Küçük olsun, benim olsun!

Siyasetteki hastalığımızdır; “Küçük olsun benim olsun!”
“Koltuk aşkı” olarak da isimlendirilebilir bu durum!..
İşte son örnek; Mehmet Çakıcı ve ekibi…
Çok kötü yönetimler gördük son 15 yılda… CTP, UBP ve DP’li hükümetlerden söz ediyorum…
Bu kadar kötü yönetimlere rağmen alternatif olmayı başaramayan bir TDP yönetimi yaşadık…
Büyük bölümünde de partinin başkanı Mehmet Çakıcı’ydı…
Özür dilerim; hiç kusura bakmasın ama Sayın Çakıcı ve ekibi partiyi büyütemedi, alternatif noktaya getiremedi! 
Dost acı söyler…
Yeniden kuracaklarını söyledikleri TKP’nin vizyon olarak TDP’den hiçbir farkı olamaz… Sadece koltuğa oturan isimler farklı olur…
Bu nasıl bir koltuk sevdası Allah aşkına?
Sayın Çakıcı başkanlığı kendi bırakmış olmasına rağmen hiçbir zaman bunu kabullenmedi…
Temel sorun ve gelinen noktanın nedeni de zaten budur!
Her zaman yeniden başkan olmayı istedi… Ama seçim dönemlerinde yaptığı ciddi yanlışlar TDP’yi alternatif olma noktasında hep sıkıntıya soktu… Liste savaşları, isim tercihlerindeki yanlışları bunda ana etken oldu…
Çakıcı bence gerçekten TDP’yi kitle partisi yapmak için uğraştı ancak TDP’nin tabanı buna müsait değildi… Ve olmadı da…
Sonunda tabanın da baskısıyla topluma da verdiği söz nedeniyle (3 vekil sayısını artırmazsam başkanlığı bırakırım) Çakıcı istemeden başkanlığı bıraktı…
Ama hep bu göreve geri dönmeyi bekledi…
Bu dönemde farklı unsurların da etkisiyle önce Mehmet Harmancı sonra da Mustafa Akıncı’nın seçim kazanması, Çakıcı’nın beklentilerini dibe vurdu…
Dönüş yolunun kapandığını gördü fakat yine de mücadeleyi bırakmadı… Bu kez Mustafa Emiroğluları’nı ön plana sürdü, başkan adayı yaptı, yine olmadı! 
Emiroğluları’nın yanlışları ayrı bir makale konusu olur!
Parti disiplininden kopuk işler yapıldığı artık gün yüzüne çıkınca Emiroğluları ile parti yönetimi yollarını ayırdı…
Başkanlığın artık hayal olduğunu gören Çakıcı, kırıntıları bulunan TKP ismini ön plana koyarak “Küçük olsun benim olsun” adımını attı!
Olayın özeti bu…
Çok üzgünüm…
Yazarken de gerçekten üzüntü içerisindeyim…
Bir dönem en azından gönül verdiğim bir hareketti BDH… Sonra TDP! 
TDP’nin doğuşunu isteyenler bugün kilit vurmak için çarpışıyor… Bu da ayrı bir ironi! 
Yeni dönemde ne TDP, ne de kurulacak olan TKP Meclis’te yer almayacaktır… Bu aşikar…
Toplum bu mantıktan usandı bıktı… 
Yıllarca UBP’de yaşadı gördü…
Benzer durum DP’de de yaşandı… 
DP’de son dönemde kendi içinden iki parti doğurdu… Lime lime oldu… 
Bugünkü siyasi tabloya bakıldığı zaman üç partili yeni bir Meclis aritmetiği görünüyor…
UBP devlet imkanlarının da verdiği güçle toparladı… CTP de Tufan Erhürman (iç kavgalar devam etse de) toplum nazarında onay aldı…  
Ve kuşkusuz ki Kudret Özersay’ın Halkın Partisi de vizyondaki yerini aldı…
Bugünkü tablo bu… 
Kıbrıs’ın Kuzeyi siyasi partiler çöplüğüdür… İlk seçimde bu çöplüğe birçok parti daha girecek gibi…
Yazık!
YORUM EKLE