banner564

Pastayı büyütmeye değil, mevcudu bölüşmeye çalışıyoruz!

Başlığa bakmayın… Pastayı büyütmenin kolay olmadığını biliyorum… Zaten zaman, pastayı büyütmek değil korumak zamanıdır. Tartışılması gereken pastamızı nasıl koruyacağımız olmalıdır ama biz mevcuttan aldığımız dilimi nasıl büyüteceğimizin peşine düştük.

“Pasta” dediğimiz şey, yurt dışından gelen gelirlerdir. Pastanın büyüklüğü buna bağlıdır.

Basra Savaşı, pastamızı tehdit ediyor. Turizm gelirleri azalacak, yüksek öğretim daralacaktır. İthalatımızın çoğunu yaptığımız Türkiye biraz daha pahalı hale gelecek ve aldığımız her mal ve hizmet için daha çok para harcamak zorunda kalacağız.

Bu pastadan aldığımız payı artırmak istesek bile bu pastanın en azından olduğu gibi kalmasını sağlayacak tedbirleri de düşünmek ve uygulamak zorundayız. Pasta küçüldükçe bu pastadan pay almakta zorlananlar arasındaki kavganın fazla yıkıcı olmaması, genç kuşakların “ne haliniz varsa görün” diyerek ortak pastadan yararlanabilecekleri yerlere göçmesi gündeme gelecek ve hepimizin canı çok fena yanacaktır.

Canımızın daha fazla yanmaması gelirlerin korunmasına bağlıdır.

Yurt dışından gelir getiren en önemli sektör olan turizm alanında kamunun alabileceği önlemler genel olarak iki başlık altında toplanabilir:

  • Birincisi, turizm ürününü ucuz ve kaliteli tutma çabasına destek olmaktır. Otellere yardım ederseniz açık kalabilirler ve konaklama ucuzlar… Buraya turist getirmeye çalışanların veya buraya gelen turistlere hizmet ederek hayatını kazananların işi kolaylaşmış olur.
  • İkincisi, yurt içinde ne olduğuna aldırmadan ulaşım ve tanıtım ile ilgilenmektir. Ulaşımı kolaylaştırarak ve turizm olanaklarını daha etkin bir şekilde tanıtarak adaya gelme arzusu uyandırırsanız; otelciden rehbere, otobüsçüden restoran çalışanlarına kadar pek çok insanın bu aktivitelerden gelir elde ederek kendini koruyabilmesine yardımcı olursunuz.

Biraz ondan biraz bundan da olur tabii ama sınırlı kaynağınızın sonuç verici bir şekilde kullanılması gerektiğini mutlaka dikkat almak zorundasınız. Rum tarafı, sınırlı kaynağını otel çalışanlarının maaşlarının %30’unu karşılamakta kullanacağını açıkladı. Otelciler itiraz etti ve %50 istedi. Hükümet hayır dedi; “kaynak bu kadar! Otelinizi açık tutun ki yazı da pazarlayabilesiniz…”

Amaç da yöntem de çok net! Kapsayıcılık neredeyse mükemmel! %30 maaş katkısı otellerin açık kalmasına yetmezse öz kaynaklarınızı da kullanacak veya borçlanacaksınız. Böylece yaz aylarını kurtarmaya bakacaksınız.

Biz bu örnekleri izlemiyoruz… Bunu veya başka bir örneği kendimize nasıl uyarlayabileceğimizi de tartışmıyoruz. Biz, kendi aramızda dönen parayı pasta zannediyor ve bu pastadan aldığımız payı bu koşullarda bile artırmanın hesabını yapıyoruz. Sadece biz değil, bizim devletimiz de yurttaşlarının ne olacağına aldırmadan kendi payını artırmak için uğraşıyor.

Bir şeyler bulup yemek zorundayız tabii…

Bulamazsak birbirimizi yiyeceğiz!

YORUM EKLE

banner582

banner608

banner628

banner474