Kıbrıs’ın tarihinde hemen her ay gerek Kıbrıslı Türkler, gerekse Kıbrıslı Rumlar için anma veya kutlama günleri vardır…
İngiliz sömürge idaresinin adadan çekilmesi sonrasında iki toplum arasında insan haklarına saygılı bir ilişki oluşturulamadı…
EOKA’nın yerini alan EOKA-B terör örgütü, silahlı saldırılarla çok sayıda Kıbrıslı Türk’ün canına kıydı…
Bazı yerlerde Kıbrıslı Türkler de onlara zarar verdi…
Devlet olanaklarını elinde bulunduran Kıbrıslı Rumlar 15 Temmuz 1974’te hiç beklenmedik bir şekilde Anavatanları tarafından ağır bir darbe yedi…
ENOSİS’e karşı çıkan Kıbrıslı Rumlar, faşist Yunan askerlerince katledildi…
Cumhurbaşkanı Makarios’un sarayı bombalandı…
Başpiskopos Makarios canını zor kurtardı…
Buraya kadar olan Kıbrıs tarihini Rum gençlerinin çoğu bilmiyor…
Hatta Kıbrıslı Türk gençlerinin önemli bir kısmı da bilmiyor…
Rum gençliğine, Kıbrıs sorununun 20 Temmuz 1974’te ‘Türk işgaliyle’ başladığı anlatılıyor ve eğitimi elinde bulunduran Rum kilisesi bu uygulamayı inatla sürdürüyor…
Avrupa Birliği de, Kıbrıslı Türklerin sessizliği ve tepkisizliğinden istifade ederek, 20 Temmuz öncesini gündemine almıyor, Kıbrıslı Türklere yapılan haksızlıklardan söz etmiyor...
Onlara ne kadar kızsak yeridir…
Ancak; Avrupa liderliğinin yanı sıra kızmamız gereken bir diğer adres KKTC siyasetidir…
Seçim kavgası, grevler, eylemler ve denetimsiz işlerle uğraşanlar ne yazık ki okullarda Kıbrıs tarihinin gerçek yönlerini öğrencilere anlatamadılar…
Anlatılmamasına da göz yumdular…
Geçmişini bilmeyen bir gençlik yetiştirdikleri gibi, uluslararası alanda halkımızın haklı davasını duyuramadılar…
Çok sayıda devlet iletişim birimi kurulduğu halde, bu örgütler görevlerini yerine getiremedi…
Bir örnek verelim…
Rum Devlet Ajansı, 12 yıl önce ‘tecavüze uğrayan Rum kadınları’ kampanyasına büyük bir destek vererek, ismini gizli tuttuğu bazı kadınların iddialarını dünya kamuoyuna yaydı…
Aradan tam 12 yıl geçtikten sonra bu iddiaların tamamı doğruymuş gibi Avrupa Parlamentosu’ndan karar geçirdiler…
Halbuki; geçmiş yıllarda Kıbrıslı Türk kadınlara yönelik ciddi tecavüz iddiaları vardı…
Bazı Rum gazeteciler, 1974’teki Türk göçmen kamplarında yaşanan rezaletleri ortaya koyarak kendi tarafını suçlarken, bizde bir Allah’ın kulu çıkıp da bu konuyu ileri taşıyamadı…
Şimdi Rumların tek yanlı aldırdıkları kararlar protesto ediliyor…
Boşuna gayret…
Atı alan Üsküdar’ı geçtikten sonra boşuna gayret…
Kıbrıslı Doktor Ayten Berkalp yaşayan bir tarihtir…
Barış Harekatı başladığı zaman Limasol’daki hastanede yaralı Kıbrıslı Türklere ve tecavüze uğramış Kıbrıslı Türk kadınlarının yaşadığı travmalara yardım etmiş bir isimdir…
Bir süre önce önemli açıklamalarda bulunduğu halde, bu tarihi gerçekler üzerinde duran olmadı…
Ne siyasiler, ne de siyasetle iç içe olan örgütler konuyla ilgilenmedi…
Sonuca gelelim…
Propaganda önemli bir sanattır ve Rumlar bu konuda çok başarılıdır…
Dünyanın en iyilerindendir…
Bizim taraf ise bu konuda çok zayıf ve başarısızdır…



Sapla Samanı karıştırmayalım !
Haklı Kıbrıslı Türkleri Eoka Teröründen ve Yunan Juntasından gelip de Barış harekatı ile Kıbrıslı Türkleri kurtaran Anavatan Türkiyedir de Başımıza ne gemişse Yönetemeyip Dünyadan dışladığımız KKTC ile gelmemişmidir yani ! Tüm İnsan Haklarını ihlal eden İngilizlerin paralarını alıp Kapı dışarı eden TMK çalıştırmadan Rum Mülklerini Tapulayıp gelene gidene Satan Kuzey Kıbrıs’ın Doğasını yok edip Dağlarını oyan KKTCnin ta kendisi değilmidir yani ! Bugün Pahalılıktan ve Çevre katliamindan girilemeyen KKTCyi Eokacı Rumlar mı bu hallere düşürdü ? Bugün Dünyandan dışlanan AB ve BMnin Ambargolar koyduğu Ulaşım yasağı olan ve Tanınması yasaklanmış KKTC kimin eseridir acaba ? Gerçekçi olmalıyız 40 yıldır KKTC ile uğradığımız mağduriyetin telafisi hiç de kolay olmayacaktır , 40 yıldır Kıbrıs’ın Kuzeyinde yaptıklarımız ile Dünyanın KKTCyi sevmediği kesindir ‘ Ümidimiz bugüne kadar KKTCde işlediğimiz Suçların olası bir Çözüm ile en az Zarar ile kurtulabilmemizdir !