banner564

Salgınla birlikte mücadele ve beyanat hastalığına da tedavi

Evet, pek çok sıkıntımız var. Ancak şimdi görev, eldeki olumlu potansiyeli etkin kullanmaktır. Dünkü Diyalog gazetesinde Londra’da faaliyet yürüten Ramadan Cemil Vakfı Başkanı Sayın Erkin Güney’in sözleri vardı. Sayın Güney, İngiliz Hükümeti’nin bu virüse karşı etkin mücadele yürütemediğini, Kıbrıslı Türklerin endişe içinde olduğunu söyledi. Bu yüzden önemli bir kısım insanın, geri dönmek istediğini ve “Öleceksek doğduğumuz toprakta gömülelim“ dediğini ifade etti. 
Ne garip bir hale soktu bizi bu virüs. Bundan bir müddet evvel Başbakan Londra’da onlara çok uç vaatler vermişti. Ama bugün onlara, “Kimse Kıbrıs’a gelmesin“ diye konuşuyor. Yani bu Coronavirüsü çıktı ve yapay değerler alt üst oldu. Yani bu virüs, temelsiz görüşleri de çökertti. Bir birimize ve bizden farklı dini inanç ve etnik kimliğe sahip insanlarla ortak kaderimiz olduğunu hatırlattı. 
Bu yüzden, elimizdeki değerleri ve başka insanlarla ve farklı kimliklerle sahip olduğumuz insani değerlerin önemini yeniden ele almalıyız. Çünkü para, füzeler, toplar; bu virüsü durduramıyor. Bunun için ortak akıl ve ortak insani değerler önemlidir.
Bizde tüm siyasi güçlerin, Cumhurbaşkanlığı seçimini erteleme kararı üretmesi son derece olumludur.  Bu ortak aklı ve paydayı, bu zor zamanda artırmak gerekiyor. Fakat, hükümet edenlerin, salgına karşı mücadele verirken, “beyanat hastalığından” da kurtulması gerekiyor. Dünkü Diyalog'un haberinde Sayın Çalışma Bakanı ile Sayın Maliye Bakanının bir birini yadsıyan açıklamaları gibi olmaması gerekir
Evet ekonomi ciddi sorun yaşamaktadır. Devletin gelirlerinin %80 ile %85’i Dolaylı Vergilerden oluşmaktadır. Zaten döviz krizleri ve diğer ekonomik sorunlardan ötürü alım gücü düşmüştü. İthalat ile ihracatta gerileme vardı. Şimdi turizm, eğitim sektörü durdu. İnşaat sektöründe dıştan ev alma durduğu gibi, daha önce alım için verilen kaporalar da iptal edilmeye başlandı. Güneyden yapılan geçişler ve bunun iç pazara getirdiği katkı ortadan kalktı. Hükümet kararı ile doğal olarak iş yerleri, dükkanlar kapandı. Kısacası ekonominin tüm alanlarında faaliyet durdu. Dolayısı ile devlet, hükümet en büyük gelir kaynağı olan dolaylı vergiden yoksun kaldı. 
Zaten kaynak sıkıntısı çeken, dış finansman konusunda ciddi derdi olan ülkede, zorluk ve sorun doruğa çıktı. Bu hal içinde ben; “Petrol fiyatları düştü, bu yüzden hemen bizde de düşsün” görüşüne olumlu bakmıyorum. Bir kere Güneyden geçişlerin durması, ayrıca önlemler nedeni ile yaşamın her açıdan yavaşlaması nedeni ile zaten iç üretimde ve tüketimde de ciddi bir düşüş yaşanıyor. Bu nedenle devletin FİF ile aldığı gelirde hali ile ciddi kayıp var. Bu yüzden, bu alanda hemen şimdi, FİF düşüşü, zaten ciddi bir gelir kaybı yaşayan kamuyu, daha da gelirsiz bırakır. İthalatçı firmaların, düşüşten faydalanmasını değil, ama hükümetin FİF’i düşürmeyi 30 gün ötelemesi gerekir. 
Bunu, Sayın Maliye Bakanının petrol fiyatları için, “Zaten düşüreceğiz diye bir sözü iktidara gelmeden evvel vermedik“ diye savunması doğru değildir. Çünkü, bugün aldığınız tedbirlerin tamamen tersi söylemlerle iktidara geldiniz. Ama almak zorunda kaldınız. Çünkü alınması gerekirdi.
Bu belayı, ancak birlikte olursak aşarız. Bunu aşacağız. Ancak aşmak için önce dur otur beyanat vermek, sonra verileni öyle değildi diye açıklamak zorunda kalma hastalığından uzaklaşalım. Sonra tıpkı seçimlerin ertelenmesi konusundaki demokratik birliktelikte olduğu gibi olgunlukla herkesin katılımı ve emeğini işe dahil edelim. Gerçeği, tüm açıklığı ile olduğu gibi halkla paylaşalım.  

YORUM EKLE

banner456

banner465