Kıbrıs Türk tarafı son dört aydan beri, müzakerelerin başlaması öncesinde ‘Güven artırıcı önlemlerin’ hayata geçirilmesi için Rum tarafına öneri üstüne öneri sunuyor…
Özellikle yeni sınır kapılarının açılması konusunda yapılan önerilere dahi olumlu karşılık verilmiyor…
İki toplum arasında güvensizlik devam ettiği sürece kapsamlı bir çözümün çok daha zor olacağı vurgulanıyor…
İki lider arasında bu tartışmalar yaşanırken bizim özetle verdiğimiz mesaj şuydu:
“Rum lideri müzakere ister gibi davranıp, bölgede bir takım gelişmeler beklediği için Kıbrıs Türk tarafı ile müzakere masasına oturmayı erteliyor…”
Geçtiğimiz hafta sonundan itibaren İran’a yönelik saldırıların başlaması ve bunu takip eden gelişmeler, yukarıdaki iddiamızın ne kadar haklı olduğunu ortaya koyuyor…
Peki Rum tarafının bu savaştan beklediği nedir?..
Gayet açık bir şekilde bunu görebiliriz…
Kıbrıs’ın güneyinde İngiliz üslerinin olması nedeniyle İran’ın bir tehdit oluşturduğu gerekçesiyle askeri yığınak fırsatını kullanmak…
Önce Yunanistan’dan dört savaş uçağı ve iki fırkateyn getirildi…
Bunu Fransız ve İngiliz donanmasının bölgeye kaydırılması izledi…
Şimdi İtalya ve İspanya’dan fırkateyn beklentisi var…
Balon haber ve Yunan gücü
Tek yanlı kararlarla Kıbrıs’ın güneyine askeri yığınak yapmanın Kıbrıs Cumhuriyeti Garanti ve İttifak anlaşmalarına ters olduğunu vurguluyor ve KKTC yetkililerinin bu konuda adım atmasını öneriyoruz…
Böylesi gelişmeler karşısında “bekleyelim de görelim” düşüncesi doğru değildir…
Günü ve saatinde tepki koymadığınız zaman, silahlanma taleplerinin artacağından emin olmalısınız…
Nitekim öyle oluyor…
İsrail füzelerinin aylar öncesinde güneyde konuşlandırılmış olmasına karşın, Drone ve füze tehlikesine karşı savunma adı altında Yunanistan’dan dört askeri uçak getirip Baf’ta konuşlandırmanın ardından buna yasal bir kılıf uydurmak için üretilen senaryo dikkat çekicidir…
Rum Savunma Balanı Vasilis Palmas’ın şu sözlerini iyi okuyalım:
“İran'la bağlantılı bir insansız hava aracı olayı sonrasında Yunanistan'ın adaya deniz ve hava unsurları konuşlandırması, Ortadoğu'da artan gerilimlere rağmen cumhuriyet için önemli bir güvencedir ve "acil bir tehdit" yoktur.”
Mesajın anlamını şöyle okumak yanlış olmaz:
“İran’dan bir füze geldi ama Yunanistan buraya uçak ve gemi getirdiği için tehlike hissetmiyoruz…”
Şimdi burada, Kıbrıslı Türklerin, Türkiye’nin garantisinde neden ısrarcı olduğunu herkesin anlaması lazım…
Kıbrıs’ın kuzeyinde Türkiye, güneyinde ise Yunanistan’ın askeri gücü vardır…
Ancak; güneyin durumu sadece Yunan askeri varlığıyla sınırlı değildir…
İngiltere, Amerika, Fransa, İsrail gücü de oradadır…
Bunun ne anlama geldiğini Sayın Cevdet Yılmaz dünkü konuşmasında çok güzel izah etti…
Yılmaz’ın açıklamasında şu satırları iyi okumalıyız:
"Orta Doğu ve Doğu Akdeniz havzasında çatışmaların arttığı bir süreçte Rum yönetiminin Ada'daki askeri üslerde üçüncü ülkelere kullanım ayrıcalıkları tanıması Ada'da yaşayan herkesi risk altına sokmuştur.”
Gelinen noktayı çok güzel özetledi Sayın Cevdet Yılmaz…
Kıbrıs adasında çözüm ve barış politikasını öne çıkarmak yerine; Rum Yönetimi ve Yunanistan’ın bölgeye askeri yığınak yapmasını son derece tehlikeli buluyoruz…



Turkiye de adaya; 7 savas ucagi, 4 denizalti, 3 savas gemisi ve 70 tank gonderir ve savasa karsi koruma amaciyla adanin garantoru olarak bunlari gonderdim dese, KKTC hukumeti, GKRY, AB ve BM ne der, ne yapar acaba...?