Mukaddime’yi anlamak

Toplum ve mekân ilişkisi her zaman gerek siyasal gerekse kültürel farklı tartışmalara neden olmuştur. Dolayısıyla bireyin toplum ve devletle olan ilişkisi yüzyıllar boyu farklı disiplinler tarafından incelenmiştir.
Mukaddime, İbni Haldun’un en önemli eseridir. İbni Haldun bu eserinde İslam tarihine ışık tutarken, sosyoloji biliminin de ilk eseri olarak kabul edilmektedir. Mukaddime birçok dile çevrilerek, özellikle Batı üniversitelerinde ders kitabı olark kullanılmaktadır.
İbni Haldun’a göre; coğrafya bilimi doğru ve sağlıklı bir şekilde irdelenmelidir. Çünkü coğrafya sadece yaşanılan mekânın tasvirinden ibaret değildir. Dolayısıyla coğrafya çalışmalarında topluma büyük önem vermiştir.
 İbni Haldun’a göre toplum, devlet kurma ihtiyacından ortaya çıkmıştır. Önce toplum oluşturulmuş sonra da ardından devlet inşa edilmiştir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken sağlıklı ve düzenli bir devletin oluşturulabilmesi için öncelikle sağlıklı ve ahlaklı bir devlet yapısının oluşturulması gerekliliğidir. Çünkü İbni Haldun’a göre güçlü bir yapının oluşturulabilmesi için mekân ne kadar gerekli ise manevi iradenin de o kadar gerekli olduğudur.
İbni Haldun Mukaddime eserinde devlet konusunu çok kapsamlı ve derinlemesine ele almaktadır. Devlet yapısını irdelerken yönetenlerin ehil kişiler olması gerekliliğine vurgu yapmaktadır. Çünkü ehil olmayan kişilere hangi işi vereseniz verin o işin sonunun hüsran olacağını belirtmiştir. Devlet yönetimini oluşturan ve elinde tutan kişiler gücün, ahlakın ve doğruluğun sembolü olmalıdırlar. Eğer devleti yönetenler bu vasıflara sahipse devletin ömrü de uzun olur. İbni Haldun eserinde özellikle şunu da vurgulamaktadır, devletin çöküşü her zaman ahlaki çöküşle başladığını belirtmiştir.
Yaşadığımız coğrafyayı düşünerek Mukaddime’yi okumak, İbni Haldun’un çalışmasının ne kadar değerli olduğunu ve Batılı üniversitelerde neden ders kitabı olarak okutulduğunun da anlaşılmasını sağlayacaktır. Coğrafyamızda toplumsal ahlakı zedeleyen olaylar artmaktadır. Hırsızlık, yolsuzluk, kadına yönelik şiddet, uyuşturucu, insan kaçakçılığı gibi daha da uzatabileceğimiz suçlar artmaktadır. Devletin yönetim kademesinde de durum farklı değildir. İhlal edilen anayasa, çalışanlar arasındaki eşitsizlik, kendini yenileyemeyen kamu, sağlıklı yürütülemeyen ekonomi ve dahası…
Durumun daha da vahim yanı genç nüfusa sağlıklı bir gelecek bırakamıyor oluşumuzdur. Maalesef genç nüfus coğrafyamızda yaşanmışlıkları örnek alarak kendilerine bir gelecek planlamaktadırlar…
Coğrafyamızdaki gelişmeler toplumumuzu daha da umutsuzluğa sürüklemektedir. Toplumsal ahlak yapısını sosyal, kültürel ve ekonomik olarak yeniden düzenlememiz gerekliliği bir geçeklik olarak önümüzde durmaktadır. Bu gerçekliği göz ardı ettiğimiz toplumsal ahlak yapımız daha da derinden etkileyecektir. Bu etkileşim çatışmayı, çatışma ise toplum içinde ayrılıkları doğuracaktır.
Herkese güzel bir hafta dileklerimle, iyi pazarlar.

YORUM EKLE

banner464

banner468