Nerde kalmıştık?

Bir haftalık aranın ardından yine sizinle bu köşede buluşmanın heyecanı ve keyfi ile yazıyorum sevgili okurlar. Bir hafta “önce kısa bir mola vereceğiz” dememizi bazıları faklı yorumlamış. “Başka bir gazeteye transfer” olacağımızı düşünenler olmuş. Hiç merak etmeyin, biz büyük bir aileyiz ve bu ailenin bir parçası olmaktan da son derece memnunuz. Elbette futbolcu transferi gibi gazeteci transferleri de hayatın bir gerçeği. Şuan bir transfer dönemi var medyamızda.
Bir taraftan diğer tarafa geçen isimleri bizde her gün sizler gibi duyuyoruz. Tüm transferlerin hayırlı olmasını diliyoruz. Dediğimiz gibi biz Diyalog Medya Grubunun bir parçası olmaktan ötürü hem mutluyuz hem böylesine bir imkana sahip olduğumuz için gururluyuz. Bizi bir hafta boyunca telefonla ve sosyal medyadan ulaşıp merak eden tüm okurlarımıza da sonsuz teşekkür ediyoruz. Güzel dilekleriniz bizim en büyük gücümüz. 

Gece yarısı gelen o telefon
Kısa bir mola verip tam Türkiye’ye uçacaktım ki telefon uzun uzun çaldı, gecenin bir yarısı. Arayan gecenin bir yarısı Ali Mahşeker ağabeyimizdi.
Ali Mahşeker, bu ülkenin yetiştirdiği insanlardan bir tanesi. Evet, kendisinin bir Gece Kulübü vardı. Yasaların el verdiği ölçüde bu işi yapıyordu. Dünyanın birçok ülkesinde aynı işi yapan binlerce insan gibi.
Onun diğerlerinden tek farkı UBP’li olması ve şimdi ki iktidarın kendisinden intikam almak isteyen bir yapıda olmasıydı. Adama devlet tarafından verilen izin yıllar sonra “haksız” yere geri alındı. 
Büyük bir borcun altına sokulup yeni Gece Kulübü yapmasını devlet istedi ama maalesef aynı devleti yönetenler bu sefer izin vermedi, vermekte istemedi.
Çok dertliydi, yıllar önce kendisi ile birlikte afiş asarken yanında olan bugünün bazı önemli siyasileri, maalesef bu zor günlerinde yanında durmamışlardı. 
Yapılan haksızlığa adeta isyan ediyordu telefonda. “Elimde belgelerim var” diyordu gece yarısı aradığı telefonda bana. İstersem benimle canlı yayına çıkabileceğini ifade etti. 
“Tamam, madem elinde belgelerin var, Türkiye dönüşü seni Canlı Yayına alacağım, söz “ dedim ve gecenin bir yarısında gelen telefon sohbetini sonlandırdım.
Türkiye’deyken telefonu kapalı tutmaya gayret gösterdim. Zira sık sık gelen telefonlardan hem tatilimizin bozulmasını hem de GSM şirketlerine bir servet ödemek istemiyordum.
Önce Kudret Özersay’a saldırı haberini duydum. Bir Gece Kulübü işletmecisi yapılanlara dayanamamış ve Özersay’ın konuşma yaptığı kahvenin camına sandalye savurtmuş. 
İçimden dedim ki “adamcağız sinirlerine hakim olamadı herhalde”, o yüzden bu olayın çok büyütülmemesi gerektiğini ve yapılanın yanlış olduğunu düşünüp ben tatilime aynen devam ettim. Ta ki bir gün sonra yine bir Gece Kulübü işletmecisi olan Ali Mahşeker ağabeyimizin vefat ettiğini duyana kadar. 
Özersay’a sandalye atan adam sinirlerine hâkim olmamıştı, başını derde sokmuştu. Mahşeker ise sinirleri yüzünden kalp krizi geçirip, hayatından olmuştu.
Halen telefonumda kayıtlı olan o 38 dakikalık konuşma şimdi Ali Mahşeker’den bana kalan son hatıra oldu. Bugün Ali Mahşeker yok, Özersay’a sandalye atan adam da alacağı küçük bir ceza sonrası gündemimizden düşecek. 
Peki, bu insanların neden bu hale geldiği ile ilgili kimse bir söz söylemeyecek mi? Ali Mahşeker’in birlikte afiş astığı bugünün ünlü politikacısı bu işin sonunu aramayacak mı? 
Bu kadar basit demi bu işler? Birisi gider, hayat devam eder demi nasılsa. Bugün biz bu yazıyı yazmasak zaten siz bile çoktan bu konuyu unutmuş olacaktınız. Biz sadece birkaç gün daha bu konunun canlı kalmasını sağladık. Bir haftaya zaten yine unutacağız nasılsa. 

