
Herkes aynı şeyi söylüyor: BM Genel Sekreteri Guterres, Temmuz ayında yeni bir süreç başlatacak. “Girişim” demiyorlar; “plan sunacak” demiyorlar; “süreç” diyorlar.
Hristodulidis, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “özlü görüşmeler için yeşil ışık yakmış göründüğünü” bile ileri sürdü. O bu sürecin Kıbrıs sorununa ilişkin görüşmeleri başlatmak olacağını ima ediyor olsa bile öyle olmayacak. Guterres ve ekibi, beşli görüme yapma olanağı olup olmadığını araştıracak. Beşli görüşme olsa bile kapsamlı çözüm müzakereleri başlatılamayacak.
Hristodulidis’in söylediklerinin doğru olmadığı haberleri Kıbrıs Rum basınında bile vurgulanıyor. Aynı şeyleri tekrar edip duruyor ama kimse ne dediğini anlamıyor.
Hristodulidis’in söylediklerinde tek bir gerçek var: BM Genel Sekreteri Guterres, Temmuz ayında yeni bir süreç başlatacak. Temmuz ayını seçmesinin nedeni, Kıbrıs’ın AB Dönem Başkanlığı’nın Haziran ayı sonunda bitecek olmasıdır. Hristodulidis, “bu engel değil” demişti; dinletemedi! Guterres, öngörülemez Hristodulidis’in AB Dönem Başkanlığını kullanarak garip şeyler yapması riskini göze alamadı ve yeni süreci Temmuz ayında başlatmaya karar verdi.
Yeni girişime “süreç” veya “prosedür” diyorlar… Bununla, müzakereler için yeni bir arayış başlatmak olduğunu anlatmak istiyorlar. Holguin gelecek ve ilgili aktörlerle görüşecek… Böylece müzakereler için ortak bir zemin var mı yok mu bir kez daha ortaya çıkmış olacak.
Bu yeni süreçte başarılı olabilmenin anahtarı, KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman’ın dört maddelik metodolojisinin dördüncü maddesinde yatıyor… Oradadır; Hristodulidis’i bekliyor!
Bu dördüncü maddede, “Kıbrıs Rum Liderliği’nin bir kez daha masayı terk etmesi halinde Kıbrıs Türk halkının bugünkü statükoya geri dönmeyeceği baştan güvence altına alınacaktır” denmektedir. Bu madde, BM Genel Sekreteri Guterres’ın Crans Montana fiyaskosundan sonra “artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” söylemiyle uyumludur. Müzakere olacaksa, eskisi gibi olmayacak! Bu madde, “eskisi gibi olmaması” için önerilmiştir.
Hristodulidis, yeniden müzakere istiyorsa özellikle bu dördüncü madde konusunda bir tutum belirlemek zorundadır. Oysa O, Guterres ve hatta Erdoğan’a mal ettiği tutumları açıklayan “haberci” pozları takınarak Kıbrıs Rum halkına müzakerelerin yeniden başlayacağı haberleri vermeyi tercih ediyor. Kendine bakmak yerine Guterres ve Erdoğan ile ilgili spekülasyon yapıp duruyor.
Geçtiğimiz günlerde daha da ileri gitti ve “Kıbrıs sorununda çözüm planının yılsonuna kadar hazır olabileceğini” bile “haber verdi” ama ne siyasi eşitlik, ne müzakere sürecinin takvime bağlanması, ne de yukarıda andığımız dördüncü madde konusunda görüş belirtmiyor, belirtemiyor.
Bu durumda, süreç başlar ama müzakere başlamaz! Erhürman, bizi sonuca götürmeyeceği kesin olan bir müzakereye girmez; Hristodulidis ise, “son müzakere” olacağını hissettiği bir müzakerenin başlamasını bile istemez.
Sonuçta müzakere olmaz; olamaz!


