Rezillik diz boyu

Yepyeni bir ayın yepyeni bir haftasına başlıyoruz bugün. Bir yıl önce seçimlerde “ne demek umut yok” diyen CTP’nin başını çektiği koalisyon hükümeti çaresizlik içinde ne yapacağının arayışında olmaya devam ederken, ülke her geçen gün daha karanlık bir döneme giriyor maalesef.
Bir yandan turizmde yaşanan belirsizlik diğer yanda yükseköğretimde hızla gelen kaos yetmezmiş gibi şimdi de inşaat sektörünü baltalayacak “hırsız emlakçı” haberleri…
Türkiye’nin tüm kanalarında yine haber olduk. “Ünlü oyuncu Selçuk Yöntem Kıbrıs’ta Dolandırıldı.” Satın alması için para gönderdiği emlakçısı Selçuk Yöntem’i dolandırmış. 
Peki, suçlu kim?
Hemen söyleyeyim, ne parayı sözleşeme imzalamadan veren Selçuk Yöntem nede parayı aldığını itiraf eden kaçak emlakçı kadın. Suçlu bugün KKTC Cumhuriyet Meclisi’nde oturanlardır.
Çok basit bir Emlakçılık Yasasını meclisten geçiremeyen, basiretsiz, ağızları laf yapmaktan öte geçmeyen, tembel, sığ siyaset üreten siyasetçilerimizdir. 
Şimdi diyebilirsiniz ki “bu itham biraz ağır oldu.” Sevgili okurlar bugün Meclisimiz Yasama faaliyetlerini gerçekleştirmek için toplanacak. Toplantının başlama saatini Meclis Başkanı her zamanki gibi 10.00 olarak açıkladı. Ve Meclisin bugün gündeminde 2 adet yasalarımızda yapılacak Değişiklik önerisi bulunuyor. Yani yeni bir yasa yok meclisin gündeminde. Sadece geçmişte yapılan iki yasanın tadili ile ilgili toplanacaklar.
Oysa bu ülkede Emlakçılık Yasası geçmiş olsa “her emlak şirketinin 100 Bin Euro’luk sigortası” olacaktı. Bu tip durumlarda mağdurların haklarına bir zarar gelmesinin önü kapatılmış olacaktı.
Kıbrıs Türk Emlakçılar Birliği Başkanı Hasan Sungur “bu olay bize dolaylı olarak geldi. Ancak yasamız olmadığı için bir şikayet bize yapılmadı. Oysa bizim üyelerimizin 100 bin Euro’luk sigortası olacaktı. Ve biz bu gibi durumlarda mağdur olan yatırımcılar için avukat dahil her türlü desteği vermeye hazırız” dedi.
İşin özeti sevgili okurlar, bindiğimiz dalları büyük bir şevk ile kesmeye devam ededuralım. Siyasette ise tam bir sığ dönem yaşıyoruz. Bir türlü geçmeyen yasalar (Hal Yasası, Emlakçılar Birliği Yasası) yüzünden insanlar mağdur olmaya devam ediyor ve ülke olarak bu durumdan hep birlikte zarar görmeye devam ediyoruz. 

Bugün 4 Mart
Tarihte, 4 Mart tarihinin Kıbrıslı Türkler için yeri ve önemi ayrıdır. 4 Mart 1964 tarihinde BM Güvenlik Konseyi kararı ile “Kıbrıs Türk Halkı isyancı kabul” edilerek Kıbrıs Cumhuriyetinin idaresi Rum Halkına oy birliği ile devredilmiştir.
İşte bu tarihi karardan sonra Rumlar, Ada’nın hala daha tek hakimi gibi davranmaya devam ediyorlar. 55 yıldır Ada’nın tek hakimi pozisyonundaki Kıbrıs Cumhuriyeti’nin elini tek bağlayan şey ise Türkiye’nin Garantörlük hakkıdır.
Bugün Rumların tek amacı bu hakkı ortadan kaldırıp, 55 yıldır süre getirdikleri politikaları taçlandırmak istiyorlar. Garantörlük meselesini sulandırmak isteyenler, 55 yıl önce ne olup bittiğini bilmeyenlerdir.
Bugün hala daha Ada üzerinde hak sahibi oluğumuzu iddia edebiliyorsak bunun temelinde Türkiye’nin Garantörlük antlaşmasından ötürüdür. 

