Yerel ve genel seçim; çatışalım mı?

Başbakan Sayın Ünal Üstel ısrarla genel ve yerel seçimin aynı gün birlikte, üstelik karma oyun da kaldırılması ile yapılmasında ısrar ediyor. Sayın Ünal Üstel’e hatırlatmak isterim. 1976 Seçim ve Halk Oylaması Yasası; yalnızca seçimlerin demokratik hukuk devleti temelinde ve siyasi kamplaşmanın derinleşmemesi temelinde yapılmasını düzenlemedi. Aynı zamanda gerilimin ve siyasi despotizmin yerleşmemesi için de kurallar koydu. Bunlardan biri, parti disiplin dışında seçmene verilen haklardı. Bu ise, parti başkanı ya da partilerin merkez organları tarafından saptanan milletvekili ve belediye meclis üyelikleri listelerinin sıralamasında; adayların seçilebilmesi için tercih veya karma oy hakkı ile seçmene, kendi iradesini de bu seçim olayına katma hakkı idi. 
Yani küçük toplum yapısı içinde, çok partili parlamenter yaşama, 1976 Seçim Yasası ile girerken, aynı zamanda politik kamplaşmayı derinleştirmemek ve siyasi despotizmi de geliştirmemek için bu karma ve tercih oyu düzenlemesi yapıldı. Bu yapılırken, aynı zamanda köy ve mahalle muhtarlık ve azalık seçimleri içinde, aday olacak olanların, bağımsız aday olmaları kuralı getirildi. Pratiğimize giren bu değerler, en keskin siyasi ilişkilerin yaşandığı dönemlerde dahi, seçim sonrası ilişkilerin kopuş içine girmemesine katkı sağladı.
Aradan yıllar geçti. Yasalarda yapılan değişikliklerle şimdi, muhtarlıklara asgari ücret düzeyinde bir aylık ödenekte de gerçekleşti. Bu karar, köy ve mahalle bazında muhtarlığa aday olmayı cazip kılıyor. Şimdi siz karma oyu da kaldırır ve yerel ile genel seçimleri de aynı gün yaparsanız; bu ülkede köy ve mahalle bazında siyasi kamplaşmayı derinleştirirsiniz. Hele tüm köylerin, belediye sınırları içine alındığı bu dönemde, karma oyu kaldırarak; genel ve yerel seçimi aynı güne alırsanız, bu kamplaşmayı daha da derinleştirirsiniz. Çünkü yerel ve genel seçimlerde başarılı olmak isteyecek olan siyasi partiler, aynı gün yapılacak seçimler için, milletvekilliği, belediye başkanlığı ile belediye meclis üyeliği adaylarını resmi olarak gösterirken; aynı gün yapılacak muhtar ve azalık seçimleri için de resmi olmayan aday arayışına girecektir. Böylece o asgari ücret düzeyindeki aylık gelir cazibesi ile birlikte, bu siyasi ihtiyaç; aday bolluğunu ve siyasi kamplaşmanın derinleşmesini getirecektir.
Yerel ve genel seçimin aynı gün yapılmasının sıkıntısı, kazanmak veya kaybetmek olgusu ötesinde çok uzun süre devam edecek olan siyasi kamplaşma ve gerilim ile uğraşmak zorunda kalacak olmamızdır. Toplumun demokratik birliğinin daha fazla zarar görmemesi için, yerel ve genel seçim aynı gün yapılmamalıdır. Yerel seçim, Aralık ayının ilk haftasında olurken; genel seçim de Ocak 2026 sonu olmalıdır. Sayın Üstel, genel ve yerel seçimin aynı gün yapılmasının avantajının 4 yıl toplumun seçim yaşamaması demek olduğunu söyledi. Bu da doğru değil. Çünkü yerel seçim 4 yılda bir. Genel seçim de 5 yılda bir yapılır. 4 ve 5 yılın sonunda ne olacağına da şimdiden kendi mi karar verecek? 
Sağduyu sahibi herkes bunu artık değerlendirmelidir. Bu toplumun kamplaşmaya değil, demokratik hukuk devleti temelinde demokratik birliğe ihtiyacı var. Bu nedenle seçime 5 kala seçim yasaları ile oynamak, bu demokratik birliğe katkı sağlamaz.
 

YORUM EKLE

banner582

banner471

banner628

banner473