6 Aralık 2026 günü Yerel ve Genel Seçimler gerçekleşecek. Bu çerçevede YSK; Milletvekili seçimleri ile ilgili takvim yayınladı. Buna göre siyasi partiler tarafından adayların belirlenmesi için son gün, 27 Ekim’dir. Belirlenen adaylar için YSK’ya başvuru tarihi de 30 Ekim’dir.
Takvim bu iken, KKTC Meclisi’nde Meclis çoğunluğu, Seçim ve Halk Oylaması Yasası’nın Milletvekili Saptama ve Sıralaması ile ilgili maddesini; YSK’nın ilan ettiği takvimin aday belirlemede son günü olan 27 Ekim’e; 20 gün kala değiştirdi. 30 Ekim’e de 23 gün kala bu değişiklik gerçekleşti.
Meclis çoğunluğuna sahip olanın, dilediği her şeyi yapmak ve her davranışı sergilemek hakkına sahip olduğuna inanması; demokrasinin ve demokratik hukuk devleti değerlerine bomba konmasıdır. Üstelik bu son yapılan, demokratik hukuk devleti değerleri içinde, güçler ayrımına da darbe vurmak demektir. Şimdi YSK’nın seçim takvimine göre; siyasi partilerin aday belirlemesinin son günü olan 27 Aralık’a 20 gün kala bu değişikliği yapmak; Cumhurbaşkanına, “istesen istemesen de bu yasa değişikliğini onaylamak zorundasın” dayatması değil mi? Çünkü imzalamazsa, 6 Aralık seçiminin önemli bir hususu olan aday belirleme olayı belirsizliğe girecektir. Ama karma oyun kaldırılması ile ilgili yasayı; “seçime 5 kala, seçim yasaları ile oynamak kabul edilemezdir” deyip, Meclis’e bir daha görüşülmek için iade eden Cumhurbaşkanı; şimdi seçime 5 değil, üç kala aday saptama usul ve esaslarını değiştiren bu değişikliği imzalarsa kendisi ile çelişecektir. İmzalamazsa da seçime darbe yapmakla suçlanacaktır. Üstelik bu, Anayasal bir hakkın kullanılması hakkına da darbedir. Çünkü buna karşı olan bir siyasi partinin, bu dayatmayı iptali için, Anayasa Mahkemesine müracaat etmesine de fiili bir darbedir bu.
5 yıllık dönem içinde Meclis’in, “en yüce organ” olduğu söylemine karşın, yüzlerce Yasa Gücünde Kararname çıkararak Meclisi işlevsiz kılan UBP - DP – YDP hükümetinin bu son adımı; pervasızlığın en uç noktasıdır. Seçime 5 kala, ya da 3 kala; Seçim Yasaları ile oynamayı marifet sayana, bu pervasızlığı için verilecek en büyük cevap, seçimde takınılacak tavırdır. Bu cevap verilmezse bilin ki “her şeyi kendi için mübah” görenlerin elinde hiçbir insani, demokratik, anayasal değer sağlıklı olarak var olamaz.


