
Ulusal Birlik Partisi gerçekten karışık…
Bir yanda Genel Başkan ve Başbakan Ünal Üstel var… Haftanın belli günlerini Türkiye’de geçiriyor; oradan elde ettiği gücü elinden kaçırmamaya çalışıyor. Kendi kitlesinden ve halktan kopmamak için çeşitli olanaklar yaratıyor ve bu olanakları paylaştırarak kendisini ve partisini ayakta tutmaya çalışıyor. Narenciye sezonunun gelmesiyle birlikte Güzelyurt’ta yaşananlar bunun güzel bir örneğidir. Bol keseden para dağıtılıyor.
Üstel’in karşısında, ne yapmaya çalıştıklarını veya ne istediklerini bir türlü anlatamayan muhalifleri var. Sağdan sayarsak 10’u geçen, soldan sayarsak 4-5’te kalan sayıda muhalif… Bazen muhalif, bazen göreve hazır işbirlikçi… Türk Telekom ile imzalanan protokolün onaylanması ile ilgili süreçte bu muhaliflerin tavrı tam olanak ne olduğunu bile bilmiyoruz. Onay yasasına oy vermeyecekleri korkusu var ama bunda kararlı durmayacaklarını da biliyoruz.
Ankara hükümeti Üstel’i azletsin ve yerine kendilerinden birini atasın diye bekliyorlar.
Geçtiğimiz Cuma ve Cumartesi günü yaşanan ibretlik bir olay, UBP’nin ne durumda olduğunu açıkça gösteriyor. Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, TV programlarında Cumhurbaşkanı Erhürman’ın tutumunu sert bir şekilde eleştirdiği yetmezmiş gibi Cuma günü iki saat kadar süren bir basın toplantısı düzenledi ve “bizi Rum’un kapısında yalvaran, aciz ve çaresiz toplum statüsüne indirgeyen bu politikalarda ısrar etmesini asla kabul etmeyiz, izin vermeyiz” diye konuştu. Bakan’ın “biz” dediği elbette hükümetin kendisi olmalıydı ama aradan bir tam gün bile geçmeden Başbakanlık’tan yayınlanan bir açıklamada, “Guterres himayesinde yürütülen temaslarda da görüldüğü üzere, Kıbrıs Türk halkı çözüm iradesini defalarca ortaya koymuştur” denilerek Erhürman’ın tutumuna destek verildi.
UBP’yi bırakın, hükümetin bir bütün olduğu bile söylenemez!
Bu kavganın parti içi demokrasinin gereği olan “siyasi bir yarış” olarak görülemeyeceği de ortadadır ve UBP’yi nereye taşıyacağını öngörebilmek de imkansızdır.
UBP’deki bu karmaşanın ana muhalefet partisinin işine geldiğine kuşku yoktur ama CTP’nin bundan yeterince yararlanabileceğini söylemek giderek zorlaşıyor. CTP’de bir durgunluk veya tutukluk var!
Meclis’te tozu dumana katan milletvekillerine sahip olan ve Genel Başkan Sıla Usar’ın basmadık yer bırakmadığı partinin tutukluluğu halkın karşı karşıya bulunduğu sorunlara ikna edici çözümler önermemesinde simgeleşiyor. Çeşitli dertlerle uğraşan KKTC yurttaşları, bu hareketlilikte kendilerini bulamıyorlar.
Ne olacak? CTP hükümet kurduğu zaman neler yaşanacak?
Bu soruya yanıt vermeyen çalışmalar veya bağırıp çağırmalar bir “gürültü” halinde halka ulaşırken kimse ne olacağını öngöremiyor ve ilgisini CTP üzerinde toplayamıyor. CTP liderliğinin kavga-patırdı çıkarmak yerine bu soruyu net bir şekilde yanıtlaması gerekiyor.
KKTC, iki ana parti bu durumdayken, koşar adım seçime doğru gidiyor!



Mecliste de gorusulen soz konusu fiber optik protokolu, tam metin olarak, basinda veya ulastirma bakanliginin resmi internet sitesinde neden yayinlanmiyor? Yayinlansin ki millet detayini ogrensin..