Ortak sorumluluk

   Hükümetin, akaryakıt ürünlerinin fiyatını, dolara göre yeniden ayarlaması doğal olarak ‘zam tartışmalarını’ daha da alevlendirdi…

   Fakat; bu zamlardan en fazla etkilenen kesim evine tek maaş girenlerin yanı sıra kayıt dışı ve asgari ücret altında çalıştırılanlar olmakla birlikte, onların sesini duyan olmuyor…
   Her zamanki gibi kamuda örgütlü sendikalar ön plana çıkıyor ve onların kararları yürürlüğe giriyor…
   Böylesi koşullar altında bu ülkenin sorunlarını çözmek mümkün değildir…
   Sorunlar çözülmediği gibi, toplumun birlik ve beraberliğini sağlamak, iç huzuru güçlü kılmak, özellikle de yeni müzakere sürecine güçlü pozisyonda başlamak mümkün değildir…
   Kabul etmeliyiz ki; Türk lirası kullandığımıza göre, dövizdeki yükseliş devam ettiği sürece, Türkiye’deki 82 milyonla birlikte bizler de olumsuz şekilde etkileneceğiz…
   Buna karşı alınabilecek önlemler varsa onları hayata geçireceğiz…
   Kişilerle uğraşarak veya suçu sadece siyasilere yükleyerek bir yerlere varamayız…

Ne yapılmalı?

   Zor günleri daha az sıkıntı ile atlatabilmek için öncelikle devletin alması gereken önlemler vardır…
  Mesela, resmi kurum ve kuruluşlarda elektrik tasarrufu…
  Kendi kendimize yarattığımız gereksiz makam odalarını birleştirmek ve kullanım alanlarını küçültmek suretiyle çok büyük çapta elektrik tasarrufu sağlayabiliriz…
   İkincisi, Almanya’nın uygulamaya koyduğu yeni çalışma sistemini burada çok daha kolay uygulayabiliriz…
   Hani her fırsatta “annem hasta, çocuk düştü, babamı doktora götüreceğim, misafirimi almak için havaalanına gitmem lazım” diyerek, işten kaçmaya çalışıyoruz ya…
   Bunu daha pratik bir şekilde hayata geçirmek için kartlı sisteme geçilirse, herkes çalıştığı saate göre maaş alır, böylece hem devlet tasarruf sağlar, hem de çalışanlar ikide bir müdürün karşısına çıkıp, ezile, büküle izin istemek zorunda kalmaz…
   Bazı insanlar için en önemli mesele işi tamamen kaybetmemek ve emeklilik hakkından mahrum olmamaktır…
   Ama “üç-beş eksik alayım da çocuğumu, ya da annemi-babamı ihmal etmeyim” diyebilecek çok insan vardır…
   Üçüncüsü, resmi hizmet araçlarını derhal elden çıkarıp, akaryakıt giderlerinden ve diğer masraflardan kurtulmak…
   Dördüncüsü; milletvekili maaşlarından yapılacak kesintileri, partilere yapılan yardımlarla birlikte çoğaltıp, okul masraflarını karşılamakta zorlanan çocuklara yardım fonunda kullanmaktır…
   Beşincisi tüm örtülü ödenekler ve izaz-ikram bütçeleri kaldırılmalı, buradan sağlanacak tasarruf ile ihtiyaçlı vatandaşlara planlı psikolojik takviyeler uygulanmalı…
   Hepsinden önemlisi, Türkiye’den ithal edilen ürünlerden fon, stopaj, KDV gibi vergileri kaldırıp, piyasa ucuzlatılmalı, dar ve sabit gelirli insanlar açlık ve sefalet durumuna düşürülmemelidir…
   Hükümet bu tür önlemleri kararlı bir şekilde uygulamaya koyduğu takdirde, ek mesai gibi alınması gereken diğer önlemleri halkın ezici bir çoğunluğunun desteği ile hayata geçirmek çok daha kolay olur…  
   Böylesi kriz ortamlarında ülkesini ve halkını sevenler, siyasi çıkarlara yenik düşmezler… 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Öz
Öz - 3 hafta Önce

Dernek idare etmek, ülke idare etmek değildir. Öncelik istikrarlı hükumet. Sonra KKTC Lirası basıp yabancı paraların dolaşımının yasaklanması şart. Bunun için de 'Başkanlık Sistemi'ne geçilmeli.

Kıprıslı vatansever
Kıprıslı vatansever - 3 hafta Önce

BU YAZI AKIŞLANIR