Özgürlük kolay kazanılmaz, kolay feda edilemez!

Mücadelenin hemen, hemen her safhasında yer alan biri olarak günümüzde yaşananlar karşısında ne büyük acılar içinde olduğumu anlatmam mümkün değil.
Gözümüzü Kıbrıs’ta Türk varlığının devamı mücadeleleri içinde açtık. 
Çetin kavgaların verildiği ortamlarda üzerimize düşen görevleri yerine getirebilmek için canımızı dişimize kattık. 
Yanı başımızda şehit düşen arkadaşlarımızın cansız bedenlerine bakarak hıncımıza, hınç kattık!
Bakıyorum da genç bir kızcağızın eline bir pankart tutuşturmuşlar. 
Türkiye’nin işgalci olduğunu ve adadan defolması çığırtkanlığını içeren bir pankart…
Bu günlere nasıl gelindiğini bilmeyen, ya da bildikleri halde başka, başka emellerin peşinden gidenlerin alkış tutacağı bir pankart.
Ekonomik ve idari zor günlerden geçtiğimiz, frekans farklılıklarının öncelikli olarak değerlendirildiği bir dönemi yaşadığımız doğrudur.
Kıbrıs Türkü adanın İngiliz İmparatorluğuna kiralandığı günlerden beridir çeşitli badireleri, sıkıntıları, yoklukları yaşayarak bu günlere geldi.
Zamanında “Türkiye’nin başına bir Hatay meselesi daha açamam” denilmesine rağmen, Ortak Pazar adına Rumların AB’ye katılımına çanak tutan imzalar atılmasına rağmen, teslimiyetçi Annan Plana evet denilmesine rağmen yılmadı, durmadı.
Adanın Yunanistan’a ilhakı için her melaneti gerçekleştiren bir illetle tüm olumsuzluklara rağmen mücadele etti. Yüzlerce şehit vermek, 103 köyden atılmak pahasına mücadelesinden yılmadı, pes etmedi.
Bütün bunları Türk ulusundan aldığı güçle yaptı! 
Özgürlüğün kolay kazanılmadığı gibi kolay feda edilemeyeceğinin bilinci içinde yaptı!
Kıbrıs Türkü’nün adadaki varlığı, kabul edilir ya da edilmez, siyasi düşüncelerin üzerinde bir değere sahiptir.
Ekonomik darboğazların girdabına kapılınsa bile, çök denildiğinde çöken bir yapının temelleri var olmamıştır! 
Hele teslimiyet, ilelebet hayat bulamayacaktır.
İşte bu bilincin varlığının farkında olamayanların hezeyanları günümüzde ayaklanmış durumdadır. 
Kimisi sol felsefenin arkasına saklanarak teslimiyet peşinde, kimisi paravan vatanperverliğin maskeleri gerisindeki oyunlar hevesinde, kimisi adanın zenginliklerini hanesine yazdırma dürtüsünde, kimisi siyasi iktidar hırsının esirliğinde, Kıbrıs Türkü’nü yıldırma gayretine düşmüşlerdir.
Hele kimileri sine-i millete dönme gafleti içinde yaşananları körükleme peşinde olabilirler. 
Acaba önümüzdeki günlerde milletin sinesi bunları kabul edebilecek mi?

YORUM EKLE

banner471

banner468