Yeni döneme hazırlanırken

   Kıbrıs konusunda perde gerisinde bir şeyler pişiriliyor…
   Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres “Bu fırsatın kaçırılmaması” gerektiğini söylüyor…
   Sözü edilen ‘fırsatlar’ nelerdir?..
   Elbette bunu bilenler vardır…
   Burada önemli olan hem Kıbrıs’taki liderlerin, hem de Anavatanların sürece destek vermesidir…
   Onların desteklediği yeni bir sürecin başlatılacağına inanmak hayal görmek değildir…
   Önemli olan yeni müzakere sürecinde iki önemli zorluğun nasıl aşılacağıdır…
   Birincisi güvenlik ve garantiler…
   Diğeri de mülkiyettir…
   Kıbrıslı Türklerin ‘mal satmaya’ meraklı oldukları söylenir...
   Varsa iki tarla; birini sat, aldığın parayla keyfine bak!..
   Geçmiş yıllarda gerçek durum böyleydi...
   Ama bunun nedenlerini iyi tahlil etmek gerekiyor...
   Özellikle de 1974 öncesini...
   Binlerce mal satıldı, ama keyif için değildi...
   Kıbrıslı Türkler dar bölgelere sıkıştırılmış vaziyette idi...
   Özellikle kamu hizmetinde yüksek makamlara ulaşabilenlerin sayısı parmakla gösterilecek kadar azdı...
   Ticareti ve turizmi yöneten Rumlardı...
   Kıbrıslı Türklerin; baskı, tehdit ve şiddet yoluyla sürekli göçe zorlandıklarını unutmamalıyız...
   Göçe zorlanan insan ne yapar?..
   Öncelikle elindeki malı satıp, gideceği yerde barınabilmek için bir miktar para toparlar...
   Bir anda mal satmak kolay mı?..
   Hele 1974 öncesindeki koşullarda, bu gibi işler hiç de kolay değildi...
   Bugün bir milyon Euro değer biçilen Lefkoşa’nın Tahtakale bölgesindeki bir evin, mecburiyetten 800 Kıbrıs Lirası’na satıldığını biliyoruz...
   Silahlı saldırıların başlaması arifesinde satılan bir evin parası ile ‘daha güvenli olan’ bir Türk bölgesinde ev kiralandı...
   Ve bu para sadece 5 yıllık kira bedeliydi...
   Bazı insanlar canlarını kaybetmemek için paha biçilmez yerlerdeki mülklerini varlıklı Rumlara satmak suretiyle İngiltere ve Avustralya’ya göç ettiler...
   O yıllarda Kıbrıslı Türklerin satmaktan başka çareleri yoktu...
   Yaratılan yaşam koşulları, Kıbrıslı Türkleri mal satmaya zorluyordu...
   Yaklaşık 11 yıl devam eden bu uygulama sonucunda binlerce dönümlük Türk arazisi el değiştirerek, Rumların eline geçti...

Sonrasında ne oldu?..

   Önce darbe, sonra barış harekâtı...
   Kıbrıslı Türklerin mülkleri güneyde, Rumların da kuzeyde kaldı...
   Aradan 52 yıl geçtiği halde can yakan bu soruna çare bulunamadı...
   Çözüm olmadığı sürece de mülkiyet sorununun kökten çözülmesi asla mümkün değildir...
   Öyleyse; Rum mülk sahipleri için sadece iki seçenek vardır...
   Bir tanesi beklemek ve bir gün belki torunların bu mülkleri geri alabileceğini hayal etmek...
   İkincisi; Mal Tazmin Komisyonu’na başvurup, satışını gerçekleştirmek...
   Kıbrıs sorununun çözümünden umut kesilirse, doğru olan yöntem de budur...
   Çünkü; insanlar dünyaya bir kez gelir ve hayatını en güzel şekilde yaşamak ister...
   Gidemeyeceği, ikamet edemeyeceği bir yerde kalan, kullanamayacağı mülkü satıp, isterse bunu yaşamakta olduğu bölgede yeniden mülk yatırımına çevirebilir...
   Ayrıca, değişen dünya koşulları çerçevesinde mülk satışı ve alımı yapılırken, ırkçı düşünceler artık geçerli değildir...
   Özellikle AB vatandaşları, birliğe üye ülkelerden istedikleri kadar mülk alma hakkına sahiptirler...   
   Burada en önemli sorun kuzeydeki Taşınmaz Mal Komisyonu’nun çalıştırılmasıdır…
   Komisyonun boş kasasını doldurabilmek için yüce Meclis’in ivedilikle ‘Şerefiye Vergi Yasası’nı geçirmesi ve Rum mülklerinin satışından bir miktar ‘fazla vergi’ alınması…
   Eksilen miktarı Türkiye’nin tamamlaması…
   İleride acı çekmemek için, geç de olsa bunlar yapılmalıdır… 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Atlantik
Atlantik - 15 saat Önce

Yılda 5 Milyon TURİST ağırlayan ve Kıbrıs Cumhuriyetini Sahiplenen Güney Kıbrıs Şayet Bugün Kıbrıslı Türkler olmuş olsa ‘ 40 yılda İşleyişini bitiren Yatırımsızliktan ve Bakımsızlıktan tutulacak yeri kalmayan Borç batağına girmiş Pislikten ve Pahalılıktan girilemeyen Yalancılar ve Sahtekarlar Ülkesi Kuzey Kıbrıs ile ortaklık kurmaya veya birleşmeye olası bir Referandumda Evet dermeydik acaba ? Kıbrıs’ta Zamanın KKTCumhuriyetinin aleyhine çalıştığını ve Yönetilemeyen KKTCnin eninde sonunda çıkmaz yoldaki Duvara toslaycağını bizden başka bilmeyen mi kaldı yani Birbirimizi kandırmayalım ! Çemberin daraldığı KKTCumhuriyeti ile ne gibi bir Gelecek olabilir ki ! Yarın olası bir Referandumda Dünya ile Birleşmiş Avrupa Ülkesi AB ve BM Üyesi Güney Kıbrıs’taki Rumlar’ın KKTC ve Dünyaya meydan okuyan yöneticileri için Hayır oyu vermelerine ne Diyebiliriz ki ?

Konteyner Evler
Konteyner Evler - 3 saat Önce

Basta bu gazetenin kose yazarlari ve siyasetten egitime, sagliktan ekonomiye kadar her konuda yorum yapan degerli okurlar arasinda su konteyner evler hukuku hakkinda bilgi verebilecek bir Allahin kulu yok mudur?

banner608

banner474