Lavrov, Eide ve İsviçre...

 İsviçre'deki liderler buluşması  öncesi, "Kıbrıs Cumhuriyeti" Dışişleri Bakanı Sayın Kasulidis, Rusya Dışişleri Bakanı Sayın Lavrov ile görüştü.
   Bu görüşme sonrası, Sayın Lavrov'un; Kıbrıs sorununun çözüm süreci ile ilgili olarak bugüne kadar, ifade etmediği kesinlikteki sözleri basına yansıdı.
   Sayın Lavrov;  "ABD ve BM Genel Sekreterinin Özel Temsilcisi Espen Bart Eide'nin Kıbrıs sorununa, Kıbrıs'taki herhangi bir tarafın kabul etmeyeceği bir çözüm için yapay takvimler dayatmasını kabul edilmez buluyoruz" dedi.
    Sayın Lavrov'un bu sözleri, Kıbrıs sorunun çözümü konusunda ABD ve Espen Barth Eide'yi, çözüm için kritik İsviçre buluşması öncesi, eleştiren ilk önemli açıklamadır.
   Ayrıca Sayın Lavrov; Kıbrıs sorununun çözümü konusunda, BM kararlarına bağlı olduğunu söyledikten sonra, önemli bir konuda daha kesin bir ifade kullandı.
   "Birleşik bir Kıbrıs devletinin güvenliğinin nasıl sağlanabileceği konusu, Kıbrıs'taki taraflarca çözülmelidir" dedi.
   İsviçre zirvesi öncesinde, 2016 yılının sonunun çözüm için çok önemli bir tarih olduğunu ve 2017 ortasında bir referandum beklentisini dile getiren Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye'dir. 
   Ayrıca, güvenlik ve garantinin ele alınması içinde, 5'li konferans üzerinde ağırlıkla duran da Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye'dir. 
   Yani, bunlar üzerinde ağırlıkla duran, ABD ve Espen Barh Eide değildir. Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye'dir. 
   Bu nedenle İsviçre öncesi Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye, Sayın Lavrov'un bu açıklamalarını değerlendirmelidir. Rusya indinde diplomatik atak geliştirmelidir..
    Sayın Lavrov tarafından da yapay diye ifade edilen 2016 yılı sonunun çözüm hedefi olması ki bu yapay tanımlaması Kıbrıs Rum tarafının görüşüdür, gerçekte yapay bir zaman dayatması değildir. Bu doğal bir takvimdir...
   Çünkü Güneyde, 2018'de Cumhurbaşkanlığı seçimi var....
   Bu bakımdan Sayın Lavrov'un bu sözleri, doğal bu sınırlamayı göz ardı eden ve çözümü zamana oynayarak ötelemeye çalışan Kıbrıs Rum tarafını rahatlatıcıdır.
Gerçekte Kıbrıs Rum tarafının bu tavrına, Federal çözüm olgusundan kurtulmayı amaçlayan Kuzeyin statükocuları da çok sevinmektedir...

Güvenlik konusu
   
   Ayrıca Güvenlik ve Garantiler meselesinin ele alınması için 5'li bir konferansın yapılmasını isteyen taraf da biziz. 
    Ancak, Sayın Lavrov'un, Sayın Kasulides'le yaptığı görüşmeden sonra ifade ettiği, "Birleşik Kıbrıs devletinin güvenliğinin nasıl sağlanabileceği konusu, Kıbrıs'taki taraflarca çözülmelidir" vurgusu, özünde, 5'li konferansa dönük ciddi bir isteksizliğin ve karşıtlığın ifadesidir.
   Yani Sayın Kasulides, İsviçre zirvesi öncesi 5'li konferansın oluşmaması ve çözüm arayışının ötelenmesi için Rusya'dan kendince destek aldı.
   Halbuki İsviçre buluşmasında toprak meselesinin esaslı görüşülmesi için 5'li konferans için bir tarih oluşmasını, Kıbrıs Türk tarafı çok önemli saymaktadır. Bunu toprak meselesinin görüşülmesi için bir olgu olarak ortaya koymaktadır..
   Kıbrıs Rum tarafı, bu 5'li konferansın etkisizleşmesi için bunun önemli bir tarafı olacak olan Yunanistan'ı da buna karşıt hale getirmek için ulusal baskısını yaptı. Sayın Çipras'a dönük bu yönde yaptığı baskı çok açıktır. 
   Şimdi de İsviçre öncesi; BM Güvenlik Konseyinin Daimi Üyesi olan Rusya'dan da bu isteksizliğinin temellenmesi için bu ifadenin de yansımasını sağladı.
   Kısacası, Kıbrıs Rum siyasi liderliği, oluşmasını engelleyemediği İsviçre buluşmasının 2016 sonuna kadar bir çözüm zeminine katkı sağlamaması için, daha gitmeden içini boşaltmaya çalışıyor.
Ayrıca, BM Güvenlik Konseyi’nin sürecin tıkanması halinde bir tutum geliştirmemesi içinde, eski yola başvuruyor. Buda BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinden olan Rusya'nın, ABD ile gittikçe gerginleşen ilişkileri nedeni ile Güvenlik Konseyi'nden bir tavır gelişmemesini de Rusya'nın veto ağırlığı ile sağlamaya çalışıyor...

Tıpkı 2004 gibi...
 
