Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz hafta içinde KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’la görüşmesinin ardından, İstanbul’da düzenlenen Parlamentolar Arası Birlik 152. Genel Kurulu’nda konuştu…
Erdoğan’ın konuşmasında İran ve Lübnan savaşlarının yanı sıra Kıbrıs sorunu da vardı…
Cumhurbaşkanı Erdoğan; 1963'ten bu yana gündemlerinde olan Kıbrıs meselesinde adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme varılması zamanının çoktan geldiğini söyledi…
Mesaj son derece anlamlı ve açıktı…
Kuşkusuz anlayabilenler veya anlamak isteyenler için…
Kıbrıs Türklerinin maruz bırakıldığı hukuksuz izolasyonun artık sona ermesi gerektiğini de söyleyen Erdoğan “Sizlerden de bu konuda destek beklediğimizi dile getirmek istiyorum” dedi...
Erdoğan; İstanbul’daki toplantının ardından Antalya’ya geçti ve Diplomasi Forumu’nun açılış konuşmasını yaptı…
Burada yeniden Kıbrıs konusuna değinme ihtiyacı duydu ve adada iki devlet olduğuna dikkat çekti…
Bazı kesimler; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasını farklı noktalara çekmek istedi…
Özellikle adada çözüm yanlısı olduğunu iddia edenler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ‘iki devletli çözüm’ istemekle suçladı…
Halbuki; verilen ilk mesajda ‘Kıbrıs sorununun çözüm zamanının çoktan geldiği’ belirtiliyordu…
Bazı fanatik unsurların yanlış değerlendirme yapmasını önlemek amacıyla bir gün sonra da ‘iki ayrı devletin varlığından’ söz etti…
Yüzde 65’i aşkın oyla ‘evet’ dediğimiz Annan Planı’na dönelim…
Orada ‘iki kurucu devletten’ söz ediliyordu…
Siyasi gözlemciler, Sayın Erdoğan’ın ‘iki devletten’ söz etmesini, Annan Planı’nda yer aldığı şekilde değerlendiriyor, bunun dışındaki iddiaları ‘diplomatik taktik’ olarak değerlendiriyor…
Yarım asrı aşan bu sorunun çözümüne karşı olan çevrelerin beklentileri göz ardı edilemez…
Toplumun bir kısmı ‘federasyon’ ifadesini duymak istediği gibi, bir kesimi de ‘iki devlet’ ifadesinden mutlu oluyor…
Neticede; çözüm olması halinde ‘iki kurucu devletçiğin’ ortaklığına dayalı tek devlet olacak…
Dışta tek temsiliyet, içte herkes kendi sorumluluklarını yerine getirecek…
Mesela; sağlık ve sosyal fonlar ‘kurucu devletçiklerin’ yetkisinde olacak…
Fazla heyecana gerek yok…
Kıbrıslı Rumlar, kendi vergileriyle ayakta duran sağlık hizmetlerini bizlere bedavadan sunmaz…
Aynı şekilde 40 yaşında emekliye çıkardıklarımıza kendi fonlarından ödeme yapmaz…
Kıbrıs Türk devletçiği, bu iki önemli konuda kendi olanaklarıyla ayakta durmaya çalışacak…
Eğer durabilirse…



Yarın Metin Bey’in yazı günü. Bu yorumu bir kere daha hatırlatmak istedim. “Ege’de Bir Sahil Kasabası
Bir kez daha buraya yazmak zorunda kalıyorum. Metin Bey’in (Münir) sayfasına lütfen daha fazla özen gösterin. O sayfanın hâlâ yüksek bir okuyucu kitlesi var. Hep 2021 yılından yazı paylaşıyorsunuz. Farklı yıllardan yazı çeşitliliği istiyoruz. Ve dün (Salı günü) de yazı paylaşmadınız. Daha önce paylaşmadığınız bir yazısını paylaşmanızı ve sayfaya daha fazla özen göstermenizi bekliyoruz. İyi günler.”