Olmayacak duaya ‘amin’ denmez

   Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, uzun bir aradan sonra Rum lideri Nikos Anastasiadis’le bugün yeniden bir araya gelecek…

   Anastasiadis; Mısır’daki tarihi Arap-Avrupa zirvesini yöneten ve önemli liderlerden destek mesajları alan ‘tanınmış devletin’ başkanı olarak masaya oturacak…
   Akıncı ise ondan ‘siyasi eşitlik’ ve ‘dönüşümlü başkanlık’ isteyecek…
   Açık söylemek gerekirse, Rum lideri bu taleplerimizi ne bugün, ne de yarın asla kabul etmeyecek…
   Ekonomik açıdan büyük bir çöküntü yaşadıkları günlerde dahi bunu kabul etmedi…
   Şimdiki durumda kabul ettirmek hiç mümkün değildir…
   O nedenle, bizim tarafta hala ‘siyasi eşitliğe dayalı federal çözümden’ söz edenler artık uyanmalıdır…
   Anastasiadis’in son 5 yılda, Yunanistan’la birlikte yürütmekte olduğu dış siyasetin ne kadar başarılı olduğunu görebiliyoruz…
   Türkiye’nin, başta Mısır’la ilişkilerinin bozulmasını çok iyi değerlendirdikleri için bugün ‘güçlü işbirliğini’ başarmış durumdadır…
   Mısır’ın Sharm El Sheikh kentinde düzenlenen ‘Birinci AB- Arap Ligi Zirvesi’nde Kıbrıs’ın garantör ülkelerinden İngiltere ve Yunanistan’ın Başbakanları da vardı…
   Ama Türkiye yoktu…
  Anastasiadis, zirveye öncülük eden bir lider olarak; Arap dünyasının önemli isimleriyle bir araya geldi…
   Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz el-Suud’un yanı sıra, Türkiye’nin, KKTC’den daha fazla yardım yaptığı Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile görüştü…
   Filistin, şimdiye kadar Kıbrıs konusunda hep Rumların yanında yer aldı…
   KKTC’ye hiçbir zaman destek vermedi…
   Anastasiadis’in görüştükleri arasında Kuveyt Emiri Şeyh Sabah el-Ahmed el-Cabir es-Sabah ve Lübnan Başbakanı Saad Hariri de vardı…

Fotoğrafa bakınca…

   Mısır’dan gelen fotoğrafa bakınca; Anastasiadis’in ‘İki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı federal çözümden’  uzaklaşmasının nedenlerini anlamak zor olmuyor…
   Önemli olan kendi içimizdekilerin bu gerçekleri görebilmesi ve yeni bir siyaset geliştirebilmesidir…
   Zamanın uzamasıyla Kıbrıslı Türklerin veya Türkiye’nin kazançlı çıkacağını söyleyemeyiz…
   Siyasette son yılların kazanan tarafı Rumlardır…
   Avrupa Birliği içinde, Türkiye’nin üyelik müzakerelerini engelleyen onlardır…
   Bırakın üyeliği, Gümrük Birliği’nin genişletilmesini de engelliyorlar…
   Nereden bakarsak bakalım oldukça kritik bir sürecin içine girmiş bulunuyoruz…
   Dıştaki gelişmeler bizim açımızdan sevindirici değildir…
   İçteki gelişmeler de üzücüdür…
   Ekonominin lokomotifi olan turizmdeki gerilemelere bakalım…
   Otelciler Birliği Başkanı Dimağ Çağıner, Ocak ayında, bir önceki yıla oranla yüzde 20’lik bir düşüşten söz ediyor…
   Ayrıca ileriki aylar için rezervasyonlarda düşüş olduğunu belirtiyor…
   Turizmde tehlike çanları çalarken, siyasilerin bu hayati sorunu görmezden gelmeleri dikkat çekicidir…
   Sorunlara çare üretmek yerine, yatırımcılara yönelik bel altı vuruşların devam etmesi son derece üzücüdür…
    Turizmin yanı sıra eğitimde yaşanan gelişmeler de moral bozucudur…
   Üniversitelerin önümüzdeki aylarda daha ciddi sorunlarla yüzleşecekleri yönünde haberler geliyor…
   Maaş ödemekte zorlananlar vardır…
   İşte böylesi şartlar altında gerçekleşecek olan bugünkü görüşmeden, iki eski dostun kahve içmesinden öteye bir sonuç beklenemez…
   Rumların 3 temel şartını iki gün önce Rum Hükümet Sözcüsü Prodromu bir kez daha açıklamıştı…
   *Garantiler kalkacak…
   *Türk askeri tamamen çekilecek…
   *Müdahale hakkı olmayacak…
  Türk tarafı bu ağır şartları kabul etse bile, Dönüşümlü Başkanlık olmayacak…
   Bakanlar kurulunda veto hakkımız da olmayacak…
   Adamlar açık ve net bir şekilde “yama olacaksınız” diyor…
   Yama olup, azınlık haklarıyla yaşamak isterseniz buyurun…
   İstemiyorsanız, az daha bekleyin…
   Nereye kadar?..
   Dünyadaki ‘yeni değişimlere’ kadar…
   “Güçlü olduğun zaman minderden çekilirsen, güçsüz olduğun zaman seni nakavt ederler” diye bir söz vardır…
   Allah bizlere o günü göstermesin… 

YORUM EKLE