Güle Güle Fatma Sultan
İyilerin erken ayrıldığı bu dünyadan bir Fatma Sultanoğlu geçti sevgili okurlar. Kıbrıs Türk Toplumu maalesef bir değerini daha kaybetti. Biz ise Anne gibi sevdiğimiz Fatma Sultan’ı dün son yolculuğuna uğurladık.
"Sultanoğlu Kuru Temizleme" nin işletmecisi, bizlerinde annesi oldu Fatma Sultan. “Paran yoksa sonra ver oğlum” veya “normalde 30 ama senden 20 alalım oğlum” derdi. Gerçek bir esnaf gerçek bir sultandı Fatma Sultanoğlu veya bizim deyişimizle Fatma Sultan.
Mekanı cennet olsun, yeri asla doldurulmayacak bir insandı. Ülkede yaşanan olumsuzluklara her gün üzülüyordu. Sıkı bir Diyalog Gazetesi okuyucusuydu. O küçük dükkânında bir sürü hikayeler biriktirdi, meslekten sonra seçtiği bu ikinci iş hayatında. Kaç gelinlik kaç damatlık elinden geçti. En güzel günlerin kıyafetlerinin kokusunu biriktirdi. Kuru temizlemeye verilip alınmayan onlarca elbise ile birlikte ne hikâyeler vardı hayat dağarcığında. 
Mekânın cennet olsun Fatma Sultan. Seni hiç ama hiç unutmayacağım, unutmayacağız…

MESAJLAR

Hasan SUNGUR: Bir yasa çıkaramayanlar yüzünden gene tüm Türkiye’nin diline düştük. Ben sizin yerinizde olsam bu davaya müdahil olur ve bu yasayı çıkarmayanları da bu davaya müdahil ederdim. 

Ayşegül BAYBARS: Emlakçılık Yasası bekliyor, Avukat bir bakan olarak daha ne bekliyorsunuz ki? Memleket zaten yeteri kadar hem dünyada hem Türkiye’de rezil olmadı mı? 

Ertan BİRİNCİ: Kadim dostunuz Selçuk Yöntem’in Kıbrıs’ta dolandırılmasına en çok siz üzülmüşümüz. Zira birçok ünlü ismi Kıbrıs’ta ev almaya ikna ederken böylesi bir olumsuzluk herkesten çok sizi üzmüş. 

Durali GÜÇLÜSOY: Bir haftada ikinci kalp spazmı ile herkesi korkuttunuz. Anlaşılan evde boş kalmak size yaramadı. Pazartesinden itibaren yoğun bir iş programı hazırlıyoruz size. 

Kutlu EVREN: Dün tavlada Yalçın Koçyiğit’i çok fena yenmişsiniz. Zira dün sizden sonra kiminle maç yaptıysa kendine gelemedi bir türlü. Umarız bu durumu çok çabuk atlatır. 

Tolga ATAKAN: Toplu taşımacılık için seferberlik ilan etmişsiniz. Umarız bu seferberlikte bundan öncekiler gibi olmaz. Zira bu hantal yapı ile seferberlik deyince bizim askerde ağaç altında yatma anları geliyor aklımıza. 

Fikri ATAOĞLU: Berlin’de dünyanın en büyük turizm fuarı bir kez daha kapılarını açarken şu teşvik meselesi belirsizliğini koruyor. Oraya gidecek olan turizmciler neye göre antlaşama yapacaklar dayıcım. 

Tufan ERHÜRMAN: Polis Basın Subaylığı olaylar ve gelen şikayetleri gayet güzel veriyor. Siz gelen şikayetler üzerine ne gibi tedbirler alacağınızı açıklasanız daha iyi olacak gibi. Gelen şikayet sayılarını PGM Basın subayı yapar, merak etmeyin. 

Kudret ÖZERSAY: Yurt dışından hayli sıkıntılı dönmüşsünüz. Zira hem kabinede bir bakanın durumu hem kabinenin genel durumu ile ilgili yurt dışında kulağınıza bir şeyler fısıldanmış diye duyduk. 

Sadık GARDİYANOĞLU: Güven Arıklı dostumuzla başladığınız hiçbir TV programını tamamlayamamışsınız. Acaba büyümü yaptılar size de hiç kimsenin başına gelmeyenler sizin başınıza geliyor? Bir Abdülaziz’e gidin diye öneririz.  

Erhan ARIKLI: Geçen gün katıldığınız bir programda sunucu arkadaş ile gülme krizine tutulmuşsunuz yayın esnasında. Ee tabi keyifler yerinde olunca gülmek kendiliğinden geliyor değil mi? 

Mustafa SERTTAŞ (Tavuri): Tipik Kıbrıslı hastalığı kalp sizi de vurmuş sonunda. Nasıl vurmasın ki? Memlekette bunca olup biteni izleyen herkes zaten bir gün kalp krizi ile karşı karşıya kalıyor. Çok geçmiş olsun diyoruz. 

Mehmet EZİÇ: Sonunda sizde dayanamayıp sosyal medyadan adeta hükümete isyan etmişsiniz. Bu hükümet sizi de isyan ettirecek noktaya geldiyse vay hallerine… 

Aliye KASAPOĞLU: Yıllardır gönül verdiğiniz Kaymaklı’ya bu en zor günlerinde destek olmak için kolları sıvamışsınız. Zaten sizden de bu beklenirdi. Her daim yanınızdayız. 

Cenk DİLER: Memlekette düzen olmayınca kimin ne yaptığı da ne söylediği de önemli olmuyor maalesef işte. Gazeteci sorduğu soru yüzünden dava ediliyor. Daha ne olsun demi?  

YORUM EKLE