Asgari Ücret tartışması yine yaratıcı sonuç vermeden bitti. İşçi tarafı, yeni asgari ücretin brüt 60,618 bin TL olmasını kabul etmedi. Bunun neti de 52,738 bin TL’dir. İlan edilen asgari ücret artış oranının, %18,39 olması nedeni ile artışın, HP oranın altında kalması yüzünden, işçi tarafı bu kararı protesto etti. Bunun üzerine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Hasipoğlu şu açıklamayı yaptı. Asgari ücretliye %18,39 oranında artış verilecek; ama bunun üzerine, Şubat ve Mart aylarında her seferinde 6 bin TL olmak üzere toplamda devletin, 12 bin TL katkı vereceğini. Böylece asgari ücrete yapılan %18,39’luk artışın, bununla birlikte toplamda %22.90’a çıkacağını; böylece ilan edilen %21,66 olan Hayat Pahalılığı oranı üzerinden değil, asgari ücretliye, %1,24 daha fazla artış verileceğini ifade etti.
Bu popülist politika ile iş ve emek dünyasına bir başka kaos getirdiler. Bu hesaba göre, brüt 60,618 bin TL olan asgari ücretin üzerinde, örneğin 5 bin TL fazla alan bir çalışana, işveren, hangi oranda artış yapacak? Asgari ücrete devlet katkısı olmadan yapılan %18,39 artış oranı üzerinden mi? Yoksa devlet katkısı ile asgari ücretin artış oranının, % 22.90 olduğu asgari ücret üzerinden mi? Peki resmi asgari ücret bu ikisinden hangisidir? Çünkü ülkede harçlar, cezalar, vergiler; hatta su parası, belediye vergileri de asgari ücrete indirgenmiştir. Bu nedenle 1 Ocak itibarı ile resmi asgari ücret hangisidir? Sayın Bakan, çalışanı enflasyona karşı ezdirmem derken; vergi, harç, cezalar, belediye hizmet bedelleri, su parası vs. asgari ücrete bağlandığı için; asgari ücret enflasyonu da tetikler oldu.
Ayrıca asgari ücretliye devlet desteği ile 3 bin TL’lik katkı payı gelecekse, asgari ücret üzerinde maaş alan özel sektör çalışanları, hükümetin, bu enflasyon koşullarında vergi matrahlarını da düzenlememesi nedeniyle %37,5 oranında vergi kapsamına düşeceklerdir. Bu nedenle de bu insanlar, esas maaşlarından değil de asgari ücret üzerinden ödenmeyi işverenleri ile konuşacaklardır. Bunun, Sosyal Güvenlik Fonlarına getireceği yük ise bir başkadır. Asgari ücret artışı tartışılırken, aynı gün hayvan yetiştiricileri de Tarım Bakanlığı’nda eylemde idiler. Onlar da haklı olarak bu enflasyon ortamında devletten girdi desteği ve çiğ süte de zamlı fiyat talep ediyorlardı. Bu nedenle Tarım Bakanlığı’nın yetkilileri, çiğ süte yapılacak zammı ve asgari ücretin ne olacağını da görüp; ona göre süt ve süt ürünleri ile et ve et ürünlerinin fiyatlarının belirleneceğini ifade ettiler. Yani asgari ücret daha kimsenin eline geçmeden piyasada zamların geleceği ilan edildi. Kısacası ne enflasyon dizginlenebilecek, ne çalışanların gerçek gelirler artacak, ne de iş dünyası istikrara kavuşacak.




