Türk vatandaşlarının Avrupa seyahatleri neredeyse imkansız hale geldi…
Bulgaristan bile kariyer sahibi 75 yaşındaki bir Türk vatandaşına vize vermek için ağır şartlar ileri sürüyor…
Adına kayıtlı tüm taşınmazların tapu kayıtlarını, banka hesaplarının dökümünü, polisten sicil belgesini, çalışıyorsa iş yerinden referans mektubu ve daha neler neler istiyor…
Adamın ‘iş ziyareti’ olduğu zaman bunları yerine getirmek zorunda kalıyor…
Gezi için olduğunda “gidin işinize be” diyerek vize başvurusundan vazgeçiyor…
Varlıklı Türkler, Japonya, Singapur, Malezya gibi uzak ülkelere vizesiz seyahat edebiliyor…
Avrupa’da ise Montenegro ve Yunan adaları var…
Halbuki; Kuzey Kıbrıs tatil için birçok ülkeyi aratmayacak güzelliklere ve özelliklere sahiptir…
En başta ulaşım…
İstanbul-Ercan arası uçuş bir saat 30 dakika sürüyor…
Adana’dan 40 dakika…
Kuzey Kıbrıs, Türk turistlerden vize istemiyor…
Kimlikle seyahat uygulaması devam ediyor…
Kıbrıs’a gelen lisan sorunu çekmiyor…
Türk parası kullanıyor, lokantalara Türkiye’deki fiyatların altında ödeme yapıyor…
İstediği kalitede otel bulabiliyor…
Avrupa’daki lüks otelleri aratmayacak 5 yıldızlı otele de gidebilir, butik otelde de konaklayabilir…
Ne var ki; KKTC yönetimi bu kadar avantajlı durumu iyi şekilde değerlendiremiyor…
Tatil planlaması yapan milyonlarca Türk vatandaşı Kuzey Kıbrıs’ı aklından geçirmiyor…
Halbuki; bir kez gelen bunu her yıl tekrarladığını söylüyor…
İşte mesele burada düğümleniyor…
Kuzey Kıbrıs’ta tatili aklından geçirmeyenlere yönelik etkili tanıtım kampanyaları gerekiyor…
‘Ada Kıbrıs’ gibi değil…
Hiç kimse hellim böreği için tatil planı yapmaz ve Kıbrıs’a gelmez…
Molohiya için de gelmez…
Türkiye’de hamur işlerinin alası vardır…
Sizin tanıtım kampanyanız temiz plajlarımızı, turistik yerlerimizi, tarihi eserleri, otellerin etkinliklerini içermeli, insanları etkileyici sloganları öne çıkarmalıdır…
Kuşkusuz; gelenleri memnun edecek önlemler de önceden alınmalıdır…
İnsan boyuna varan kuru otların ve etrafa atılan çöplerin temizlenmesinden tutun, tarihi binaların bakıma alınmasına kadar birçok konuda ileri adımlar atılmalıdır…
Bugüne kadar bazı oteller kendi reklam kampanyalarıyla adaya turist getirme başarısı gösterebilmişse de bunlara ilgili bakanlığın kampanyaları ile destek verilmelidir…
Türkiye’nin yaptığı gibi…



Türkiyeli turistler aslında gösterişi sever. Bodrum, Çeşme bu yüzden çok popülerdir. Buraları olmazsa, hedef Avrupa ‘dır. Avrupa için bir AB ülkesinden oturma izni koparmak önemlidir. Malta, Bulgaristan, Portekiz yatırım karşılığında oturma izni veriyor. Bulgaristan göçmenleri vatandaşlık almak için acentelere on binlerce kişi müracaat etmiş durumda. Karadağ, Kosova, Arnavutluk, Makedonya da AB ye katılım sürecinde. Burada da vatandaş olmak için talep çok. Vatandaşlık veya oturma izni olmayanlar acentelere schengen vizesi için nerede ise bin Euro harcamayı göze alıyorlar. Uzak doğu seyahatlerinin amacı da gösteriş. KKTC ye gitmenin hiçbir özelliği yok. Cebinde parası bile olmayanlar, Tır ile, feribot ile bu ülkeye elini kolunu sallayarak gelebilirler. Kendi köyüne giderken bile daha fazla para harcarlar. Yani KKTC bayramda köye gitmek gibi hiçbir cazibesi, gösterişi olmayan bir yolculuk. Ha köyüne gitmiş, ha KKTC ye gelmiş. Hatta köyünde akraba dost ve yakınlarına gösteriş de mümkün. KKTC de o da yok. Yani KKTC nin Türk turistler için hiçbir cazibesi yok. Eğer bir anlaşma olursa ve Tüm Kıbrısta AB. Kuralları geçer, Schengen ülkesi olursa, o zaman Kuzey , Güneyden çok daha fazla turist çeker. Yoksa bir alt yönetime gitmek ne kadar cazip olabilir ki?”