Makroekonomik ve siyasi oynaklıklar riskleri artırıyor! 

 Bir yıllık zaman zarfında 3 kez Hazine ve Maliye bakanı, 3 kez de Merkez Bankası başkanı görev değişikliği yaptı. Söz konusu ani değişimler Merkez Bankasının bağımsızlığını ve kredibilitesini tartışmalı hale getirirken ekonomik hedeflerde sapma yarattı. 2021 – 2024 yılları için hazırlanan Orta Vadeli Ekonomi programındaki enflasyon ve fiyat istikrarı hedefleri tutturulamadı. Keza 2021 yılsonu % 16,2 olarak belirlenen enflasyon oranı kasım ayında % 21,31’e yükselirken, üretici enflasyonu ise % 54,62’ye yükselerek rekor tazeledi. Dolayısıyla toplam enflasyon % 75,93 seviyesine tırmandı. Fiyat istikrarında Türk Lirası’nın istikrarının korunması için enflasyon görünümüne göre para politikası izlenmesi vardı, ancak politika faizlerinin enflasyon oranlarının altına düşürülmesinin de etkisiyle 11 ayda Türk Lirası dolar karşısında % 75,91 değer kaybetti ve enflasyonu körükledi. 
Türk ekonomisinde yeni model: 
  Türkiye Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan yeni dönemde yeni ekonomi yol haritasını açıklarken Çin örneği verdiği ve Çin’in de bu yöntemle büyüdüğünü beyan ettiği medyaya yansıdı. Ekonomideki yeni dönemde üretimle yabancı yatırımcıların dikkatini çekeceklerini ve pazara daha yakın olmalarından dolayı Çin’e karşın daha avantajlı olduklarını söyledi. Yapılan detaylı açıklamada ekonominin 4 sacayağı bulunuyor dendi. Bunlar; enflasyon, ihracat, faiz ve üretim. Enflasyon ekonomik göstergeler doğrultusunda gelişiyor. Ancak ihracat ve faiz belirlenebiliyor. “Türkiye’yi üretimle büyütmek, faiz kıskacından çıkarmak ve bunun tamamen bitirilmesi için ‘ekonomide yeni dönemi’ başlattık. Kararları da bu yönde alıyoruz. Bu kararlar yeni ekonomi politikasının uygulanması noktasında önemli. Altı aylık bir süreç öngörüyoruz. Zor olanı seçtik ama 4-5 aya toparlanacağız, 6 ay sonra ise meyvelerini yiyeceğiz” dedi.
Gelişmiş ülkelerden yaptırım olasılığı: 
  ABD ve AB tarafları Suriye ve Akdeniz’deki anlaşmazlık, Türkiye’deki yargı ve İnsan Hakları konusunu gündeme taşıyor. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHM) iş insanı Osman Kavala'nın serbest bırakılması kararını uygulamayan Türkiye için "ihlal prosedürü" başlattı. Türkiye, böylece, 2010'dan bu yana Azerbaycan'dan sonra bu sürece tabi tutulan ikinci ülke oldu. Bakanlar Komitesi'nde yapılan oylamada, 35 ülke "ihlal prosedürü" başlatılmasına destek verdi. Avrupa Konseyi, Türkiye'den 19 Ocak'a kadar görüşünü iletmesini istedi. Olası yaptırım opsiyonları henüz somut olarak belirlenmedi.
Türkiye kredi notu görünümü negatife çevrildi ve bankaların da riski yükseldi: 
  Fitch Ratings, “erken” olarak nitelendirdiği parasal gevşemenin yurt içi güvende bozulmaya neden olduğunu belirterek, Türkiye’nin kredi notunun görünümünü “negatif”e indirdi. Fitch raporunda “Merkez Bankası’nın erken parasal gevşeme döngüsü ve daha fazla faiz indirimi veya 2023 seçimleri öncesi ek ekonomik teşvikler yurtiçi güvende erozyona yol açıyor. Bu durum lirada, gün içinde benzeri görülmemiş oynaklık dahil, keskin bir düşüş ve artan enflasyon olarak kendisini gösteriyor” değerlendirmesi yapıldı. Finanslar ve politik risklerin artması, yapısal bağımsızlık endişeleri neticesinde risk primi aralık başı 531,09 puana yükseldi.

  Yükselen Döviz Kurları Bankaların Aktif Kalitesi ve Sermaye Yeterliliğini Düşürüyor: Fitch Kıdemli Bankacılık Direktörü Lindsey Liddell, Bankacılık sektörün kredilerinin yüzde 36’lık önemli bir kısmının Döviz cinsi olduğu düşünüldüğünde TL’deki değer kaybı varlık kalitesi risklerini artırıyor” dedi. Liddell, Döviz cinsi risk ağırlıklı kalemlerdeki artıştan dolayı kurdaki yükselişin aynı zamanda sermaye yeterlilik oranlarında düşüşe neden olduğunu dile getirdi. Liddell, bankaların döviz cinsi risk ağırlıklı kalemlerdeki hesapta 252 günlük ortalamayı kullanmalarına izin verilmesini sağlayan sermaye hesabı kolaylıklarıyla ilgili düzenlemenin uzatılmasının Türk lirasındaki düşüş durumunda sermaye yeterlilik oranlarına destek sağladığını vurgulamıştı. KKTC Bankacılık sektöründe ise sermaye yeterliliği günlük yükselen kurlar üzerinden hesaplandığından ötürü sermaye her geçen gün Türk Lirası’ndaki değer kayıplarıyla birlikte erimeye devam ediyor. 
  Sonuç olarak finansal krizin devam edeceği öngörülerek gerek bankaların, gerek şirketlerin gerekse bireylerin senaryo analizi ve stres testlerini kullanarak risklerini yönetmeleri ve risklerini azaltma yönüne gitmeleri kriz yönetimi sürecinde önemli bir koruma enstrümanı konumunda olmaya devam edecektir. 

YORUM EKLE

banner464

banner465