Mandıraya su bağlandı

Denizin altından borularla Türkiye’den Kuzey Kıbrıs’a gelen ve Geçitköy Barajı’na dökülen suyu kimin yöneteceği konusu Arap saçına döndü…
İşin doğrusu, su yönetimi konusunda kimin ne istediği tam olarak da anlaşılmadı…
Fuzuli’nin Su Kasidesi, üniversitede Eski Türk Edebiyatı dersinde kabusumuz olmuştu…
Ömer hoca, ‘Su Kasidesi’ni ezberlemeyen, beyit beyit açıklamasını yapamayan benim dersimden geçemez’ dediğinde…
Tüm sınıf canımızı dişimize takmış ama yine de birçoğumuz ‘Su Kasidesi’ni tam olarak ezberleyememiş, beyit beyit açıklayamamıştık…
Aynı dersi 3 dönem üst üste alanlarımız oldu…
O gün bugündür ne zaman ‘Su’ ile ilgili bir konu olsa aklıma Fuzili’nin Su Kasidesi gelir…
Ohşadabilmez gubârını muharrir hattuna 
Hâme tek bahmahdan inse gözlerine kara su
Men lebün müştâkıyam zühhâd kevser tâlibi 
Nitekim meste mey içmek hoş gelür hûş-yâra su
Eğer ‘Edebiyatçılar hariç’ yukarıdaki iki beyitte Fuzuli’nin ne demek istediğini gerçek anlamda bir okumada çözerseniz…
Kuzey Kıbrıs’ta aylardır devam eden su yönetimi konusunu da anlamışsınız demektir…
Yok benim sallamada üstüme yok deyip kafanıza göre yorumlarsanız…
Kuzey Kıbrıs’ta su yönetimi konusunda her kesimin tartışa tartışa bitiremediği noktaya gelirsiniz…
Neden mi?
Çünkü bugün, su yönetimi hakkında ilgisi ve bilgisi olanların dışında herkes konuşuyor…
Teknik bir konu; siyasete malzeme yapılıyor, parti içi çekişmede koz olarak kullanılıyor, daha da önemlisi Türkiye ile KKTC devleti arasında krize dönüşüyor…
Açıklama yapanlara bakıyorum…
Allah rızası için bir tanesi su yönetimi konusunda uzman değil…
Mühendisler, hukukçular, ekonomistler, teknisyenler susuyor…
Sendika, belediye ve parti başkanları konuşuyor…
Hükümetin 4 bakanı Ankara’ya gidiyor…
“İki ülke arasında yüzde 99 mutabakat sağlandı” diyor…
Ama o yüzde 1 ne hikmetse sorun oluyor…
Ve dahiyane fikir ortaya atılıyor…
“Su yönetiminde referanduma gidilebilir…”
İşte bu noktadan sonra eğri oturalım doğru konuşalım…
Kuzey Kıbrıs’ta suyun yönetimine talip olan hükümetin ve belediyelerin durumu ortada…
Eğer Türkiye ile 10 gün içinde ekonomik protokol imzalanmazsa, hükümet şubat maaşlarını ödeyemeyecek…
Ve ülkede ciddi anlamda bir kaos yaşanacak…
Halk perişan olacak…
Kıbrıs müzakerelerinin zirveye çıktığı bir noktada umutlar kırılacak…
Olası bir referandumda ortaya çıkacak plana, ‘Şu anki durumdan daha kötü olamaz ya’ noktasına gelinerek ‘Evet’ denilecek…
Eğer murat edilen buysa ülkeyi yönetenler doğru yolda…
Gelelim belediyelere…
Hiç detaya girmeden bir örnek vereceğim…
İskele Belediyesi’ne bağlı Ardahan Köyündeki mandıralara, Türkiye Cumhuriyeti Yardım Heyeti ve Hayvancılık Dairesi’nin katkıları ile 1 km’lik isale hattı döşenerek su bağlandı.
Evet yanlış okumadınız…
Bu ülkede belediyeler, mandıralara giden suyu bile TC Yardım Heyeti katkılarıyla bağlayabiliyor…
Ülkedeki 28 belediyenin tamamı özellikle de suyu ben yöneteceğim diye yanıp tutuşanlar, eğer TC Yardım Heyeti’nden projeleri için para alamazsa, bırakın boru döşemeyi, çöp bile toplayamaz…
İşte bu noktada eğer Kıbrıs Türk halkının geleceği ve çıkarları düşünülüyorsa…
Hem Türkiye hem Kuzey Kıbrıs’taki siyasi irade su konusunda gerekli imzaları atarak yönetim kısmını işin uzmanlarına bırakmalıdır…
Su biraz daha iç politikaya akarsa…
Bu durum düzeni bozar, yönetimin iflâsına neden olur…
Suyu getiren de testiyi kıran da bir olur…
YORUM EKLE
YORUMLAR
Huseyin sancar
Huseyin sancar - 3 yıl Önce

Ilk basda bjz ana vatanimiza cok cok tsk etmemiz lazim busuyu ne hukumet nede belediyeler calisturamaz birakaljm anavatan bildigi gibi yapsin