banner564

Dubai, Kıbrıs ve güvenlik

Birleşik Arap Emirliği’nin en büyük kenti Dubai’dir. Üstelik zenginliği yalnız petrol geliri ile de sınırlı değildir. Aynı zamanda turizm, finans, taşımacılık, emlak ve ticaret alanlarında geçekleştirdiği esnek yasal düzenlemeler ve akıl dolu siyasetler ve desteklerle de konumunu güçlendirdi. Hukuk düzenini ise Anglo Sakson hukuk temelini koruyarak temellendirdi. 1971’de bağımsızlık elde ettikten sonra İngiltere yerine,  ABD güvenlik şemsiyesi altına girdi. Ancak ABD ve İsrail’in İran’a dönük saldırılarına,   İran’ın inanılmaz direnişi; savaşın, Basra Körfezi’nin tümüne yayılmasını getirdi. Böylece Dubai’nin sihri darbe yedi. Artık eski güven noktasına yeniden ulaşması kolay olmayacak. Şimdi, Dubai gibi olmak isteyen pek çok meraklı oluştu. Bu meraklıların ilgi duyduğu yerlerden biri de Kıbrıs’tır. Ancak bunu Türkçe düşünenler, konuyu KKTC olarak temellendirip, Kıbrıs Rumları ile Yunanistan’ı yok hükmünde sayarak ele almaktadır. Yunanca düşünenler ise, “Kıbrıs Cumhuriyeti” derken, Kıbrıs Türksüz ve Türkiye’yi dışlayarak bunu düşünmektedir. Ama Dubai’nin yıldızının düşmesindeki etkenin de ABD ve İsrail’in hakimiyetçi zihniyetinin sebep olduğu savaş olduğunu da tümü görmüyor. 
Üstelik, Kıbrıs’ın güneyi de kuzeyi de turizmden nemalanmaktadır. Bu bakımdan pek çok şeyin yanı sıra turizmin; barış ortamını esası aldığını hiç unutmamamız gerekir. Ancak bir ateşkes antlaşmasının dahi olmadığı Kıbrıs’ta; üstelik, Doğu Akdeniz ile Orta Doğu’da olduğumuzu da unutarak, karşılıklı gerilim siyaseti yapmayı ise marifet sayıyoruz. Pile köyünde tanklı güç gösterisi yapmayı, kuzeydeki güçler. Türk ve KKTC bayraklarını devletin müsamahalı bakışları altında yakmayı güneyin sırtı sıvazlanan fanatikleri. Devlet yetkilileri ise EOKA güzellemesi nutukları atıyor. Bu nedenle, kuzeyin güvenlikli bölge olduğuna dair Kıbrıs Türk siyasilerinin attığı nutuklar. Aynı şekilde de Kıbrıs Rum siyasilerin, “KC” diyerek, güneyin güvenlikli bölge olduğuna dair attığı nutuklar, gerçekçi olmaz. Üstelik hala daha, karşılıklı kabul edilecek bir antlaşmaya, sarılamadığımız gerçeğini yaşarken. 
Eğer gerçekten Kıbrıs’ı, Doğu Akdeniz’de askeri açıdan üs değil de; turizm, ticaret, finans, enerji ile insani, barışçı ve demokratik değerler temelinde sevginin, dostluğun üssü yapmak istersek, bakış açılarını değiştirmek zorundayız. Tek yanlı gücün, güvenlikli sayılan Dubai’de yaratılan tüm değerleri sarstığını görmeliyiz. Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıslı Rumların bir birini yok saymasıyla. Ayrıca Türkiye ile Yunanistan’ı da Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ın değerlerine ortak kılmadan, bu değerleri ilerletemeyiz. Gelecek tek başına, ne ABD ne AB ne de İsrail’in gücüne güvenerek kurulamaz. Adada ve bölgede barış ve zenginlik; Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan’ın arasında gelişecek barış ile oluşur.
 

YORUM EKLE

banner608

banner473