banner564

Turizm, üniversiteler, güney geçişleri gereksiz mi? Ve DPÖ

Biri iktidar partisinin yetkilisi, diğeri DPÖ tarafından yapılan iki açıklama var. İktidar partisi yetkilisi beyanatında, “devletin ekonomisi yerindedir ve güçlüdür” dedi. Bildiğim kadarı ile ülkenin ekonomisidir esas olan. Devletin bütçesi var. Üstelik esnaf, üretici, sanayici, turizmci, özel sektör. Devletin ekonomik yaşam içinde yer alan kurumları; vatandaş emekçi, tümü zorluk içinde… Diyalog gazetesinde esnafın; “turizm, Güneyden gelişlerin olmaması ve öğrenci bulunmaması nedeni ile siftah yapamadıkları” açıklama ve söyleşileri yayınlanıyor. Yani reel sektör ile vatandaşın ekonomik yaşamı ciddi sıkıntı içinde ama iktidar partisinin yetkilisine göre “devletin ekonomisi iyi ve güçlü.” Peki vatandaşı ve reel sektörü çıkmazda olan bir yapıda, “devletin ekonomisi” nasıl güçlü olur? 
Hadi diyelim bu siyasi bir kimlik ve Cumhurbaşkanlığı seçimi için alıcısı olduğu düşüncesi ile yapılmış bir propaganda söylemi. Peki, o zaman DPÖ’ye ne oluyor? DPÖ bir çalışma yayımladı. Öncelikle bu çalışmayı yapanları kutlarım. Uzun bir zaman sonrası verilerle bir tablo sundular. Bu, ise Mart - Haziran 2020 dönemini, Mart- Haziran 2019 ile kıyaslayan bir çalışma. Ana mantığı söz konusu dönemlerde Devletin Bütçe Gelirlerini kıyaslamak. Bu tablo şunu gösteriyor. İlgili dönemde pandemi ile başlayan süreçte ilk iki ayda devlet gelirleri dramatik düşüşte. Ama ondan sonraki iki ayda ise devlet gelirlerinde ciddi bir toparlanma var. Ama yorumu bu çalışmayı gölgeledi. Neden mi? 
Haziran 2019’da 396,2 milyon TL olan devlet gelirinin 2020 Haziran ayında 534,2 milyon TL’ye çıkması ile ilgili yapılan yorum bu gölgeyi yarattı. DPÖ yaptığı yorumda şunu diyor. “Yerel gelirlerdeki Haziran 2020 rakamı, geçen senenin ( 2019) ayındaki seviyelere yakın gerçekleşmiştir. Turizm sektörünün dışa kapalı olmasına rağmen doğrudan devlet gelirleri üzerinde büyük bir etkisi olmadığı ortaya çıkmaktadır” diye olayı yorumluyor. Bu ise kamuoyunda hemen, “madem öyle neden bu sektörü devlet desteklesin” sorusunu gündeme getiriyor. Bu ise “turist yok, siftah yapamıyoruz diyen esnafın, turizm durdu bu nedenle sütümüz, etimiz, ürettiğimiz ürünlerimizi satamıyoruz” diyen reel sektörün sorunlarına kulak kapatmak demektir.
 Peki bu dönemde DPÖ’ nün ifadesi ile yazalım. “Dışa kapalı” olan yalnız turizm sektörü mü? Yeşil Hat Tüzüğü çerçevesinde gerek turist, gerekse alış veriş için güneyden yapılan tüm geçişlere de kuzey “dışa kapalı” haldedir. Aynı şekilde üniversite sektörüne dönükte “dışa kapalı” bir haldedir. Yani yalnız turizm değil, bu temel dış etkenlere dönükte ekonomimiz kapalıdır. Demek ki DPÖ’nün bu verilere bağlı yorumuna göre; üniversite, inşaat, güneyden geçişlerin de tıpkı turizm gibi “dışa kapalı” olduğumuz dönemde, devlet gelirleri üzerinde büyük bir etkisi olmadığı sonucu ortaya çıkar.
 Madem “dışa kapalı” olduğumuz dönemde turizm, devlet gelirleri üzerinde etkili değil dendi, demek ki güneyden geçişlerin ve üniversite sektörü de bu dönemde sıfır fayda durumundadır. Demek ki bunlarında devlet gelirleri üzerinde etkisi yok! E, bize “model” arayanlar olduğuna göre, bir de Kuzey Kore gibi dışa hepten kapanalım modeli de mi olsun? Bunu DPÖ’nün bu değerlendirmesine ve iktidar partisi yetkilisinin “devlet ekonomisi” kavramını kullanması ile birlikte düşünürsek iyi bir espri olur. Mart- Haziran dönemlerine devlet gelirlerini oluşturan içte ve ithalattan alınan KDV miktarlarına ve 2019 ile 2020’nin içinde Türkiye’den kredi ve hibe olarak gelen ve devlet gelirleri içinde gözüken destekler ile bunu birlikte analiz etmeden nasıl olur da bu yorum yapılır? 
Ne isterse olsun, turizmden, üniversitelerden, Yeşil Hat Tüzüğü’nden; yani dışa tam anlamı ile açılmaktan hiç geri durmayalım. Küçük siyasi amaçlar için turizm, üniversiteler ve güney geçişleri ile ilgili bunları değersizleştiren absürt işlere kapılmayalım. Daha etkin ve verimli olmayı konuşalım. 

YORUM EKLE

banner608

banner473