Cumhurbaşkanı Sayın Erhürman, BM Genel Sekreteri Sayın Guterres ile görüşmek üzere New York’a gitti. Öncesinde AB’nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Sayın Kos, Ankara’da Türkiye Dışişleri Bakanı Sayın Fidan’la görüştü. Yunanistan Başbakanı Sayın Miçotakis de Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan ile görüşmek için Ankara’ya geldi. Bu ziyaret ve görüşmeler çok değerlidir.
ABD’nin gümrük vergileri ile kontrolü sağlama girişimlerinin olduğu bu aşamada; AB, kıskaca sıkışmamak için bazı ataklar yapıyor. Çin ile ticaret anlaşması yaptıktan sonra, Hindistan ile Serbest Ticaret Antlaşması. Akabinde Güney Amerika’daki Mercosur ile ticaret antlaşmaları yaptı. Türkiye, AB ile Gümrük Birliği Antlaşması içindedir. Biz ise AB toprağı sayılıyoruz, ama dışındayız. Bu nedenle Türkiye, tarım ve hizmet sektörlerini kapsamayan, üstelik 1994 koşulları ile sınırlı bu Gümrük Birliği Antlaşmasını yenilenmesini ve genişletilmesini talep ediyor. Siyaseten AB toprağı sayılan, ama fiilen AB dışında olan bir toplum olarak bizde; Yeşil Hat ve Mali Yardım Tüzüklerinin genişletilmesini; Direkt Ticaret Tüzüğünün ise yaşama geçmesini talep ediyoruz. Aynı zamanda adanın siyasi eşit toplumu olarak çözümle birlikte, AB’nin eşit toplumu da olmak istiyoruz. Ancak bu yeni koşullarda AB’nin gerçekleştirdiği bu ticaret antlaşmalarının; onunla Gümrük Birliği içinde olan Türkiye ve adı AB içinde, ama kendisi dışında olan bize etkilerinin de olumsuz etkileri olma ihtimali var.
Hal bu iken, AB’nin genişlemeden sorumlu üyesi Sayın Kos, Türkiye’yi ziyaret etti. Bu ziyaret öncesi Sayın Kos, dikkatli bir şekilde değerlendirmemiz gereken açıklamalar yaptı. Sayın Kos, ziyaret öncesi şunu söyledi. AB’nin “Ekonomik mantığının, jeopolitik mantığımızla uyumlu olması gerekir. Kimin ortağımız olduğuna ve hangi ortaklıkla iyi bir kazan – kazan durumu elde edeceğimizi görmeliyiz. Ekonomik ve jeopolitik mantığı birlikte ele alırsak, bu Türkiye’yi dışlayamaz” dedi. Türkiye ziyareti sonrasında, Sayın Fidan’la yapılan ortak açıklamada da aynı mantığın hakim olduğunu gördük. Sayın Kos, Türkiye’nin, AB’nin ekonomik ve Jeopolitik mantığında yer aldığını açıkça ifade ederken, iki noktaya da vurgu yaptı. Biri Kıbrıs Sorununa çözüm vurgusu, diğeri de AB’nin demokratik değerleri ile uyumlu bir siyasi ve hukuki yaşam. Peki Sayın Kos’un, AB’nin ekonomik ve jeopolitik mantığı diyerek verdiği mesaj, yalnız Türkiye’ye ve Kıbrıs Türk Toplumuna mı dönüktür? Hayır. Bu jeopolitik mantığın içinde AB Güvenlik Konsepti de var. Yani SAFE. Bu nedenle bu mesaj aynı zamanda “Kıbrıs Cumhuriyeti” ve Yunanistan’a dairdir de. Çünkü onlar her alanda Türkiye ve Kıbrıs Türk Toplumunu AB ile ilişkilerde bloke etme politikasını meziyet saymaktadırlar. Sayın Kos’un ziyareti sonrası, Türkiye Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan da önemli bir vurgu yaptı. Sayın Fidan, “AB ile ilişkilerde, Güney Kıbrıs’ın Türkiye’ye dönük blokajın kaldırılmasını ve Türkiye’nin AB ile görüşmeye hazır olduğunu” ifade etti. Hep yazdım. Özellikle 2004 Referandumu sonrasında Güney, AB - Türkiye üyelik müzakerelerinde; Yargı, İnsan Hakları, Basın Özgürlüğü Fasıllarının görüşmesini bloke etti. Bu blokajla, Türkiye’yi AB değerlerinden uzaklaştırmakla ne elde ettiler? Kıbrıs’ın üç garantöründen biri olan Türkiye’yi, bu değerlerden uzaklaştırarak bölgede bir huzur mu elde ettiler? Bu nedenle Güneyin ve Yunanistan’ın politika yapımcıları, AB üyesi olma avantajı ile Türkiye’yi, AB üyeliği ile ilgili tehditlerle; Kıbrıs, Doğu Akdeniz ve Ege de maksimalist hedeflerine dönük, bir şey elde edecekleri hayalinden uzaklaşmalıdır. Kıbrıs Türk Toplumu ve Türkiye de Kıbrıs’ta çözümsüzlükle bir yere varılamayacağını görüp; BM Parametrelerine dayalı çözüm arayışının, dün olduğu gibi öncüsü olmalıdır. Bu nedenle Sayın Tufan Erhürman’ın New York ziyareti ve Sayın Hakan Fidan’ın, AB’nin genişlemeden sorumlu üyesi ile gerçekleştirdiği görüşme ve Sayın Miçotakis - Erdoğan görüşmeleri çok değerlidir.



Bu ziyaretin KKTC'nin geleceginde faydali olacagi sadece bir iyi niyet hayalidir. Perde arkasinda Yunanin TC'nin 2 adasina daha el koymasinin ustunu ortme ve kita sahanligini 12 mile cikarma calismalari vardir. Gunun sonunda dunyaya donup, her zaman yapdiklari gibi: "ahan da biz gonusduk, ayaglarina gadar gittik da, bakin Turkler Egede cozum istemezler" diyeceklerdir..