Potinin Altındaki Sakız ve Anastasiadis ile Özersay

 Günümüzde Crans  Montana sonrası başlayan gelişmeler, bende eski bir anıyı canlandırdı. Rahmetli Rauf Raif Denktaş, 1999 ‘da ABD Başkanı Sayın Clinton’un Ankara ziyareti bağlamında gündeme gelen ve dönemin BM Genel Sekreteri Sayın Annan’ın daveti ile New York’ta yapılacak olan dolaylı görüşme davetine gitmekte çok isteksizdi.
Ama dönem önemli idi. Çünkü o yıl içinde yapılacak olan AB zirvesinde, Türkiye’nin AB üyeliği sürecinde aday ülke olması bu olumlulukla ilişkilenmişti.
Ama bu Sayın Denktaş’ın, 1997 içinde gündem getirdiği Konfederasyon talebine bağlı ifade ettiği; “artık toplumlararası görüşme yok, devletten devlete görüşme var” yaklaşımına tersti.
Bu nedenle gitmekte isteksizdi. Ancak Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Demirel’in ve dönemin hükümetinin isteği ve desteği ile oraya gitti.
New York’ta gerçekleşen o dolaylı görüşmelerde Federal Kıbrıs çözümüne dönük, pek çok ana ilke ve gösterge oluştu. Bunlar çok güzel ve yerinde ilkelerdi. 
Adaya döndükten sonra CB Sarayında tüm partilerin katıldığı toplantı oldu. O toplantıya Sayın Talat'la birlikte katılmıştık. Orada Sayın Denktaş’a dolaylı görüşmelerde ortaya çıkan ilkelerin yerinde ve süreci besleyecek konular olduğunu söyledik. Bu nedenle gitmeden evvelki tavrını da eleştirdik.
Sayın Denktaş'ın canı sıkkındı. Öfkeli, ama üslubunu hiç bozmadan şunu dedi.
“Bakın herkes bilsin, bu konuda oluşanlar potinin altına yapışmış sakız gibidir. Nereye gidersek gidelim, bunlarda bizimle birlikte cık cık peşimizden gelecek“ dedi. Hiç unutmadım. 
 Çünkü o göstergeler, 2003'te Annan Planın içinde geldi. Bu nedenle,  Crans Montana sonrası Sayın Anastasiadis, masaya siyasi eşitlik ve etkin katılımla ilgili koyduğu önerileri, kriz sonrası geri çektiğini açıklayınca. Bunun arkasından da Sayın Akıncı, harita önerisini geri çektiğini açıklayınca; aklıma Sayın Denktaş'ın bu, ”potinin altına yapışan sakız”  tanımlaması geldi.
Üstelik Crans Montana’da potinin altına harita ve siyasi eşitlik meselesinden ayrı, iki sakız daha yapıştı. Biri Guterres'in 6 maddelik göstergeleridir. Diğeri de Garantörlerle yapılan 5'li toplantıdır.
Yani Crans Montana sonrası, potinin altına dört sakız yapıştı.
Dolayısı ile bu sakızlardan kurtulamayacaklarını bilen Kuzeyin ve Güneyin kimi siyaset yapımcıları şimdi potinden kurtulma yolunu tutular.
Bu nedenledir ki Sayın Anastasiadis, dün Sayın Akıncı ile görüşmeyi, “ Türkiye’nin niyetine dönük olumlu bir yaklaşım görmedim”  diye ret ederken. Bugün illa Türkiye ile görüşmeyi talep eder oldu.
Yani potinin altındaki sakızından kurtulmayacağını bildiği için, potinden kurtulmaya çalışıyor.
Sayın Özersay ise dün siyasi eşitlik ve ortaklık noktalarına, siyasi, çok büyük değer vermesine karşın, bugün, siyasi eşitlik değerini geri plana koyarak, olayı; yalnızca ekonomik işbirliği ile sınırlayan bir yaklaşım sergiliyor. Bana göre bu, sakızlardan kaçmak için potinden kurtulmaya çalışma çabasıdır.
Bu nedenle sakızlardan kaçamayacağını bilen, bu yüzden potinden, yani BM temelindeki siyasi toplumlararası görüşmelerden kurtulmaya çalışan Kuzey ve Güneyin siyasi erbabına bir sözüm olacak.
İyi dikkat edin, potinden kurtulup, yalın ayak basacağınız zeminde dikenler, cam kırıkları, mıhlar, zehirli yılanlar, akrepler, çıyanlar var.
Siz yalnız başınıza bu dikenlere, cam kırıklarına, mıhlara basacak olsanız dahi, sizin adınıza üzülürüm. Ama potinleri çıkarıp basacağımız bu zeminden canı yanacak olan iki toplumun tümü olacaktır.
Bu yüzden, sakızlardan kurtulmak için potinden vaz geçmek tavrı doğru değildir. Bir an evvel Sayın Guterres'in temelinde masayı kurmak ve hızlı sonuca gitmek gerekir. 
Ha, eğer Sayın Anastasiadis, Crans Montana'da siyasi eşitlik için koyduğum önerileri yeniden teyit ediyorum ve bu teyit temelinde, Türkiye ile görüşmek istiyorum derse; bu çok başka ve Federal çözüme dönük samimi olur. Eğer “ Türk “ tarafı da, bu işte hakikaten istekli ise, Sayın Anastasiadis’le görüşsünler ve ona Sayın Akıncı'nın masaya sunduğu haritanın da teyidini yapsınlar.
Ne biz, ne Güney, nede Türkiye ile Yunanistan potinleri çıkartıp yere yalın ayak basmayalım..

YORUM EKLE
YORUMLAR
Selma Bolayir
Selma Bolayir - 2 ay Önce

Yerinde bir tesbit . Hade yalınayak yere basmasınlar da çiğnedikleri etik ve ahlak ilkeleri yüzünden halkın yüzüne nasıl bakacaklar?Yoksa çirkin politikacı nın özelliği mi bu?