Gitti gidiyor…
Hükümet “gitti gidiyor com” da adeta. Ha bugün ha yarın gidecek gibi duruyor. Türkiye’den halen para akışı sağlıklı bir şekilde sağlanamıyor. Hükümet üyeleri Kıbrıs Konusu ve Cumhurbaşkanlığı yüzünden fena halde birbirlerine girmiş durumda. Kısacası önemli bir haftaya başlıyoruz dostlar… 

MESAJLAR

Hasan SUNGUR: Emlakçılar Birliği olarak henüz yasanız geçmese de siz piyasadaki lisanslı emlakçıların daha donanımlı ve daha kaliteli olması adına bir dizi çalışma başlatmışsınız. Bu yönde dün, gün boyu etiğim vermişsiniz emlakçılara. 

Mutlu ATASAYAN:  Bir yandan Güzelyurt’ta bağ bahçe ile uğraşma diğer yandan siyasete aynen devam ediyormuşsunuz. Bu arada modaya uyup sizde saç ektirmişsiniz. Bakalım gür saçlarla nasıl olacaksınız? 

Özdil NAMİ: Kıb-Tek konusunda hükümet ortakları arasında öyle bir huzursuzluk başladı ki bakalım bu işin sonu nereye varacak? Bizde çok merak ediyoruz doğrusu. 

Tolgay TARIMAN: Kıbrıs’ta üçüncü kez TV kanalı kurmanın gururunu yaşıyormuşsunuz. Yeni nesil televizyonculuk olan net TV üzerinden yayına başlayan Güneş TV’yi kurmuşsunuz. 

Şaban EMRE: Önümüzdeki günlerde gerçekleşmesi beklenen Kıb-Tek santral ihalesine çok güçlü yabancı bir partner bulup sizde katılma kararı almışsınız. Demek ki epey heyecanlı geçecek ihale. 

Mehmet YÜCEL: Merit Park’ın yeni yazlık mekânı Letafet, önceki gün muhteşem bir açılışla konuklarına merhaba demiş. Bu yaz için fazlası ile iddialıymışsınız yenilenen mekanla. 

Mesut GENÇ: Hafta sonu siyasete ara verip baba mesleği olan çiftçiliğe geri dönmüşsünüz ve yeni sezonun ilk patateslerini topraktan çıkarmışsınız. Bu arada yeni ürünlerin satış fiyatı belli oldu mu? 

Tezel ÇEMENDER: Sonunda olacağı buydu. Öyle sağa sola koşuşturup hepsini de sosyal medyada paylaşınca nazara gelip ayağınızı yakmışsınız. Çok geçmiş olsun diyoruz. 

Senih ÇAVUŞOĞLU: Gelen ısrarlı tekliflere daha fazla direnemeyip bir televizyon kanalı ile el sıkışmışsınız ve çok yakında ekranlara merhaba diyecekmişsiniz. 

Birikim ÖZGÜR: Ülkenin raydan çıktığı ve sendikaların da buna çanak tuttuğu şeklindeki açıklamanız hem parti içinde hem de sendikalarda deprem etkisi yarattı adeta. Yakında 9. Köyden de kovulursanız hiç şaşmayın. 

Rüstem TATAR:  Bir sendika başkanının sizin ile ilgili söylediği sözleri mahkemeye taşımaya karar vermişsiniz. Normalde boş verecekmişsiniz ama aynı kişi geçmişte sizden özür dilemesine rağmen yine aynı şeyi yapınca bu sefer mahkemede ısrarlıymışsınız.

Kemal ALTUNCUOĞLU: Birer gün ara ile iki torun sahibi birden olmuşsunuz. Anlaşılan yılın büyük ikramiyesi size vurdu. Allah sağlık sıhhat versin yeni doğan torunlarınıza. 

Ersin TATAR: Hafta sonu gerçekleşen çalıştayın içeriğinden ziyade herkesin dilinde UBP’nin yeniden tek yumruk olması var.  Özellikle eski genel Başkan Özgürgün’ün mesajı çok önemli. 

Ali Şan OŞAN: Biz Türkiye’deyken siz Yalçın Koçyiğit ve Ömer Oşan’a kâğıt oyununda bir kez daha mağlup olmuşsunuz. Anlaşılan bu konuda ya iyi bir derse ihtiyacınız var ya da ortağınızı gözden geçirmeye. 

Adnan ERASLAN: Hükümet emeklilik ile ilgili yasayı bir türlü geçiremedi. Ve sizin emeklilikte gelip kapıya çattı. Neyse hakkınızda hayırlısı. Bu arada emeklilik öncesi elinizdeki tüm ulaştırma dosyalarını da temizleyip öyle ayrılacakmışsınız bakanlıktan. 

YORUM EKLE