 Yani Sayın Kasulidis'in bu adımı; tıpkı 2004 referandum öncesi gibidir. O dönemde de "Kıbrıs Cumhuriyeti" Dışişleri Bakanı Sayın Yakovu, Moskova'yı ziyaret etmişti. Annan Planı ile ilgili olarak, bazı değişiklik girişimlerinin gündeme gelmesi halinde Rusya'nın bunları veto edeceği açıklamasını yapmasını başarmıştı! Çünkü Annan Planı, BM Çözüm Planı idi.
   Böylece, Rusya'nın bu açıklaması üzerine, dönemin Başkanı Sayın Papadopulos, Annan Planı’nın öldürülmesi için, rahat rahat,"Hayır" kampanyası açma temelini iç siyaseti açısından güçlendirmişti.
Şimdi İsviçre zirvesi öncesi de Sayın Anastasiadis, ne yazık ki 5'li konferans olgusunu öldürmek ve 2016 sonu çözüm hedefinden kurtulmak için aynı yolu tutu.
                                      
Gerginlikten yararlanma...
   
 Dün ve bugün bu oyunlarda bir şeyi kullanıyorlar. Bu da bölgemizde meydana gelen gelişmelerden ötürü Rusya ve ABD arasında oluşan gerginliklerdir.
   2004'te BM Güvenlik Konseyi’nin 5 Daimi üyesi arasında, Kıbrıs sorununun federal temelde, Annan Planı zemininde çözülmesi için ciddi konsensus vardı. Ancak bu konsensus, Irak krizi nedeni ile sarsılmıştı..
   Günümüzde, İsviçre öncesinde, maalesef bölgemiz ve dünyada, Rusya - ABD, NATO arasında çok ciddi bir gerilim artışı var.
Suriye Ordusu Halep'teki yığınağını artırdı. ABD ve ortakları, Halep'in Suriye Ordusu tarafından alınması ihtimalinden çok huzursuz. Suriye yönetimini destekleyen Rusya ile ilişkileri bu nedenle çok gergin. 
   Ayrıca Irak Ordusu, Musul saldırısını doruğa çıkarttı.
Türkiye; Irak ve Suriye sınırlarına, Silopi'ye askeri yığınak yaptı. İran olayları hassasiyetle izliyor ve Türkiye'ye dönük gerginlik içinde.
    Rusya, bölgeye uçak gemisi ve füzelerle donanmış savaş gemileri yolladı. 
Rusya Federasyonu ise sivil ve asker 40 milyon kişinin katıldığı askeri tatbikat düzenledi. Bu denli büyük bir tatbikat, Rusya'nın kendine dönük ciddi endişeleri olduğunun göstergesidir. 
Ya da bu, başta ABD olmak üzere batılı güçlere," yalnız değilsiniz ha" mesajının yüksek sesle söylenmesidir. NATO ve ABD, Baltık Ülkeleri ve Polonya'ya askeri yığınak yapıyor. 
Türkiye'de ise, sınır ötesi askeri operasyonla birlikte, iç siyasi yaşamda da ciddi gerilim oluştu. Demokratik alanda akıl almaz pek çok gelişme yaşanıyor.
Kısacası bölgede Rusya- ABD arasında gerilim artarken, bu bölgedeki ülkelerinin  kendi aralarında  ve iç siyasetlerinde de gerginlik artıyor...

Kahramanlar ve  tehlikeli durum...
 
 İsviçre buluşmasının başarısızlığı için Kuzeyin ve Güneyin statükocuları, Türkçe ve Yunanca dua ediyorlar. Ancak oynadıkları oyun çok tehlikeli.
   Evet, milliyetçi amaçlarınız için  oynayın oyunlarınızı. İsviçre, başarısızlıkla sonuçlansın! 
Böylece siz Güneyin statükocuları! 
   1964'te gasp ettiğiniz Kıbrıs Cumhuriyeti’ni, federal ilkelerde Kıbrıs Türkleri ile paylaşmama milliyetçi sözde zaferinize ulaşın!
Kuzeydeki statükocular sizde... 
   İsviçre buluşmasının başarısızlığa uğraması ile 1974'ten sonra elde edilen toprak ve mülklerin her karışını kurtardığınız mutluluğu ile sevinin!
   Ama, Rusya- ABD arasında derinleşen bu bölgesel çelişkiden yararlanıp, federal çözümün çıkmazına oynayan Kuzeyin ve Güneyin statükocuları, bu yaptıklarınızda adayı ve bu ortak vatanı ateşe biraz daha iteceksiniz bir kez daha yakacaksınız, hem iki toplumu, hemde Türkiye ile Yunanistan'ı.
   Sayın Anastasiadis; İsviçre buluşmasından federal çözüm yönünde şimdi bir sonuç çıkmaması için yeniden, Sayın Papadopulos'un Rusya kartını zamanında kullanmasının benzerine oynadı.
Böylece Sayın Anastasiadis, 2016 sonunda çözüm olgusunu sakatlamakla, 2018 başkanlık seçimine kahraman olarak girmeyi mi hesaplamaktadır?
   Onu da Papadopulos gibi kahraman mı ilan edecekler? Papadopullos'un 2004'teki o kahramanlıktan sonra yaşadığını tarih yazdı. Seçimi kaybetti. Bu kez ise, daha sağcı ve radikal birinin seçilmesine, Sayın Anastasiadis kendisini yaralayarak, kendi yol döşüyor.
   Ama tarih bize bir şey öğretti. Bu adada sözde milliyetçi hedefler için tek taraflı kahramanlığa oynayanlar;  ana dilleri ister Türkçe, isterse Yunanca olsun; hem Türkiye ve Yunanistan'ın zora girmesinin, hemde iki toplumun on yıllardır acı çekmesinin sebebi oldular.
YORUM EKLE