Lute, Çavuşoğlu ve Lakkotripis

“ Kıbrıs Cumhuriyetinin” enerjiden ve hidrokarbon aramalarından sorumlu Bakanı Sayın Lakkotripis, BM Genel Sekreterinin geçici Danışmanı Sayın Lute'nin ve Türkiye Dışişleri Bakanı Sayın Çavuşoğlu'nun Kıbrıs ziyaretinden önce bir demeç verdi.
Sayın Lakkotripis verdiği demeçte, “ Hidrokarbon işinin Kıbrıs sorunundan ayrı bir konu olduğunu “ ve hidrokarbon işinin, bağımsız olarak kendi planladıkları takvime göre devam edeceğini söyledi.
Bunun arkasından da daha evvel planladıkları gibi Sonbaharda sondaj işine devam edeceklerini ve zaten bunu yapacak olanın da ABD'nin büyük şirketi EXXON Mobil Konsorsiyumu olduğunu ifade 
Yani, Sayın Lute'nin BM Genel Sekreterinin görüşmelerin yeniden başlaması hedefi ile ön araştırma yapmak için görevlendirmesi ve onun Kıbrıs'a gelmesinden önce Sayın Lakkotripis, bu açıklaması ile resmen bombanın pimini hafifçe yuvasından çekti.
Onun bu demeci üzerine de Sayın Çavuşoğlu, Sabah Gazetesinde konu ile ilgili bir söyleşi yaptı. Bu söyleşisinde Sayın Çavuşoğlu, bu tutumun kabul edilemez olduğunu ifade etti. Bu aşamada artık bir sondaj ekipmanına da Türkiye olarak sahip olduklarını ve eğer Güney bu tutumuna devam ederse de Kıbrıslı Türklerin çıkarlarını korumak için kendilerinin de sondaj yapacaklarını ifade etti.
Aynı zamanda söyleşisinde, Total ve Eni şirketlerini daha evvel bu sondaj adımını atmaktan caydırdıklarını da söyledi. Ayrıca Cumhurbaşkanı Sayın Akıncı ile yaptığı ortak basın toplantısında da bu sözlerini kısa ve net ifadelerle de açıkça vurguladı.
Üstelik Sonbaharda yapılacak sondaj işine devam ederlerse de dünyaya ne yapacaklarını zaten açıklıkla duyurduklarını da söyledi. Yani tavrı Lefkoşa’da da açıkça ifade etti.
Bu noktada öncelikle şunu ifade etmek isterim. Bir kere Sayın Lakkotripis'in, “hidrokarbon meselesi Kıbrıs sorunundan ayrı bir konudur” sözleri temelden yanlıştır. Kavganın besi yeridir.  
Bu konu, bırakın Kıbrıs sorunun iki toplum arasında oluşturduğu çelişki meselesini, Doğu Akdeniz’deki siyasi, ekonomik, askeri konularla bağlantılı stratejik tüm alanları etkileyen ciddi bir meseledir.
Üstelik Mısır, İsrail, Ürdün ve Yunanistan’la yaptıkları tüm ikili antlaşmalarla da bu meseleyi, Türkiye ile çatışmalı bir tarzda ciddi bir bombaya döndürdüler.
Ayrıca bu gelişmeler, Kıbrıs Cumhuriyetinin Kurucu ortağı olan ama Kıbrıs sorunu nedeni ile dışlanan Kıbrıs Türk Toplumunun iradesi dışında, adanın ve tüm halkının geleceğini etkileyecek şekilde tek taraflı olarak dizayn edilmektedir. Bu yüzdende Kıbrıs sorununu daha da karmaşıklaştırmaktadır. 
Bu yanı ile de Hidrokarbon meselesi Kıbrıs sorunundan ayrı değildir. Bu sorunu Kıbrıs meselesinden ayrı tutmak, başını kuma gömmek demektir. Hele sorun çözülmeden Doğu Akdeniz’de tek taraflı sonuç elde etmek için bu konuyu oldubittiye getirme çabası, esas sorun olan Kıbrıs meselesini çözümsüzlük cehenneminin daha derinlerine itmek demektir.
Sayın Lakkotripis'in bu sözleri,  Kıbrıs sorunun çözüm dinamiğini, Doğu Akdeniz’de oluşan bu Hidrokarbon potansiyeline bağlayan, ana dili Türkçe veya Yunanca olan tüm Kıbrıslıların, Federal Çözüm beklentilerinin üzerine bilerek soğuk su dökmektir. Umudu kırma niyetidir. 
Kısacası Türkiye, Sonbahar’da sondaj yapacak olanın EXXON Mobil olduğunu bile bile bu tavrı takınmış ve Total ile Eni'yi de bu nedenle hatırlattırmıştır. Güney ise ABD'li olan EXXON’un kendisine değil, ABD'ye güvenerek bu katı tutuma girmektedir. Ayni şekilde İsrail’e güvenmektedir. Bu güvenini besleyen diğer bir faktörde, Türkiye’nin bu ülkelerle gerginleşen ilişkileridir.
 Bunlara güvenerek Kıbrıs sorununda tek yanlı adımlara yöneleceğini ve Federal Çözümden uzaklaşacağını ummaktadır.
İşte bu nedenlerle BM Genel Sekreteri, Sonbaharda bu bölgede yerinden oynayan bombanın piminin daha tehlikeli bir çekilmeye uğrayabileceğini ön gördü. 
Bundan dolayı, olayın daha büyük bir felakete dönüşmemesi için Sayın Lute'yi görevlendirdi. Bazılarının,” fol yok, yumurta yok, BM Genel Sekreteri neden bu adımı attı”  diye sorup durduğu bu aşamada,  bunu sağlayan motivasyonun bu olduğuna inanmaktayım.
Bu bakımdan barışı savunan her kesimin, Sayın Lute'nin bu girişiminin bir sonuç getirmesi için gayret sarf etmesi gerekir. Bu yalnız Kıbrıs’ın iki toplumu için değil, ama Türkiye, Yunanistan ve bölge halklarının da barışçı geleceği için çok önemlidir.
Bildiğim tek bir şey var. Çok uluslu petrol tekellerinin kayığına binerek yol almak isteyenlerin gidecekleri tek liman, cehennemin kanlı ve ateşli limanıdır. Güneyin bağnazlarının körlükleri ile tümümüzü yeniden cehennem limanında inmeye itmemeleri için barışçı çabaları arttırmamız gerekir.

YORUM EKLE