açısından meşru idi. Ama insanlığın ilerlemesi ile o dönem, şimdi o uluslar için tarihin yüzlerinde bıraktığı kara bir leke oldu.
Tarihin bir döneminde insanlar farklıdır diye Yahudi veya Nazilere karşıdır diyerek onlara jenosid uygulayan Nazi uygulamaları Alman ulusunun tarihinde en büyük ayıp olarak yer almadı mı? Alman halkı bunu, evrensel demokratik değerlere bağlılıkla aştı.
 1964-74 arası koşullar öyle idi diyerek Türklerin kendi insanlarına dönük yaptığı “ Türkten Türke” kampanyaları eziyeti veya Rumların Kıbrıs Türk bölgelerine dönük gerçekleştirdiği ekonomik tecrit uygulamaları, tarihimizin ortak ayıplarıdır. Ortak ayıp olduğu için ne Türkçe, nede Yunanca resmi tarih kitaplarında bunlar anlatılmaz.
Aynı şekilde ana dili Türkçe ve Yunanca olan ve ayni dönemde katledilen binlerce insanın kemikleri bugün, toprak altından çıkıp, her iki toplumun yüzüne ayıbın şamarı olarak çarpmıyor mu?
Bu yaşanmışlıktan dersler çıkaracağımıza hala bu evrensel insanlık değerlerinden uzak, birbirimize üstünlük yarışı içindeyiz. Bu nedenle AB; ABD'nin gündeme taşıdığı akıl dışı ticaret savaşına dönük ilkesel olarak eleştirilerini yaparken, kendi siyasi alanında kör milliyetçiliğin dumura uğrattığı evrensel değerlere dönük olarak ilkesel tutarlılık içinde olmalıdır. Bu yüzden üyesi olan Kıbrıs ‘ta iki taraf arasında evrensel değerlere aykırı gelişen akıl dışı davranışlara dönük olarak, ilkeli olmak durumundadır. İlkelliği ancak, ilkelere bağlılıkla aşabiliriz. 
 AB bu ticaret savaşlarında kendisine dönük ABD’de gelişen bu ilkel ticari tutumlara karşı olurken, kendi siyasi coğrafyasında oluşan ilkelliklere de gözünü kapatmamalıdır. Çünkü ilkeli olmak, büyük küçük ayrımı kaldırmaz. Eğer küçük dediğiniz bir ilkel davranışa göz yumarsanız, o küçük çürük, sizi hepten çürütür. 

YORUM EKLE