Güney Kıbrıs, Hristodulidis ve arkadaşlarının seçim kampanyasının finansmanında yolsuzluk yaptıklarına ilişkin bir video ile çalkalanıyor. Hristodulidis tarafı yolsuzluk yapmadık diyor ama polis yine de soruşturma başlattı. Bu yolsuzluk iddiasının araştırılması Kıbrıs Rum demokrasisi için tam bir sınav niteliğinde olacak.
Güney Kıbrıs’ta başkanlık seçimlerinde bir milyon Euro’dan daha fazla para harcamak yasaktır. Harcamaların hesabı, belgeli bir şekilde denetçilere bildirilir. Kazanmak için bu harcamanın yetmeyeceğini düşünüp daha fazla para harcamak isteyenler, kayıt dışı para temin etmek ve yine kayıt dışı olarak harcamak durumundadırlar. Bu yasaların ihlal edilmesi demektir. Hristodulidis’e yöneltilen itham da budur. Hristodulidis’in yakın arkadaşı olduğu anlaşılan eski bakanlardan Lakkotripitis, videoda yer alan bir konuşmasında bu sürecin nasıl çalıştığını ve nakit paraya neden ihtiyaçları olduğunu anlatıyor. Lakkotripitis, Cuma günü polise giderek ifadesini de verdi.
Bizim de seçimlerimiz var! Daha üç ay önce Cumhurbaşkanlığı seçimini icra ettik. Geziler, gösteriler, paneller, TV programları düzenlendi. Pankartlar, panolar, broşürler hazırlandı ve basıldı. Reklamlar verildi… Yenildi, içildi! Belki de bizim göremediğimiz ödemeler de yapıldı. Bu harcamaların kaynakları konusunda çeşitli spekülasyonlar var. Özellikle Tatar’ın kampanyasını yürütenlerin iş insanlarından önemli miktarda para topladığı söylendi.
Seçim öncesinde ve sonrasında yazdıklarım ve söylediklerim oldu… Kampanya finansmanının önemli bir sorun olduğunu açıkça vurguladım ama ne Yüksek Seçim Kurulu, ne adaylar, ne de Başsavcılık ses verdi… Aradan üç aylık bir süre geçtiği halde adayların seçimlerde harcadıkları paralar ve bunları nereden bulduklarına dair herhangi bir açıklama da yapılmadı.
Bu arada, Fransa’nın eski Cumhurbaşkanlarından Nikolas Sarkozy, seçim kampanyası için usülsüz para topladığı gerekçesi ile yargılandığı davada mahkum oldu ve hapse girdi. Bunu vesile yaptım ve bizdeki durumu yeniden hatırlatmak istedim. Ses veren yine olmadı!
Şimdi benzer bir çalkantı Güney Kıbrıs’ta yaşanıyor. Bizim yine susacağımız anlaşılıyor!
Demokrasiyi de seçimleri de kendimize benzettik! “Partiye katkı” diyerek paraları topluyor, bir kısmını kampanya için kullanırken bir kısımını iç ediyoruz! Seçim kampanyasına katkı diyerek “borçlu kaldığımız insanların” taleplerini, yasalara uygun olup olmadığına bakmadan getirmek için de her türlü aymazlığı yapmaya çalışıyoruz.
Yolsuzlukları konuşup duruyoruz ama bu yolsuzlukların kaynaklarını kurutmak için kılımızı bile kıpırdatmıyoruz.
Demokrasi denilen şeyi zenginleşmek için kullanmak varken açıklık veya hesap verebilirlik diyerek bu olanağı tepmek bize yakışmaz! Biz, milli mücadeleden de, demokrasiden de zenginleşmek için yararlanabilen akıllı insanlar topluluğuz nasılsa!




