Önce olayı anlayalım. Bütün bunlar, memur maaşlarının tam olarak ödenememesi tehlikesi var diye oldu.
Hükümet, memur maaşlarını bir tamam olarak ödeyemeden seçime gitmekten vebadan korkar gibi korkuyor. Bu nedenle, ilk üç aylık hayat pahalılığını Nisan ayında maaşlara yansıtmayı planladı… Rüşvet gibi… Bu rüşveti cebine atacak kamu görevlilerini geriye kalan dokuz aylık ödeneği gelecek yılın Ocak ayında almaya razı edeceğini düşündü…
Evdeki hesap çarşıya uymadı… Kamu sendikaları bu hesaba karşı çıktı… Sanırım bunda seçim yılında olmamızın da katkısı var. Sendikacıların birçoğunun farklı partilerden milletvekili adayı olma hesapları yaptığı zaten biliniyor… Bugün yaşadığımız türden eylemlerle ön plana çıkma fırsatını kaçırmadılar.
Başka CTP olmak üzere muhalefet partileri UBP’yi seçime sürüklemeyi elbette çok istiyorlar. Yapılacak seçimi kazanacaklarına emin olmaları bir yana, seçime bu şekilde sürüklenerek ve sülküm püklüm girecek olan UBP’yi yenmenin çok daha kolay olacağını düşünmeleri normaldir.
Bütün bunlar hayat pahalılığı ödeneğinin yöntemini değiştirme girişiminin sert bir direnç ile karşılanmasına neden oldu. Yolsuzluk soruşturmaları ve demokrasi açığı da garnitür olarak masaya konuldu.
Hükümet bunda ısrar ederek yasa gücünde kararname çıkarmayabilirdi ama çıkardı. Çıkardıktan sonra geri adım attı ve Hasan Taçoy aracılığı ile sendikacılara ilettiği öneride hayat pahalılığı ödeneğinin eskisi gibi hesaplanmasını ancak Temmuz ayında verilmesi gerekecek olan miktarın yarısının hemen, geriye kalan yarısının ise Ocak-2027’de ödenmesini teklif etti.
Ok yaydan çıkmıştı; sendikalar ve muhalefet buna katkı koymayı da reddetti.
Makul bir orta yol gibi görünüyor ama bu yola girilmesi de yine seçim nedeniyle imkansız oldu. Milletvekilliğine hazırlanan sendikacılar, olayları izlemekten mutlu olan gazeteciler ve bu saflarda rol üstlenerek milletvekilliklerinin devamını garantiye almaya çalışan CTP milletvekilleri bu yola girmemekte ısrarlı davrandılar. Hayat pahalılığı ödeneği ile ilgili tartışmaları “erken seçim tarihi alma” mücadelesine dönüştürerek “galip direnişçiler” olarak seçime girme planlarından geri adım atmayacaklar.
Arada Cumhurbaşkanı’nın yatıştırma ve tartışmayı makul zemine çekme gayretlerine tanık olabiliriz ama bu sorun bitmeyecek. UBP ve hükümet iletişim kabiliyetini artırırsa onlar da bugünlerdeki saldırgan eylemlerden siyasi rant elde etmeye çalışacak.
Seçime de bu havada gireceğiz.
Ben olsam Haziran’da hayat pahalılığı ödeneğini verir ve hemen seçim yaparım ama Başbakan Üstel’e yakın kaynaklar hala Ekim diyorlar.


