banner564

Biz eskiden daha mutluyduk

İnanılmaz bir dejenerasyon yaşıyoruz. Kusura bakmayın ama bu hemen hemen hepimiz için geçerli. Büyüklerimiz hep bir ağızdan aynı cümleleri kullanıyor: “Biz eskiden çok daha mutluyduk.” Mahrumiyet yılları, ayakta kalma çabaları içerisinde olan bir toplumun çocukları olan anne ve babalarımız “Belki yokluk çekiyorduk ama herkes herkese yardım eder, bir şekilde bu gemiyi yürütürdük.” diyorlar.
1974 savaşı sonrası tek kelime ile “ne’oldu delisi olan bir halka dönüştük.”

Fark ettirilmeden eski meslekler ve onu icra edenler memur oldu. Herkese devlet kapıları ardına kadar açıldı. Toplumun yüzde yetmişten fazlası Kuzey Kıbrıs maliyesinden para çekmeye başladı. Liyakat unutuldu, torpil mekanizması ve partizanlık çalışmaya başladı. Bu arada toplum daha fazla zenginleşirken, Annan Planı’na evet diyen Kıbrıs Türkü yine dünya tarafından cezalandırıldı. Rumlar tek taraflı AB’ye alınırken, Kuzey’de kalan Rum malları üzerine Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni kıskandıran villalar, inşaatlar konduruldu. Bunu çekemeyen Rumlar, büyük inşaat şirketlerine kırmızı bülten çıkardı. Birçok inşaat firması sahibi bırakın yurt dışına gitmeyi, Güneye bile geçemez oldu. Böyle zenginliğe karşılık kısıtlanan bir özgürlük. Kimisine göre eksik, kimisine göre helal olsun.

Asgari ücrete mahkum olan bir halk

Yok yüzde 18, yok yüzde yirmi artış, anlaşılmayan yüzde 35 artış bile olsa sistem yanlış kurulmuş. Yine yetmeyecek. Çok pahalı her şey. Çarşı, pazar Güneye kaymış durumda. Esas büyük sorun bu. Devlet ve özel sektör arasında makas ve kazanılmış özlük hakları o kadar çok açıldı ki bir bakıyorsunuz kırk yaşına gelmiş insanlar bile devlette iş arar vaziyette. Asgari ücrete mahkum olan, onun altında ezilen de büyük bir kesim halk var. Artık herkesin, buna vesile olanların iyice oturup düşünmesi lazım.
Açık verecek şekilde hazırlanan yıllık devlet mali bütçesi bu kadar çok istihdamı kaldıramaz hale geldi. Liyakatsiz atamalar ve partizanlık çocuklarımızı bu güzel vatandan koparma noktasına geldi.
Turizm, eğitim ve tarım sektörü bu ülkenin can damarları. Bu üçüne gözümüz gibi bakmamız gerekirken, hayvancı, süt üretici, çiftçiler yollara dökülüyor. Hele hele ki “Asrın Projesi” ile adamıza Anavatan’dan su gelmiş olmasına rağmen. Türkiye daha ne yapsın.

Turizm

Turizmci umudunu kesmiş, küçük, orta boylu işletmeler bir bir kapanıyor. Acenteler iş yapamaz, restoranlar çalışmaz duruma gelmiş. Adanın siyasi, ekonomik ve ulaşım sıkıntıları sonucu artan maliyetler sonucunda gittikçe daralan “şans oyunları” sektörünün yanına MICE (kongre, konferans, incentive) ve sağlık turizmini, kış turizmini çoğaltmak lazım.

Eğitim

Eğitimde yeni göç idaresi yasası kapsamında gelecek olan yabancı öğrencileri, Türkiye desteği ile artırmak lazım. Gittikçe darboğaza sürüklenen yükseköğretim, kalitesini yükselterek adanın marka değerini bu anlamda yükseltmek lazım.

Tarım

Anavatan’dan gelen suyu Güzelyurt Ovası ve Mesarya’ya vermek lazım. Denize akıtılan suyu bahçelere vermek için plan yapmamız lazım.

Ekonomi

Rüşvet, sirkat, hırsızlık, adam kayırma, illegal işlerden kurtulmak lazım. Eskiden tek tük duyduğumuz kurşunlama, çalma çırpma, cinayet, narkotik işlerinin otuz yıl öncesine dönmesi lazım. Bakın çok “lazım” kullandım ama bunları da gerçekleştirecek siyasi irade de lazım. Bilmem anlatabildim mi.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Kenans
Kenans - 2 gün Önce

Önemli tespitler ve öneriler yapmış hocamız. Aynı zamanda tarım, turizm ve eğitimde alternatif yatırım alanlarını işaret etmiş.

Ismet Esenyel
Ismet Esenyel @Kenans - 1 gün Önce

Teşekkür ederim hocam

Yıldırım Öner
Yıldırım Öner - 19 saat Önce

Tamamen katılıyorum

banner582

banner471

banner628

banner473