Reform değil, kaos

Evet, yaşadığımız yıkım sonucuna öfkelenmemek mümkün değildir. Ama bu sağlık işaretidir. Yani olumsuzu kader diye kabul etmeme göstergesidir. Ancak öfke ve tepki ile kalmamak gerekir. Pandemi, Döviz ve Ekonomik Kriz ile savaş ve dünyada petrol krizi dahil, siyasi kaotik durum ile içine girdiğimiz toplumsal tıkanmışlık; pek çok alanda değişimi ele almak zorunluluğunu dayatmaktadır. Reform yapma sözünü, bilerek kullanmadım. Çünkü bunun da içi boşaltıldı. Hele, “Yerel Yönetim Reformu” diye ileri sürülen ve mevcut yapıyı bırakın restore etmeyi, daha da kaosa sokacak olan kaotik önermenin adını Reform koydular ya, işte bundan ötürü bu kavramı kullanmak istemedim...
 Bu kaotik yasal düzenlemenin ana gerekçesi ne? ‘Belediye sayısı fazladır, bu yüzden Belediyeleri birleştirerek, merkezileştirerek büyütecek ve batmalarını engelleyeceğiz’. Bunu öne sürenler, önce bize, nüfus bakımından birinci büyük Belediye olan Lefkoşa Türk Belediyesinin zamanında ve büyük Belediye olan Mağusa Belediyesinin şimdi neden battığını izah etmelidir. Yani batmanın ve batmamanın nedeni; tek başına sayı, nüfus ve alan değildir.
Bu sözde Reformcular; ‘Borçlu Belediyelerin borçları, birleşilerek daha fazla ödenir hale gelecek’ diyorlar. Burada bir olay var. Yani borcu olmayan, iyi yönetilmiş bir Belediye ile savurganlık ve popülist istihdam furyası ile borç sarmalına dolanmış bir Belediyeyi birleştirdiğinizde, olumsuz faturayı kime kesiyorsunuz? Borçsuz Belediyeye sahip olan Belde halkına. O belde halkı, popülist istihdam ve savurganlığa değer vermeden, Yerel Yönetiminin hizmetini öne aldığı için kaynaklarını seçim için tüketen Belediyenin de borcunu yüklenecek. Bu adil mi? Bu ise tek bir şeye hizmet eder. Popülizm yap da korkma, sonra yıktığını başkası yüklenir. Bu düzenleme ile bunu beslersiniz. Reform denen bu yol, esas sorunu ele almadan, bu çıkmazı besleyen anlayışı, daha da yaygın hale getirecek.
 Bu güya Reformda, istihdamı, savurganlığı ve kaynak tüketimini besleyen Yerel Yönetim Başkanlarının ve yönetimlerin özerkliklerine halel gelmeden, yetkilerini kullanma olayını denetim, açıklıkla ele alacak bir düzenleme, bu kaotik önermenin bir yerinde var mı? Hayır. 
Peki siz Belediyeleri birleştirirken, o beldelerde yaşayan insanların o merkezi Belediyede temsil edilme sorununa çare düşündünüz mü? Hayır. Bakın açık yazayım. Tatlısu Belediyesini Geçitkale ile birleştirmek ve aynı şekilde Dikmen Belediyesini, Girne ile birleştirmek; coğrafi, sosyolojik ve hizmet olarak akıl karı değildir. Yeni Boğaziçi Belediyesini Mağusa Belediyesi ile birleştirmek ve Erenköy ile Dipkarpaz Belediyelerini de birleştirmek sosyolojik olarak doğru değil ve ciddi sorundur. 
Bu hesapsız ve sosyolojik altyapısı hazırlanmamış birleştirmeler, yakın zamanda ciddi bölgesel çekişme ve krizlere de yol açacaktır. Dikmen Belediye sınırlarında olan insanlar, Girne Merkeze karşı temsil sorunu yaşarken; Geçitkale, Tatlısu, Serdarlı Belediye sınırları içinde yaşayan insanlar da yeni gerilim ve kopuş sorunlarına girecek. Erenköy, Dipkarpaz ve Yeni Boğaziçi Belediyesi sınırları içinde yaşayan insanların, birleştikleri yerle yabancılaşması gelişecek. Bölgesel gerilimler artacak. 
Yani bu sözde Reform, Yerel Yönetimin esası olan yerelden katılımın ve yerinden yönetimin önünü açmayı değil, temsil ve katılımın kendisini daha da kötü bir merkezileştirme ile öldürüyor.
Üstelik bu düzenleme daha da merkezileşecek bu yapılarda; %25-30 oy oranları ile Belediye Başkanı seçimini getirecektir. % 70’in iradesine rağmen. Bu yaşanacak. Bu acele iş ile bu sözde Reform ele alınırsa, pek çok yerde siyasi parti adaylarından ayrı, tepki olarak Bağımsız adaylarda yöresel olarak çıkacak ve %25 ile Belediye Başkanı seçilecek. Kısacası bu Reform değil, kaosa büyütecek. 
Reform mu istiyorsunuz? Önce bizi bugüne iyi kötü getiren sistemin, aksayan yanları ne, bunu analiz etmeniz ve değişimi bunun üzerinden yapmanız gerekir. Bugün olan Reform değil, kaosa davetiyedir. 

YORUM EKLE

banner456

banner455