banner564

Bizim sistemimiz bu: Ne yaparız ne yaptırırız!

Başlığa bakarak, fiber optik ağ konusunda hükümetin yaptıklarını onayladığımı anlamışsınızdır ama “yanlış” anladınız!
Hükümet, fiber optik ağ protokolü ile ilgili olarak bir şey yapmadı ki “yanlış” olsun. İşin esas sahibi olması gereken Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın defalarca anlattıklarından anlıyoruz ki bu protokol hazırlanırken “biz” devrede değildik. Arıklı, bu protokolü ile kez imza aşamasından hemen önce Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile yapılan bir toplantıda gördüğünü söylemişti. Tanık oldum! Daha sonra bunu tekrar edip durdu. KKTC hükümeti ve hükümete destek vermekle görevli kamu görevlileri ne yazık ki devrede değillerdi.
Bu gerçek zaten kabul edilmiştir ve protokoldeki eksiklik ve yanlışlıklar eklerle düzeltilecektir diye sözler verilmektedir. Ne kadar düzelirse, o kadar!
KKTC yurttaşları olarak bizim bu sürece başka bir açıdan daha bakma zorunluğumuz vardır ama… 
Su ihtiyacını kendi gücümüzle karşılama konusunda çok az şey yapabildik. Nihayette Türkiye’den su geldi. Biz bunu egemenlik meselesine dönüştürdük sonra da üstüne yattık. DSİ’den aldığımız suyu pahalıya satarak belediyeleri finanse ediyoruz.
Haberleşme altyapısını yedik tükettik. Bırakın fiber ağ döşemeyi bakır kablolarla bile baş edemedik. Santral ihtiyacı Türkiye ve AB tarafından karşılandı. Fiber ağ konusunda şimdiye kadar yapılan bütün girişimler anlamsız tartışmalarla heba edildi.
Ercan’ın yenilenmesi gerektiği zaman bir iş insanımızın “gelin biz yapalım” çağrısına uyan olmadı. Çağrı havada kaldı!
Limanların yetersizliği gün gibi ortadadır ve en az 30 yıldan beri konuşulmaktadır. Birine şahsen dahil olduğum bir-iki girişimle limanda iş gören iş insanlarımızın “ortak bir yapı kurarak liman işine girmesi” ele alındı. On yıllar geçti ama netice çıkmadı!
Sistemimizi yenileme konusundaki başarısız örneklere karşılık Kıbrıs Türk Petrollerinin özelleştirilmesi “başarılı bir örnek” olarak tek başına ortada duruyor. K-Pet’in özelleştirilmesi sürecinde zamanın Başbakanı İrsen Küçük’ün verdiği destek, iki önemli Kıbrıslı Türk aile şirketinin iş birliği ve nihayet Halk Bank tarafından sağlanan kredi dikkate alındığı zaman bu sonuca hükümet, iş dünyası ve banka desteği sayesinde ulaşabildiğimiz mutlaka dikkate alınmalıdır. Kaldı ki, bu gelişmeden herkesin memnun olduğunu söylemek de mümkün değildir. Özelleştirme karşıtları, bugün de aynı şeyi söylemekte ve Kıbrıslı Türk sermayesinin fiber ağ işine girmesine de karşı çıkmaktadırlar.
Ne yaparız ne yaptırırız!
Bu yazının başlığı işte bu kapsamda ele alınmalıdır. Beğenen de olacak beğenmeyen de… Ama esaslı işleri başarmak için iş birliği yapamadığımızın bir gerçek olduğunu inkar edecek olan bulunmayacaktır diye düşünüyorum!
 

YORUM EKLE

banner608

banner474