banner564

AB Zirvesi, Metsola ve biz

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB Dönem Başkanlığı döneminde, AB Gayrı Resmi Liderler toplantısı adamızda yapıldı. Bu zirvede Mısır, Suriye, Ürdün gibi bölgenin önemli ülkelerinin liderleri de yer aldı. Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Hristodulidis; zirve sonrası, zirvenin karar ve sonuçları için Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ile Suudi Arabistan’a ziyaret yapacağını açıkladı. Yani zirve yalnız AB üyeleri arasında değil, ama aynı zamanda Orta Doğu ülkeleri ile AB arasında ilişkiler bakımından önemli idi. Peki bu zirvede, AB ile Gümrük Birliği olan ve aynı zamanda AB üyeliğine aday olan Türkiye neden yok? Ayrıca zirvede, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kurucu Toplumu olan, Kıbrıs Türklerinin varlığı neden yok?  Peki biz bu işin neresindeyiz? Başbakan Sayın Ünal Üstel’e göre olmamız gerekmez. Dışişleri Bakanı Sayın Ertuğruloğlu’na göre ise mesele eşit ortaklık değil, ayrı egemenlik meselesidir. Bu nedenle ona göre Cumhurbaşkanı Sayın Erhürman; adanın bütününde Kıbrıs Türk Toplumu egemenliğin eşit ortağıdır dediği için yanlıştır. Bu nedenle hükümet, söz konusu zirve sanki yokmuş gibi davranmaktadır. Böylece meydanı alabildiğine güneyin bağnazlarına terk ettiler. Evet, Kıbrıs Türk tarafının hükümeti ve onu destekleyen iç ve dış odakların bu politikasının yanlışlığını eleştireceğiz. Ancak bu politikalara en önemli katkıyı yapanlardan birinin de AB yetkililerinin hataları olduğunu da ifade etmeliyiz. Nitekim AB Komisyon Başkanı Sayın Van der Leyen’in, Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği, Göç Antlaşması ve Üye Adayı olduğunu unutarak yaptığı açıklama var. Bu Kıbrıs Türk Toplumu ile Türkiye’yi AB süreçleri dışında tutmayı marifet sayan Türkiye, Yunanistan, Kuzey ve Güney Kıbrıs’taki barış karşıtı güçlerin eline koz vermekten başka bir şeye yol açmadı. Türkiye Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan, İngiltere’de Oxford Üniversitesi’nde düzenlenen konferansta sorulan soruya verdiği soğukkanlı ve prensipli cevabı ile bu oyunu oynamak isteyen iç ve dış odakların tuzağına düşmedi. Konuşmayı talihsiz olarak tanımladıktan sonra, gerekli iletişimin kurulduğunu, konunun çözüldüğünü söyledi. AB, Türkiye ilişkisinde pozitif gelişme arzulandığının göstergesidir.
Kıbrıs’taki zirveye Avrupa Parlamentosu Başkanı Sayın Roberta Metsola da katıldı. Bu vesile ile Avrupa Parlamentosu’nun son raporunu da sorgulamak gerekir. AP Raporu, “Türkiye, Kıbrıs Türk Toplumuna kendi siyasi yolunu çizebilmesi için gerekli alanı tanımalıdır. Kıbrıslı Türklere adanın meşru topluluğu olarak hareket edebilecekleri bir alan tanımalıdır” demektedir. Türkiye‘ye böyle bir çağrı ve eleştiri yapan AP Parlamentosu Raporu ortada iken; AP Başkanı Sayın Metsola, Kıbrıs’ta yapılan Gayrı Resmi Liderler zirvesi için; “Adanın Meşru Toplumu” olan Kıbrıs Türk Toplumunun lideri, Sayın Tufan Erhürman’ın zirvede neden olmadığını izah etmelidir. “Kıbrıs’ın Meşru Toplumu” diye tanımladıkları topluma, AB ve AP’de neden küçük bir “alan” dahi açmadıklarını izah etmelidir. Kıbrıs Türk Toplumu ve Türkiye yok sayılarak; Doğu Akdeniz’de çözüme ulaşılamaz. AB de tutumunu gözden geçirmelidir.
 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Tamer Karadeniz
Tamer Karadeniz - 6 saat Önce

KKTC bekliyor.. Neyi, kimden, ne kadar, ne zamandir, niye bekliyor? Hepsinin yaniti Turkiyeden.. Devlet+Hukumet+Partiler+STK lar ayrimi beklemeden tum KKTC (buna eski CBler ve BBler de dahil) ne yapiyor? Cevap: Kocaman bir HİÇ... Onlar hayatlarindan memnun.. Yuksek emekli maaslarini alsinlar, yesinler, icsinler, mangalciklarini yapip urumdan alisverislerini yapsinlar...

banner471

banner473