Meclis’te yaşananlar halkın siyasete olan güvenini olumsuz yönde etkiliyor…
Bunu kendileri de biliyor…
Yine de ‘çatışma’ yerine ‘uzlaşı’ kültürünü geliştirme yönünde bir adım atılmıyor…
Amerikalılar yıllar önce Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumları yakınlaştırmak amacıyla ‘conflict resolution’ (çatışma çözümü) adı altında çok sayıda eğitim programı düzenlemişti…
Söz konusu eğitimlerin tüm masrafları Amerikan ‘Fullbright’ Eğitim Komisyonu tarafından karşılanmıştı…
Eğitimciler arasında dünya savaşlarını görmüş uzmanlar da vardı…
Ders saatleri dışında karma gruplar oluşturuluyor, iki farklı kültürün mensupları ‘ortak başarı’ için cesaretlendiriliyordu…
Kıbrıs’ın Türk kesiminde siyaset okulu veya siyasete girecek olanları eğitecek kurs programları yoktur…
Seçim öncesinde tüm partiler ‘oy getirecek’ aday üzerinde yoğunlaşıyor ve sonuçta 50’şer kişilik listeler halinde seçime katılıyor…
Seçim sonrasında iktidara gelenler, bakanlar kurulunu genellikle milletvekillerinden oluşturuyor…
Milletvekilinin, görev üstlendiği bakanlık hakkında herhangi bir deneyim, ya da başarısının olmasına bakılmıyor…
Daha doğrusu bu tür incelikler önemsenmiyor…
Sorulduğu zaman “ne yani benden öncekiler daha mı iyiydi” denilerek, haksız koltuk sahiplenilmesi savunulur duruma geliyor…
This is TRNC…
Forever…
Aslında 1974 sonrasında bizlere hediye edilen bir oyundur oynadığımız…
Zaman içinde hediyenin kimden ve nasıl geldiğini unutarak onu sahiplenmeye çalışıyor bazı kesimler…
“Bizimdir, vermeyiz, kabul etmeyiz” gibisinden söylemler ön plana çıkıyor…
Eylemlerin arkası kesilmiyor…
Hiç ilgisi olmadığı halde okullar tatile sokuluyor, öğrenciler ve öğretmenler eve gönderiliyor…
Sonrasında bu nesilden başarı bekleniliyor…
Olabilir mi?..
Olamaz…
Ama onun da çaresini buldular…
‘Sahte diploma’ uygulamasıyla eğitim sorununu çözdüklerini ibretle izliyoruz…
Dünyanın en fazla üniversite mezunu burada…
En fazla profesörü de burada…
Ve bunun da ‘şaka’ olduğunu unutarak, olası bir çözümde ‘Dönüşümlü Başkanlık’ talep ediliyor…
This is TRNC…
Hem de forever…
Yine hiç ilgisi olmadığı halde Ercan’da grev kararı alınıyor, gelen ve gidecek olan yolculara işkence çektiriliyor, hava yolu şirketleri zarara uğratılıyor…
Bakanlar Kurulu’nun ‘grev yasağı’ koyacağını bildikleri halde bunu yapıyorlar…
Gelelim fiber altyapı projesine…
Bu proje kapsamında Kuzey Kıbrıs’ta 150 bin haneye fiber optik kablo çekileceği, internet hızının kat kat artacağı belirtiliyor…
Buna karşı çıkanlar ise yerli internet sağlayıcılarının zarar göreceğini savunuyor…
Ayrıca Telekomünikasyon dairesinin etkisizleştirileceği iddia ediliyor…
Telefon dairesi şu anda etkili mi?..
Bunu hiç kimse sorgulamıyor…
Telefon dairesinin Türk Telekom üzerinden faaliyet yürüttüğünü de kimse söylemiyor…
Bir an için bu protokole karşı çıkanların tümünün haklı olduğunu düşünelim…
Bunun okullarla, Ercan’la, seyahat özgürlüğüyle ne ilgisi var…
Her meselede, her yerde grev uygulamasının yaşandığı bir başka ülke veya topluluk var mıdır?..
Burada hükümetin de ‘gerilimi azaltmak’ için yapması gerekenler vardır…
Madem ki ‘ek protokol’ hazırlanacak, bunu hazırlayıp Meclise ikisini birden götürmek olmaz mıydı?..
Gerilimi azaltmak için böylesi bir yöntem uygulanamaz mıydı?..
“Uygulansaydı, bu eylemler yine olacaktı” diyenler vardır…
Olabilir…
Ama iktidar ve muhalefetin, böylesi önemli bir proje üzerinde uzlaşısı gelecek açısından umut verici olabilirdi…
Şimdiki haliyle KKTC’ye yatırım yapmak da KKTC’nin geleceğinden umut beklemek de aptallık olur…



Bugun cok yagmur yagdi. Her seyi grev icin bahane eden ve ise gitmemek icin grevi bahane edip insanlari magdur eden calisanlari, adamiza cok yagmur yagiyor diye, genel bir grev yapmaya davet ediyorum. Ey sendikacilar ve tembelligi sevenler bu cagriya da kayitsiz kalmayin.. Magdurug yahu...