Pilli ve mutasyonlu krizler

Virüsün mutasyon geçirmesi gibi bizde, siyasi krizler mutasyonlu olarak gelişiyor. Nasıl ki mutasyonlu virüsün aşılara karşı direncinin geliştiği ve insanlara zararının arttığına dair, bulguları varsa. Mutasyonlu siyasi krizlerin, ekonomik demokratik varlığımıza dönük zararı inanılmaz boyutlardadır.
Sayın Pilli’nin “yorgunluk” iddiası ile görevden alınması mutasyonla siyasi krizi çoğalttı. Fakat Pilli’nin görevden alındıktan sonra yaptığı açıklamalar, onun yorgun değil, çok enerjik olduğunun işaretidir. UBP kurultayının 14 Mart itibarı ile yapılması açıklaması yorgunluğu göstermez.
Peki olayın esas yanına gelelim. Başbakan kararı alır ve Cumhurbaşkanı da buna imzayı hemen atarken, hiç mi durum muhakemesi yapmadılar. Sayın Pilli hangi kararların alındığı bir anda görevden alındı? Hükümetin 10 milyon TL tahvil çıkartarak iç borçlanmaya dair hiç denenmemiş bir adım atmaya karar verdiği. Ayrıca, 2022 Şubat ayına kadar bölüm bölüm 140 milyon TL iç borçlanma kararı verdiği Bakanlar Kurulu kararından sonra. Aynı zamanda geç kalmış olan aşılama programıyla ilgili adımların atıldığı dönemde. Üniversite sektörüne yönelik olarak yüz yüze eğitimin başlaması niyetinin ortaya konduğu, çeşitli öneri ve eleştirilerin yapıldığı zamanda. Ayrıca Başbakan’ın önce 1 Nisan’da aşı kartı olanın ülkeye gelmesi için ülkeye başlaması için adım atılacağını açıklaması, sonra da bundan yarım çark ederek konuyu boşlukta bıraktığı anda. Üstelik Mart ayında 5’li konferans öncesi siyasi krize, yeni mutasyonlu başka boyut eklendi. 
Yani zamanlaması tam bir cinayet. İç borçlanma ve açılımın kararlarının sağlıklı olarak yapılması için bu adım bir cinayettir. Halbuki bu adımlar için başta muhalefet olmak üzere, toplumdaki tüm paydaşlarla bunların ele alınması gerekirdi. Ama bırakın muhalefetle, sivil toplumla istişare etmeyi, kendi içlerinde dahi, olayı sorumlulukla ve soğukkanlılıkla ele almadılar. İstikrara en fazla ihtiyaç olan noktada, “laboratuvarlarında” ürettikleri mutasyonlu siyasi krizi öne aldılar. Neden? Çünkü hükümeti oluşturan iki partinin Başbakan ve Başbakan Yardımcısının esas konsantre oldukları husus, kendi parti kurultaylarıdır. Olayın buraya endekslendiği, görevden alınmaktan canı yanan Sayın Pilli’nin açıklamalarından bellidir. Bunca bela arasında bu öncelikli değildi. Ama oldu. 
Yukarıda bahsettiğim çok tartışmalı adımların arifesinde, böylesi bir siyasi krizi üretmek, topluma dönük sorumlu olanların işi olamaz. Bundan ötürüdür ki siyaset tek tek insanlara ve onların çok yakın kliklerine bırakılacak bir alan değildir. Esas olan, ‘Siyaset ve Toplumsal Yapının Kurumsallaşması ve Kurallarla’ iş üretmesidir. “Hikmet-i Hükümet” tavrı yalnız halka değil, bizzat bundan yarar umanlara da zarar verir. Son birkaç yıldır yaşadıklarımız bunun göstergesidir.
Sayın Pilli’yi böyle bir aşamada, görevden almak dar kişisel kurultay hesaplarını işaret ediyor. 
Artık açık olan bir husus var. Bu şekilde gitmez. Halktan onay almadan işbaşına gelen her yapı, esas sahibe karşı, yani halka dönük sorumluluk duymaz. Tam bir mirasyedi gibi davranır. Mutasyonlu krizlerin ilacı da aşısı da halkın iradesidir. Halk iradesi bir an önce gündeme gelmeli. 

YORUM EKLE

banner456

banner459

banner473

banner460