“ Müzik değişti, dans aynı”

 DPÖ Mayıs ayı HP indeksini yayınladı. Bu indekste ilk dikkatimi çeken nokta, Mayıs ayında, bir önceki aya göre HP oranındaki artışın %3,65 olması oldu. Bu oldukça önemli bir olgudur. Çünkü çok uzun yıllardan sonra ilk defa bir aylık HP artış oranı bu denli yüksek çıkmıştır.
Bu enflasyonist baskının nasıl yoğunlaştığını göstermektedir. Gerek döviz kurundaki, gerek petrol fiyatlarındaki artış ve diğer enflasyonist etkiler,  bu denli bir yoğunluğun oluşmasına yol açtı.
Mayıs ayındaki %3,65 HP gerçekleşmesi ile birlikte, Aralık ayından itibaren 2018’in ilk beş aylık HP oranı da % 8,91 olarak oluşmuş oldu.
Bu gerçekten insan, toplum, ekonomi ve devlet için çok büyük bir yüktür. Enflasyonun tüm alanları ve insanı baskı altına alacağının ciddi bir göstergesidir bu. 
Düşünün ki 2018 KKTC Bütçesi, UBP-DP “Bağımsızlar” Hükümeti döneminde Temmuza kadar,   %6 enflasyon öngörüsü ile hazırlanmıştı. Ancak 4'lü koalisyon kurulunca ve Bütçenin görüşülmesi seçimler ve hükümet kurulması süreci nedeni ile uzayınca, yeni hükümet söz konusu bütçeyi tadil etmiş ve enflasyon öngörüsünü %8 olarak yeniden düzenlemişti.
Şimdi Mayıs ayında HP;  %8,91 olarak fiili olarak gerçekleşti. Böylece Haziran ayı ve Temmuz itibari ile her halde HP'nin  %10 olarak gerçekleşmesi,  hatta bunu aşma ihtimali de oluşmuş oldu. 
Kısacası Temmuz ayı itibarı ile tüm kamu çalışanlarına, emeklilere ve devletten destek alan diğer kamu alanlarında çalışanlara ve emeklilere HP ödeneği verilmesi gerekir.  Yani Bütçenin giderlerinin hazırlanma öngörüsü üzerinde artacağı açıktır. Ancak gelirlerin ayni oranda artışında sıkıntı var.
Hele Yerel Yönetimler. Hapı resmen yutacak. 
Çünkü gelirlerinde zaten sorun var ve sabittir. Ancak HP ödeneğini vermek zorundadırlar. Aşırı istihdamla zaten sorunlu olan Belediyeler ne yapacak?
Üstelik bu hayat pahalılığı artışı insanların hemen hemen her alanda alış verişini de azalttı. Bu devlet gelirlerinde ve ekonomide ciddi bir daralmaya yol açtı.
Bu arada şimdiden tam his edilmeyen başka bir gelişme de olumsuz gidişi artırma eğilimini beslemektedir. TC Merkez Bankası, döviz artışını durdurmak için TL faizini artırmıştır. Bu faiz artışı kısa bir süre sonra kredi faizlerine de yansıyacaktır. Örneğin bazı şube bankaları kendilerinden TL üzerinden konut kredisi alan müşterilerine borç faizlerinin, %1 arttığını yazılı olarak bildirmişlerdir.
Kısacası yılsonuna kadar enflasyonun daha da artması ve ayni zamanda döviz artışı yanı sıra, TL faizlerinde de artışlar olması mümkündür. Bütün bu gelişmeler insan, devlet ve ekonomi için ciddi sıkıntıları daha artıracaktır.
Hala eski müzik
Bu nedenle, “ müziğin değiştiği bir ortamda, siyasetin hala eski müzikle dans etmesi “ sorunları daha da çıkmaza sokacaktır.
Çünkü hala siyasetin gündeminde, değişen müziğe uygun dans çalışması yok. 
Bunun en somutu yerel seçimlerde yaşanıyor. Müziğin değiştiği, enflasyonist baskının derinleştiği bu dönemde kimi Belediye Başkanı oy için istihdam peşinde, onların yerine aday olanlarda onların sözleşmeli veya gündelikçi olarak istihdam ettiklerine kadro sözü vermekle yani eski dansla meşguller. 
Muhalefet kanadının, sıkıntıların artması üzerinden kendine yol açma oportünist düşüncesi içinde olması; İktidarın da siyasetini, dünkü yanlışlar üzerine bina etme tavrı üzerinde yoğunlaşması nedeni ile “değişen müziğe uygun, yeni dans ritmine “ kolaylıkla girmeyeceğimiz açıktır.
Bu günkü koşullar gereği şimdilik tek umutlu söz, Türkiye’nin Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Şimşek'in 24 Haziran seçimlerinden sonra enflasyonun düşeceği ifadesidir. 
Bunun ise seçim ortamında inandırıcılığı sınırlıdır. Hele seçimlere dönük arka arkaya açıklanan kamu Bütçesine ekstra yük getiren kimi popülist uygulamalara bakmak, buna inanmayı daha da zorlaşıyor.
Hele dış politikada, Bölgede meydana gelen gerilimler ve bunun askeri harcamaları artırma kapasitesi, gerçekten önümüzdeki dönemin rahatlama acısından umut verici olmadığını göstermektedir.
Bu yüzden artık değişen müziğe uygun, yeni dans için hazırlık içinde olmak gerekiyor. İktidar, muhalefet, sivil toplum toplumsal kaygılar temelinde, ortak paydaları üretme arayışı içine girmeli.

YORUM EKLE