Neler oluyor, neler olacak?

  Türkiye aylardan beri yerel seçimlerle uğraşıyor...
  Öncesinde Cumhurbaşkanlığı seçimi, daha da öncesinde Anayasa referandumu vardı...
  Sanayide dünyanın 20 dev ülkesinden biri olan Türkiye son 2- 3 yılını referandum ve seçim tartışmalarıyla geçirdi...
  Seçimlerden önce de ‘FETÖ darbesi’ vardı...
  Darbeden bugüne ülke gündeminde ağırlıklı olarak seçimler, Anayasa ve FETÖ konuları, bir de Suriye meselesi ile kamuoyu meşgul edildi...
  Kuşkusuz Türkiye’deki gelişmeler bizleri çok yakından ilgilendiriyor...
  Türkiye’siz bir Kıbrıs’ın olamayacağını biliyoruz...
  O yüzden de Türkiye’nin her zaman güçlü ve huzurlu olmasını istiyoruz...
  Türkiye; son 2 yılını Cumhurbaşkanlığı ve yerel seçimlerle geçirirken, KKTC’nin içine düştüğü mali krizin etkilerini her alanda hissediyoruz...
  Mali krizden daha da tehlikelisi; Rum tarafının, Yunanistan’la birlikte sürdürdüğü ‘Üçlü İttifak’ siyasetinin giderek genişlemesidir...
  Türkiye’nin yakın komşuları Suriye, Irak, Lübnan, Mısır, İsrail ve Ürdün artık Rum-Yunan itifakının bir parçasıdır...
  Süper güç ABD ise; doğal gaz meselesi yüzünden Rum tarafına yönelik silah ambargosunu kaldırmanın arifesindedir...
  Silah ambargosunun kalkması halinde adada dengelerin kendi lehlerine değişeceğine inanan Rum Yönetimi’nin, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda müzakere masasından kaçtığını ve Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğini reddettiğini görüyoruz...
  S-400’lerin Türkiye’de konuşlanması sürecinde, yani Temmuz ayında bölgemizde sıcak gelişmelerin yaşanacağını anlamak zor değildir...
  Barış Harekatı’ndan bu yana; yani 45 yıl sonra Kıbrıs adasının en sıcak Temmuz’u geçirmesi sürpriz olmayacak...

Biz ne yapıyoruz?

  Önemli olan, bu kadar kritik gelişmeler karşısında KKTC’yi yönetenlerin ne yaptığı, nasıl bir strateji izlediği ve ne yapmak istediğidir...
  Üzülerek görüyoruz ki; bizim taraf ‘umutsuz, çaresiz, hareketsiz’ olup, her türlü mağlubiyeti kabul edebileck bir tavır içinde bulunuyor...
  Kıbrıslı Türklere yönelik her türlü haksız girişim karşısında suskun ve tepkisiz kalmanın bir nedeni olmalıdır!..
  Üçlü ittifakların gelişmesi karşısında en ufak bir tepkinin gösterilmemesi dikkatinizi çekmiyor mu?..
  ABD Senatosu’na, Rum tarafına yönelik ‘silah ambargosunun’ kaldırılması yönünde yasa tasarısı sunulması karşısındaki suskunluk sizleri korkutmuyor mu?..
  Kendi küçük dünyamızda ‘ufacık işlerle’ zaman tüketerek halkımızın ve devletimizin geleceğinin çalınması karşısında son derece üzgün ve endişeliyiz...
  Haklı olduğumuz bir davayı mağlubiyetle sonuçlandırma noktasına çekiliyoruz...
  Yazık ve günah değil mi?..
  İleride hangi vicdan, hangi onurla yaşayacağız?..
  İyice düşünün bakalım... 

YORUM EKLE