
Kamu maliyesi sıkıştı; para arıyor.
Maliye Bakanı Berova, yurt dışına kaçan parayı getirmeye yarayacak yasal düzenlemeler ve yıllardan beri biriken hisse gelirlerinin vergisini düşürmek gibi önlemlerle 20 milyar TL toplamayı hedeflediklerini açıkladı.
Bu kadar para toplanabileceğini sanmıyorum ama 20 milyar TL KKTC devletinin altı aylık nakit açığını kapatabilir. Ancak o kadar!
Yurt dışında biriktirilmiş olan servetlerin çok düşük bir vergi ödeyerek yurda getirilmesinin elbette pek çok sakıncası vardır. Bunların tümü de görmezden gelinmiştir.
Bu paranın yurt dışına aktarılmasının tek nedeninin “daha az vergi vermek” olmadığını sanıyorum. İnsanlar ve şirketler, yurt içinde kazandıkları paranın vergisini, ağlayarak da olsa ödemek ve kalanını işlerinde kullanmak isterler diye düşünüyorum. Bu paranın kayıt dışı olduğu kadar kabul edilemez işlerden elde edilen “kara para olma olasılığını” atlamamak gerekiyor.
Bu da gösteriyor ki; maliye sıkışınca, kamu maaşları ödenemez duruma gelince “kara para ile mücadele” rafa kalkabiliyor. Sanal kumar veya bahis ile mücadele yalan oluyor!
Maliyeciler sıkışmaya görsünler, “para olsun da ne olursa olsun; nereden ve nasıl gelirse gelsin” diyorlar!
Kamu maliyesini gereksiz yere büyütmek, yandaşları kamuya doluşturmak, çalışanlar gibi çalışmayanlara da maaş ödemek; milletvekili maaşlarını dünyanın en yüksek maaşlarından biri haline getirmek işte bu sayede mümkün olabiliyor.
Demek ki kamuyu gereksiz yere büyütmek sadece ve sadece ekonomik bir sorun değilmiş… Kamuyu gereksiz yere büyütmek, aynı zamanda toplumsal ve ahlaki bir sorunmuş…
Yaşam alanlarımızda karşılaştığımız ve bizi rahatsız eden davranışlar kamunun gereksiz yere şişirilmesinden kaynaklanıyormuş da haberimiz yokmuş!


