Kiriakos Miçotakis

Türkiye’nin önde gelen gazetelerinden Hürriyet’in, Yunanistan Başbakanı “Miçotakis’ten Türkiye’ye yumuşak mesajlar” başlıklı haberi önemli idi. Çünkü BM Genel Sekreteri Sayın Guterres’in Kıbrıs’ı ziyaret edeceği ve Özel Temsilcisi Sayın Holguin‘in üç garantör ülke, Kıbrıs’ın iki yarısı ve Brüksel arasında mekik dokumaya başladığı andan itibaren okuduğum, olumlu açıklamalardan biri idi. Türkiye Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın, BMGS ve Sayın Holguin’in çabalarını olumlu bulduğunu açıklamasından sonra, Kuzey ve Güney Kıbrıs’ta, üç ülke halkları arasında düşmanlığı devam ettirmeye dönük yayın ve açıklamalar arttı. Bunu Avrupa Parlamentosu’nda Yunanlı fanatik vekillerin,  Avrupa’nın Türkiye ile Kıbrıs Türk Toplumu karşıtı aşırı muhafazakar kesimlerinin de katkısı ile tek yanlı çıkan. İçeriğinde de 15 Temmuz 1974 faşist darbesini ve 1964 – 74 arasında Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tek yanlı gaspı ile başlayıp, iki tarafa da acılar yaşatan tüm olayları göz ardı eden. Bu nedenle Garantör Türkiye’nin önce Aralık 1963’te, sonra 1964 Erenköy (Dillirga) ve 1967 Boğaziçi (Aytotoro) Geçitkale (Köfünye) ye General Grivas’ın 10 bin Yunan askeri desteğindeki saldırılarını durdurmak için savaş uçakları ile müdahalesi ve 1967’de çıkartma yapama kararı aldığı gerçeği ile bu saldırıların durduğunu yok sayan. Olayı yalnız 20 Temmuz 1974 ile sınırlayan. Tüm bu olaylarda, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum insanların yaşadığı acıları tarihten silme gayreti içinde olan o tek yanlı karar, BMGS barış arayışı içine girdiği dönemde provokasyon gibi çıktı. Bütün bunların Güney Kıbrıs’ta ELAM’cılara ve çözüme hayır diyenlere getirdiği moral saldırganlığın boyutunu; 20 Temmuz nedeni ile Kıbrıslı Türklere dönük nefret ve düşmanlık kokan ırkçı sloganlarla gösteri yapma olayında yaşadık. Bunlar ayrıca, Kıbrıs Türk Toplumunun çözüm iradesinin sonucu olarak Cumhurbaşkanı seçilen Sayın Erhürman’a dönük; kuzeyde statükonun sürmesini isteyenlerin saldırganlığının da artmasını getirdi. Bu hadise, Türkiye’de zaten sorunlu olan iktidar, muhalefet ilişkilerinin bir de Kıbrıs sorunu üzerinden daha da gerilmesine yol açtı. Nitekim Sayın Erdoğan ile AKP’ye dönük muhalefet yapan partiler; TBMM’ye KKTC’nin adının Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak değişmesini öngören yasa teklifi sundular. Yani AKP’ye Kıbrıs üzerinden de muhalefet etmeyi tırmandırmak yoluna girdiler. Bu, 15 Temmuz 1974’te faşist darbe yapıp, “Kıbrıs Cumhuriyetini fes ettim ve Kıbrıs Elen Cumhuriyeti” kurdum diye açıklama yapan darbeci Nikos Sampson’un tutumundan farklı değil. Değil çünkü, KKTC ile birlikte ilan edilen Kuruluş Bildirgesinde tüm dünyaya bu Cumhuriyetin, 1977 ve 1979 Doruk Antlaşmaları temelinde Federal Kıbrıs’ın oluşması için kurulduğu ilan edildi. Yani adını değiştirmek ve Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilanı, 20 Temmuz 1974 askeri hareketinin dayandırıldığı 1960 Garanti Antlaşması’nın da inkarı olur.
Bu bakımdan Hürriyet Gazetesi’ndeki haberde, Sayın Mitçotakis’in söyledikleri daha da anlam kazanıyor. Habere göre; Yunanistan ve Türkiye medyasında abartılı yorumlar yapıldığını söyleyen Sayın Mitçotakis, “Haritalarla, daireler çizerek şu ya da bu füzenin nereye kadar ulaşabileceğini anlatan yorumcuları görmekten yoruldum. Bunlar kimseye fayda sağlamıyor. Gerçek coğrafyayı göz önünde bulunduralım. Biz yan yana yaşamaya mahkûmuz” dedi. Türkiye ile iyi sağlıklı ilişkilerin önemine vurgu yaptı. Yani Sayın Mitçotakis’in bu açıklamaları, üç ülkenin halkları arasına barış atmosferi yerine düşmanlık iksiri atılmak istenen günümüzde, son derece cesur ve doğru açıklamalar oldu. Bu atmosferin Barış oksijeni ile zenginleşmesi için Kıbrıs Türk ve Rum Toplumlarının, 5+1 konferansının toplanması ve olumlu sonuçlar üretmesi için iyi ve etkili katkıları yapması gerekir.
 

YORUM EKLE

banner471

banner473